
15-03-2007, 21:55
|
|
|
Cihan Yavuz - Birkaç Yazı

AYRILIK SALGIN BİR HASTALIK GİBİ DOLAŞIYORDU ŞEHİRDE...
Ben hayatımı yazarak ve konuşarak kazandığımı sanırdım. Meğer değilmiş.
Aradığında, kalbim biraz daha yavaş ve biraz daha uzun aralıklarla atsaydı, ben de seninle biraz daha hızlı ve biraz daha uzun konuşabilirdim.
Söylediklerin karşısında kurduğum cümleler ve kelimeler arasında bıraktığım boşlukları kalbimin atışları dolduruyordu. Ama sen bunları duymuyordun. Kelimeler ve cümleler karşısında kurduğum krallığın, nasıl birkaç saniye içinde yıkıldığını, normal bir zamanımda karşımda köle olan kelimelerin nasıl bana isyan ettiğini, sesini duyduğumda gördüm.
Meğer hepsi boş bir krallıkmış. İhtiyacım olduğunda hepsi çekip gittiler. Bir harf bile bırakmadılar bana. Arkamı dönüp baktığımda, sensizlikten kalan boşluk gibi bomboştu.
Durdum durdum durdum. Sen konuşuyordun. Sesini duyuyor, susuyor ve duruyordum. Cümlelere karşı kaybettiğim savaşı, senin sesini duydukça her saniye biraz daha idrak ediyordum...
Yenildim, senden önce kralı olduğumu düşündüğüm kelimelerin nasıl kölesi olduğumu gördüm. Kumdanmış kalelerim sesin karşısında yıkıldı gitti, buzdan bir krallıkmış uygarlığım, adının güneşiyle eridi bitti.
Ayrılık bir salgın hastalık gibi dolaşıyordu bu şehirde. En büyük, en güçlü aşklar bile parçalanıp gidiyordu bu vebada... Bizim de vitaminlerimizin yetmediği, bu salgın hastalığa tutularak ayrıldığımız günleri düşündüm, sen konuştukça. Kader demiştim o günlerde. Kelimenin en çok kullanılan kötü anlamıyla “kaderdi” işte...
Kader kelimesinin hep olumsuz bir anlamı olduğunu düşünmüştüm, senin sesini duyduğum güne kadar. Sesin ile beraber Kader kelimesi hayatımda ilk kez olumlu anlamıyla karşıma çıktı. Kader aynı zamanda olumlu bir kelimeymiş, o gün anladım...
Şimdi ben yine -yanacağını bile bile ışığa doğru giden kelebekler misali- ışığına doğru gidiyorum,
yanacağımı bile bile...
14.12.2006
YİNE SANA YAZDIM, İÇİMDE DURDUKÇA AZALACAKTIM...
Sen gittiğinde herşey biter sanmıştım.
Beraberinde sana olan tüm sevgimi, yaşadığımız tüm güzel günleri, içimde sana karşı bitmek bilmeyen özlemi, seni her gördüğümde aşktan parlayan gözlerimi, sadece senin için attığını çok iyi bilen kalbimi de, götürürsün sanmıştım.
Oysa bitmedi. İçimde bana dair herşey bitti de, sana dair hiçbirşey eksilmedi.
Anladım ki ben durumsuzmuşum. Anladım ki ben kelimesizmişim. İnsanlar en güzel kelimeleri yaşadıkları durumların ardından çıkartabiliyormuş. Yaşanmayan acıların kelimeleri sözlükten seçme oluyormuş. Sensizliğin acısının nasıl olabileceğini hep tasvir etmiştim. Gittiğinde kendime söyleyeceğim çok fazla kelimem var sanıyordum.
Ama olmadı.
Kendimi teselli için bir araya topladığım kelimeler düzenli ve güzel bir cümle olamadan dağılıp gittiler. Bir kez daha anladım, ben bu durumlar için kelimesizmişim, kelimesiz, çaresiz, geçmişsizmişim...
Sensizliği hissettiğim ilk gecenin, saatleri çoğalırken ben azalıyordum. Bir insanın saniye saniye azalmasını seyrettim suretimde. Böyle acılar ilk saatlerinde vururmuş insanı, sonrası hikayenin senaryolaşması..
Bütün gece hayat yanımdan aktı geçti. Ben hiç de düşündüğüm kadar güçlü olmadığını hissettim. Güç insanın zayıflıklarını kullanmamasıymış, ben, bütün zayıflıklarım yastığım gibi başımın altında dururken, geceyi bitirdim.
Sen gittiğinde herşey biter sanmıştım.
Yanılmışım
Herşey bittiğinde sen gidersin sanmıştım.
Yanılmışım..
Yine sana yazdım, içimde durdukça azalacaktım....
16.01.2007
DÜNYANIN EN GÜZEL YALANIYDIN...
Bir organ mafyasının kurbanından böbreğini çalma titizliğinde, kalbimi çaldın birgün. Kusursuz, kansız, ardında iz bırakmadan. Oysa ben sana bağışlamıştım kalbimi, ait olduğu yere...
Artık dünyanın en güzel organ mafyasıydın benim için...
Bir sabah uyandım. Bana söylediğin her kelimenin, yaşadığımız her anın, vaad ettiğin her mutluluğun, beyaz geçmişimizin basit yalan olduğunu gördüm. Oysa her yalanını kalbimle aklamıştım ben senin.
Artık dünyanın en güzel, en acı verici, en mutlu edici, en uzun, en gerçek, yalanıydın
Sen yokken her sabah biraz daha yaşlı uyanıyorum,
Dünyanın en güzel yalanıydın, her gün sana yeniden inanıyorum...
20.02.2007
|