|
12 eylül darbesinde ve öncesinde yaşananlara şahit olan biri olarak asla askeri bir müdehaleyi kabul etmiyorum. Sonuçta şu bir gerçektirki bu tip darbelerde ençok çalışanların hakları gaspedilir, sola balyozle savaş açılır sermayedarlara dokunulmaz.
Askeriye gelinceye kadar bir çok sivil oluşum var, gerek siyasi partiler, gerek yargı kurumları, gerek sendikalar v.b. Nerde bunlar neden meydanlara dökmüyorlar yüzbinleri? Demekki inandırıcılıkları yok.
Top yere düşmeden zıplamaz, bu yüzden askeri bir darbe ile "kurtarılmaktansa" artık yeter diyene kadar şeriat düzeninde yaşamaya razıyım ben. Bedel ödenmeden hiç bir şey kazanılmaz.
Birkaç generalin insiyatifinden medet ummak bence kolaylıktır, halk kendisi gerçekleri görüp gerektiğinde varolan iktidarı alaşağı etme yeteneğine ve cesaretine erişmedikten sonra sonuç değişmeyecektir. Toplumun kendisi tehlikenin farkına varmalı ve inanıp güvendiği rejimi korumak için gerektiğinde bedelini canı ile ödemeye hazır olmalıdır. Bugün anamuhalefet partisi dahil hiç bir kurum iktidara karşı bilinçli bir karşı duruş göstermiyorsa sorunu kendimizde aramamız lazım.
Düşünün sine-i millet dediler iktidar partisi istifaları onaylamam dedi sindiler. Halbuki CHP DYP ve ANAP milletvekilleri istifa dilekçeleri kabul edilmese bile topluca karar alıp meclise gitmeseler AKP sadece kendi üyelerinin varlığı ile Cumhurbaşkanı nı seçse seçilen kişinin saygınlığı tartışmaya açık olmaz mı? Şimdi ne görüyoruz? CHP resmen iktidar olmaya korkuyor, DYP ise şimdiden olası AKP - DYP koalisyonu için deyim yerindeyse AKP ye kur yapıyor.
Özetle;
NATO üyesi olan bir devletin silahlı kuvvetlerinin bu tip darbelerde daima solu ezeceğine inanan biri olarak değil darbe "balans ayarına" bile karşıyım...
Gerçekci ol, imkansızı iste...
Konu Mental tarafından (17-03-2007 Saat 00:36 ) değiştirilmiştir..
|