sonra hep birden;
konuşmakla sınırlıdır her şey!
bir başka deriye
bir dokunuşla
erir parmaklar
kendini yalnız hissettiğin zamanlar olur mu
hassasiyetine;
ben yalnızım
desin hep,
robert de niro
kısa bir
geriye sarışla
konuşmakla sınırlıdır
her şey
ben yalnızım
ve gelmiyor bazen
vızı vızı,
dalgalara karışamıyorum
köpüklerin içinden
duyamıyorum
suda aksimi,
kısa bir zaman bu
konuşmakla sınırlı her şey
çakıltaşlarına patlayan köpükler.
esterefen sürüklemiş onu,
her yeni anılışta
anlam yenileyen
bir yutkunma bu
beyaz sıvılardan
sahildeki bitkilere
tekrarlanıyor;
konuşmak yalan söylemektir!
sınırsız yalan mı söyleyelim?
o halde biri
yalan söyleyerek
düşürmüş galiba beni
bu hikmete.
merhaba nasılsınız?
iyiyim,iyiyim
üfürüldüm sadece
devam edebilir miyim?
devam edemezsiniz
sıkıştınız bu deliğe
komik bir deyişle
hepimiz toptan
birer robert de niro
sonra hep birden;
konuşmakla sınırlıdır her şey!
tırnaklarını kemiriyor
zifir,
böyle konuşulduğuna inanıyor
zifir,
kendini yiyerek
yaratıyor,bir zaman sonra
düşmüyor
bir damla karanlık
çocukların dillerine!
konuşmak değil
bir çelişkiyiz
biz avlunun tam orta yerinde
bir müştemilatız,
ne garip bir kelimeymiş di mi bu?
esterefen geldi bak,
bir korku filmi gibi
oldu bu,
düştü bir damla karanlık
çocukların dillerine;
müziğin içinde
ne kadar şiir varsa
anlamaz artık
kim dilşikar,
kimse duyamaz artık
nasıl bir müzik vardı ki
şiirin içinde?
şar bir bardak daha çay içer misin?
yoksa hemen mi anlat bize
yaz bilgisi bir kuruntuysa,
kılavuzu
ne menem aksak bir şeydir?
aa biliyorum,boynu kırılır
her bahar bir çekirgenin,
unutmadım hala
nasıl unuturum
nicedir hepimiz
hep çekirge,
unutulmuşuz
müştemilatlarımızda!
zorluyor
bu kitabın
lanet eki,
açılınca zor kapanması
zor birtakım kapıların
kapanması,uğraştırıyor
şar'ı,
ama yine de
kısaca anlatacak bize
bu rüzgarların
değişik değişik
esrarlarını.
uykuyu beklerken…
