bir kez daha....
Zaman ve mekan yoktur,bunu sadece hayatlarımıza engel olarak koyuyoruz.Neyi kabul edersek-inanırsak onu yaşıyoruz ve yaşantımıza çağırıyoruz.Korkular, endişeler,keder, pişmanlıklar,hayal kırıklıkları hükmediyor hayatlarımıza,hatta yön veriyor.Dışardan bir gücün bütün bunların üstesinden gelmesini bekliyoruz-kahramanını bekleyen çocuk gibi. O üstün güç tam sol göğsümüzün üstünde duruyor.İnanmak bize neyi kaybettirir ki... İyi olana,kendimize,mutluluğa inanmak bize zarar verebilir mi? Ya aklımız... Sürekli kendini sınırlayan,doğrular ve yanlışlar içinde kaybolmuş kapılarını kapatmış aklımız ne durumda..İşte bu devrede zamanı ve mekanı lehimize ve aleyhimize döndürebiliriz. Zamanla aklımız daha da yozlaşır, daha uzaklaşır esneklikten,yenilikçi düşüncelerinden ve mekanın korku tünelinde tıkanıp haline ağlar.
Beynimizin kıvrımlarında düşünülen her kelime hayata geçmek için can atıp duruyor,hayat bu kadar adilken bizim bu vazgeçişimiz niye? Kocaman bir HAYIR'la haykırmalı dünyaya...HAYIR VAZGEÇMİYORUM demeli.Sonra da içimdeki sonsuz sevgi bana yeter diye gülümsemeli evrene.
Sonsuzluk..işte benim en sevdiğim kelime. Bu kelimenin içi hem o kadar dolu ve hem de o kadar boş ki sayfalarca yazılar yazılabilir sonsuzlukla ilgili...Hele birde yanına eklenen kelimelerle daha da bir derinleşir. Sonsuz Aşk,Sonsuz İnanç... Hayat bu kelimeleri boşuna bize sunmuyor,benim gibi zamanın ve mekanın içinde kaybolup gitmiş aklının ve kalbinin labirentlerinde koşuşturup duran bir zavallı için ne yüce armağanlar... Peki bu armağanları geri çevirmek doğru mu? Madem ki bugün kalbim doğru yola girmeyi hedefliyor neden ona engel olayım ki...Sonsuz evrende herhangi bir mekanda herhangi bir zaman diliminde noktadan bile küçük olan ben aynı zamanda tüm evrenle aynı şarkıyı söyleyebilecek güçte olduğumu biliyorum.O halde bir kez daha korkmadan tüm kalbimle tüm ruhumla ayağa kalkıyorum rengimin ve kokumun geri gelmesi için...
|