|
sn. taranta ve barbusse ye teşekkürler.
birey doğduğu toplum tarafından, ilkin ailede başlamak üzere daha sonra devletin çeşitli düzenleri içinde, tabiri caizse ıslah edilir. devlet ve toplumsal yapılanmalar kişi tekilini sistemin genel hayrı için yontar. bu yontulmuşluklar sonucu bireyi sisteme tekrar entegre ederek "etinden, yününden ve de sütünden" faydalanır. sömürü her yerdedir. siz onun farkında olmazsınız ama o sizin farkınızdadır, bir zamanlar bir yerlerde bir kurumunda size bir "kimlik" vermiştir ve bu kimliğin gereklilikleri olarak sizi sistem dışına bırakmaz. tüm devlet temelli eğitim bu minvalde devinir. okul, askerlik, ahlak kuralları, dini kurallar bireyin sistem içerisine angaje edilmesi için araçlardır.özellikle modern zamanlarda burjuvatik liberal politikalar jean baudrillard'ın deyimlemesiyle simülasyon düzeyinde kendini açığa vurur. birey "özgür"olduğuna inandırılır, şu meşhur "laisser faire" ilkesi herkes için geçerlidir denir; ama ne hikmetse bir tek kapitaller iş başındadır.özgürsünüz eğitim alın, özgürsünüz askere gidin, özgürsünüz vergi verin, özgürsünüz oy kullanın yöneticilerinizi seçin. sistem belirlenimi tamamdır ve birey ancak sistemin kendisine sunduğu kadar özgürdür. modern zamanlarda toplumlar yozlaşmıştır; alkol, fuhuş, uyuşturucu,sömürü, işkence,savaşlar had safhadadır. ah evet şu modernite denilen, insanları "heey bakın o kadar ilerledik ki ay'a bile çıktık" simülasyonları altında barbarlığın bile gerisine düşürdüler.
evet modern zamanlarda tanrı öldü, yerine akıl tanrılaştırıldı ve bilim din haline getirildi; voltaire, rousseau, diderot vbg. aydınlanmacıların insanlık ideali hayalleri.evrensel özgürlük, eşitlik, adalet haykırışları, sonuç...
sözü yine üstadın bir özdeyişiyle bağlayalım "sizin ideal nesneler gördüğünüz yerde ben insanca pek insanca nesneler görüyorum."
saygılar.
çok az çekerdi bilgi bizi, yolunun üstende bu kadar çok kaldırılacak utanç olmasaydı.(nietzsche)
|