Birincisi resmi tarih ideolojisi güden bir kurumun , bir üyesinin görüşlerini ,kendi tarih saptamaların şekline getirirsen hataya düşersin. Çünkü adı üzerinde ideolojik tarihtir. Resmi ideolojinin tarihten anladığı ise YOK SAYMAKTAIR... Bu yalnızca Kürtler için değil Türkiye 'deki tüm azınlıklar için böyledir. Şu anda yaşanan tüm çatışmalar (Güneydoğu sorunu da dahil olmak üzere )bunun temelinde ortaya çıkmaktadır. İkincisi herhangi bir ulus devlet yada etnisite bilincinin gelişmediği bir dönemden bahsedildiğini göz önüne aldığımızda Osmanlı'nın Çaldıran öncesi Türkmenlere aldığı tavır tamamıyla Safevi-Şii propagandası karşısında ki bir taktiktir. Yani dini bazlıdır (görünüşte ki aslında tamamıyla yayılmacı amaçlar güder) . Osmanlı'nın türkmenler karşısındaki tutumu aslında Fatih döneminden itibaren hiç bir değişiklik göstermemiş olup genelde devşirme sisteminin yerleştirilmesi ve beylik dönemi bakiyesi olan, Osmanlının deyimiyle etrk-ı bi-idrak ( akılsız türkler) tebaa 'nın pasifize edilmesi ,mümkünse ortadan kaldırılması ( buna Fatih ilk olarak Çandarlı halil ibrahim 'i boğdurarak başlamış ve osmanlı yöetim kademesindeki türkmen kökenliler bir bir ortadan kaldırılmıştır.) amacı güdülmüştür. bu etrak-ı bi- idrakın esas belirleyici özelliği ki Anadolu nüfüsunun %85-90 'lık kısmından bahsediyoruz , heterodoks islam ( tabii ki yalnızca tanım gereği böyle kullanmak durumundayım çünkü mevcut inanaışların islamiyet ile uzaktan yakından ilişkisi yoktur ) inancına sahipti. Yani orta asyadan gelen şaman inançları halen kuvvetli biçimde devam etmekteydi ve osmanlı son dönemine kadar da böyle devam etti. Üçüncü olarak olayı etnisite bazında değerlendiren ve inanılmaz bir yanlışa düşen sayın yazarın deiklerine gelecek olursak ,burada halaçoğlundan önce Türkiye'de Bektaşilik ve onun 19.yy sonrası devamı olan alevilik konusunda inanılmaz bir dimağ olan Prof. Dr. Irene Melikoff 'un saptamalarını kaale almak daha doğru olacaktır . Melikoff'a göre Bektaşilik ve Alevilik anadoluya Türkmen göçleriyle birlikte gelmiş bir inanç sistemidir. Muhtemelen Türk boylarından daha önce islamiyetle tanışmış olan Kürtler arasında çok rağbet görmemiş (kürtlerde halen mevcut feodal yapı nedeniyle) , zaten Osmanlı tarafından da böyle bir duruma izin verilmemiştir. İşte bu meyanda Melikoff şu saptamayı yapıyor , kürtler de alevilik tanımlaması buradaki türk aşiretlerin , o dönmde yörede baskın olan kürt yaşayış tarzı ve kültürü içinde değişim gösteren yani kürtleşen türkmenler ile ortaya çıkmıştır. Bugün güneydoğu ve doğu anadoluda bu halen bazı kürt aşiretleri arasında bilinmekte ve gayet açık biçimde hiçbir resmi dayanağa gerek duyulmaksızın bu insanlar tarafından belirtilmektedir. Ermenilerin alevileşmesi konusunda belirgin bir saptama yoktur ancak özellikle ittihat ve terakki dönemindeki tutum çerçevesinde bir kaçış yolu olarak can kaygısı içerisinde müslümanlığa geçen Ermenilerin olduğu bilinmektedir. Bunlarda yöredeki baskın müslüman -şafi kürt nüfus içinde kaynaşmış olabilir. Bunun kanıtı mevcut değildir. Zaten olsa da hiçbir önemi yoktur. Anadoluda köken aramak elbette doğaldır , ancak bulmak mümkün değildir. Tarih içerisindeki göç olgusu ,savaşlar , kıyımlar göz önüne alındığında ve dünyadaki 3 kişiden birinin Cengiz Hanın genetik materyalini taşıdığı bilindiğine göre artık bu yersiz çabalar son bulmalıdır. Tabii yersiz çabadan kastım kesinlikle tarihin doğru ve bilimsel olarak öğrenilmesi değildir. Bu olması gerekendir. Kastım ideolojik tarih öğrenimine ve aktarımına son verilmesidir.
|