|
Hiç... Yokluğun en çukuru mu kendileri? Ve bizler tamda sıyrılamadan düşüp o çukura dansa mı başladık meşk içerisinde? Yüklenilen değerleri sırtımızdan atmakmıydı asıl derdimiz yoksa iki yüzlülüğümüz mü? Olduğumuzu sandığımız yerde ne kadarımız vardı ve verilen izinler dahilinde sürdürülen sözde varlığımıza geçip aynanın karşısında ne kadar bakıyorduk? Aynadaki silüet bize mi aitti yoksa sırtımızdan atılana mı? Her sunuş bir kabullenişe ve her kabulleniş dönüşsüz yollara eş düşüyor. Bu eşdüşmeler ise yüreğimizden bir parça daha alıp götürüyor. Çoğalacağımızı umut ettikçe eksiliyoruz. Ardı sıra yaratıp yeni değerlerimizi, yaşamaya devam ediyoruz meşk içerisinde... lanetler yağdırdığımız eyleme...
Kim dikti bu gökdelenleri
Ve neden en tepesindeyim sorgulamalarını bırakıp bir kenarı
Açıp kanatlarımı süzülüyorum şatoma doğru
Sakinliğime... Sakiliğime....
|