tanrının varlığını anlayabilmemeiz için önce "tanrı" sözcüğünün bizim için ifade ettiği karşılığı bulmalıyız ki bu kişisel bir karşılık olacaktır yani tanrıyı tam anlamıyla dinsel ve dogmatik bir varlık olarak ele alabileceğimiz gibi tanrıyı evrenin kendisi,akışın kendisi,insanın kendisi gibi çeşitli kalıplara sokarak onu "gerçekleştirmeyi" becerebiliriz ancak tartışılan tanrı varlığı dinsel olan tanrı ki varlığının(en azından bizim şimdiye kadar görebildiğimiz kadarıyla)en önemli kanıtları peygamberler,kutsal kitaplar ve görüldüğü rivayet edilen mucizeler şimdi tanrının varlığının duyumsal ve yaşanan(bizler tarafından gerisini bilemiyoruz)bir kanıtı tarafımızdan görülmediği için insan onu anlama ve açıklama çabasına girişiyorki bu bize tanrının varlığına ilişkin felsefi kuramları ve bilimsel gerçekleri veriyor burada belirtilmesi gereken bir önemli nokta bilimin asıl amacının tanrıyı aramak değil gerçeği aramak olduğudur(felsefe de durum farklıdır) bilim sadece bize bu konuda fikir yürütmemiz için somut veriler,teoriler sunmakta ve onları maddesel düzeyde açıklamaktadır geriye kalan ise felsefenin bu sorun üzerine düşünerek cevaplar aramasıdır ve bu konu ilk çağ filozoflarından beri felsefenin gündeminde olan bir konudur tanrının varlığının insanın kendi aklı sayesinde yarattığı bir nevi mit olduğu görüşü ilgin bir görüştür daha önce hatırlamadığım bir yerde tanımadığım bir adam şöyle demişti:"insanlar ilk gece gökyüzüne baktılar ve yıldızları gördüler onlara dokunmaya çalıştılar ama başaramadılar ve onlara dokunabilen daha yüce bir varlık tasavvur ettiler ve ona tanrı adını verdiler" işte bu söz aslında tanrı kavramının insanların cevpalayamadıkları soruların yükünden kurtulmak için ortaya attıkları bir şey olduğu görüşüdür ki felsefi açıdan bakıldığında mantıklıdır.Felsefe de tanrının varlığını kanıtlayan veya kanıtlamaya çalışan veya tanrının var olmadığını söyleyen pek çok görüş vardır peki bilim bu konuda nerede durmaktadır ne tür bilgiler sunmuştur önümüze öncellikle belirtilmesi gerekn konu tanrının varlığının bilim adamlarınca bilim dışı bir alan olarak tanımlanmasıdır çünkü varolduğu kesin olmayan birşey maddesel olmayan birşey bilimin konusu olamaz ancak dediğim gibi bilim gelişerek tanrının varlığı üzerine yapılan tartışmalarda taraflara çeşitli ragümanlar sunar ancak bilimin amacı herzaman maddeyi dolayısıyla evreni açıklamaktır bu durumda tanrının varlığı konusunun tartışılması yeniden felsefeye ve düşünürlere kalır ki bu noktada bir kutuplaşma görürüz tanrı varlığını kabul edenler tanrının varlığını kabul etmeyenler(ve/veya karşı çıkanlar) bu noktada şu sorular sorulmuştur özellikle ikinci dünya savaşı sonrası avrupasının düşünsel yapısı doğal olarak çok büyük değişimlerden geçiyordu ve bu dönemde felsefeciler tanrının varlığını sorgulamaya ve şu soruları sormaya başladılar tanrı neden savaşlarda milyonlarca insanın ölmesine izin veriyor?Tanrı niye kendi yarattığı insanların kendisine inanmamasına izin veriyor?Tanrı neden bu kadar kudretliyken şeytanın(iblisin) insanları "baştan çıkarmasına" izin veriyor?
Bu gibi sorulara tanrının varlığını savunan felsefeciler ise "özgür irade" savıyla karşılık veriyorlar buna göre tanrı insanlara şeçme özgürlüğü sunuyor ve onlara sadece "gerçekleri" anlatarak kararı onların vermesini sağlıyor.Aynı zamanda evrendeki "şey"lerin yaratıcısız var olamayacağı,tanrının kudretinin inbsan anlayışını aştığını ve evrende var olan mutlak düzen gerekliliği gibi savlar sunuyorlar tabii bu konuda başka görüşlerde var dallanıp budaklanıyorlar örneğin agnostizm var tanrının varlığından şüphe duymak ama onu reddetmemek,varoluşçulukta ise sartre der ki:tanrının varlığına inanmıyorum ama eğer varsa bile onun kurallarını reddediyorum!" yine rönesans döneminde ortaya atılan düalizm gibi pek çok düşünce de vardır
peki buradan bir sonuca varabiliyormuyuz hayır?Peki varabilecek miyiz?Bilim tüm maddeci yapısıyla herşeyi gözlerimizin önüne serene kadar değil hayır!?Ancak felsefi olarak kişisel yargılarımızla sonuca ulaşabiliriz tabii yine felsefi olarak tanrı da evren de hayat ta insan da beynimizin hayalgücümüzün bir yaratısı olabilir yani ben şu an bu yazıyı kendi kafamda yarattığım bir siteye kendi yarattığım hayali kişilere kendi yarattığım hayali bir alfabeyle yazıyor olabilirim yani varlık ile herhangi bir şeyi derinlemesine incelersek ve bir çıkış yolu bulamıyorsak bunun öznel bir yargı olduğu sonucuna götürür ki bu soru bizi kendi benliğimizle yüzleşmeye götürür ancak eğlenceli bir yol daha vardır bekler görürüz zaten tanrı varsan ben ve benim gibi birkaç adamın cehennemde yeri hazırdır ha ama tam tersiyse atomlarımız başka gezegenlere güneşlere yakıt olur bu yazdıklarımızı da birdaha hatırlamayız
|