"Yazgı"sını reddettiği için belki, "Baba"sız kaldığı için...
İnsan; yazgısı ölüm olan, tek başına dünyaya fırlatılan ve hem de dünyanın ortasında yapayalnız kalan. Sonra yalnız, daha yalnız, daha yalnız insan.
Baba'nın öldüğü yahut unuttuğu yönündeki lakırdıları bir kenara koysak da sorsak: "Ya acizse?" diye...
Ya inanç? Nedir inanç? Neye inanmalı?
İyiliğin kazanacağına, ilahi adalete, eşitliğe, iktidara?.. Gülünç olmadan bunun yanıtını vermek ne zor!..
Hiççi değilim, inancı da yaşamak için gerekli buldum hep ama artık yaşamak istemeyen birinin yaşamaya ikna edilme süreci de, bütün o laflar da gülünç geliyor bana. Söylesenize neye dayanarak alabiliriz bu sorumluluğu sırtımıza?
Güzel günler göreceğini söyleyerek ve bekleyerek mi vadedilen cenneti?
Yok. "Gelecek günler için gökten ayet inmedi bize, onu biz kendimiz vadettik kendimize"
Ustasın sabahları yapmada,
En katı yoklukları koyarak insanın içine,
akşamüstlerinde biraz gaddarsın.
|