Alıntı:
|
maria´isimli arızadan alıntı
Şu boyut unutuluyor mu nedir; geçen televizyonun birinde bir genç kız konuşuyordu, 'dinsiz bir adamla evlenmektense, dindar bir adamın dördüncü karısı olmayı yeğlerim' diyordu, afaki geliyor duyunca ama söyleyen samimi; bir kimlik kazanmak onun silik yaşamında önemli. Köyde üretime katılan genç kızlar, evlenince kente göçüp tüketen kesim oluyorlar lakin yine bir kimlik kazanmış olmanın ihtiyacından...
Akp'nin yahut da ılımlı islam modelinin kadına biçtiği rôl eğitimli ama üretmeyen kadın, kocası ve çocuklarına daha birikimli bir eş/anne, özel alanda itibarlı lakin kamudan dışlanmış...
|
Yıllarca önce idi. Sosyoloji dersinde bir öğretmenimin söylediği şu sözü hiç unutmadım.
"Teknolojik değişimler daha hızlı, kültürel değişimler yavaş gerçekleşir."
Eskilerin hoş bir tabiri vardır.
"Boyacı küpü değil ki sokup çıkarasın" derler. Yüzlerce yıldır,
"Din" kılıfı içerisene konulup insanlara dayatılan kimi örflerin, bir an da terk edilmesi mümkün değildir. Evvelce
"Mürteci/Yobaz" olarak vasıflandırılan çevrenin kız çocuklarını okutmadıklarından yakınılırdı. Nitekim bu yakınmalar haksız da değildi. Ancak şimdi "
Okuyorlar ama üretimin içinde yoklar" deniyor. O da olacak ama zamanla.
Bu gün bir çok insanın aklında bir
"İslâmi devlet" modeli şekillenmiş olabilir. Fakat bu bir hayaldir. Kişilerin gönlünde yaşamayan İslâm, devlet denilen siyasi otoritede kenidisini gösterirse, kimi çevrelerin menfaatlerine paravan bir baskı aracı haline gelir. O zaman da insanlara hidayet kaynağı olmaktan çıkıp, bir zulüm aracına dönüştürülmüş olur. Bazı müslümanlar şöyle düşünebilir.
"İslâm devlette uygulansın. Biz de daha kolay bir İslâmi hayat yaşayalım." Bu düşünce, 200 katlı bir gökdelenin yapımına tavanından başlanmasından daha abuk bir şeydir.Çünki arzuladıkları
"İslâmi devlet"i uygulayacak olan da yine kendileri gibi insandır. Nasıl ki tıp tahsili almamış ve kendisni yetiştirmemiş kişilerin eline insan sağlığı emanet edilemezse, İslâmı çenesinden aklına ve gönlüne aktaramamış, bizzat kendisi hayatını İslâma göre düzenleyememiş insanların da, başkalarına yine İslam adına verebilecekleri bir şey olamaz.
Bu sebeple her inanç sahibinin ya da ateistin, başkasının dışlama ve tepkisinden çekinmeden rahatça yaşayabildiği bir ortam/devlet modeli, içinde bulunduğumuz koşullarda herkes için en iyisidir. Yani Lâiklik siyasilerin ağızlarına pelesenk olmaktan kurtulup gerçek anlamda uygulanabildiği ve hiç kimsenin
"Öteki" nin inanç ve yaşama biçimini kendisi için
"Tehdit" olarak algılamamayı becerebildiği zaman, sıkıntılarımızın çoğunu da aşmış olacağız.