Akp, liberallerin desteğini AB ile; İslamcıların desteğini türban ile; Kürt siyasilerin desteğini DTP ile (Gül'ün Çankaya'ya çıktıktan sonra ilk yurt-içi ziyareti Diyarbakır'aydı, Kürtçe AKP hükümeti zamanında yayın serbestisi kazanmıştı, DTP'yi herkes ötelerken AKP tarafından siyasal anlamda itibar görmüştü. Özerkliğe karşı kapsamlı af kartı yine AKP döneminde ortaya sürüldü); Ordunun desteğini de operasyon ile (Anımsayanlar olacaktır, Büyükanıt-Erdoğan arasından başbaşa -gazetecilerin deliler gibi merak ettiği- İstanbul buluşması, Ordu ile AKP arası "kankalığın" prensipte anlaşmaya varıldığının ilkelerinin çizildiği, pazarlığının yapıldığı yaşanan günlerde TSK'nın mevcut hükümete tavrındaki ılımlı tutum izledi. Siyasî arenada TSK, e-muhtırası ters tepince ve demir yumrukçularla bir yere varılamayacağını anlayınca etkinliğini kaybetmemek için hükümetle flört etmeye başladı. Bunun karşılığında da AKP, DTP'ye arka çıkmaktan vazgeçip operasyon kararını meclisten rahatlıkla çıkarabildi); toplamda da halkın desteğini tüm bu bileşenler ve dahası ile alarak siyasal tarihte en kişiliksiz duruşu nabza göre şerbetçiliği ziyadesiyle yerine getirmiş görünüyor. Mart tezkeresinin reddi ve çuval olayıyla ABD ile belki de uzun yıllardır açılmadığı kadar açılan dış siyasal ilişkiler de tamir edilmişe benziyor. ABD, Irak'ta elini güçlendirecek sunnî aşiretlerle flörte başlayınca PKK'ya ihtiyacı kalmadı. Aksine İran için Türklere ihtiyaç duyacaktı. Zapsu'nun da dediği gibi "adamı kullanmak" ABD'nin çıkarına olacaktı.
Bu koşullar altında başlayan operasyon, yine Gates'in henüz daha Türkiye'ye gelmeden uçakta verdiği "bitmeli" beyanatıyla sonlandırıldı. Buna şaşmamak lazım.
Baykal, Gül'ün çağrısına; Anayasayı değiştirmeye gerek kalmaksızın türbanın Erdoğan-Bahçeli-Baykal arasında çözümüne dair davetine son anda "hayır" diyerek oyun dışı kaldı ya da yenice bir oyuna tüm "dışlanmış elitlerin" oylarını avlama stratejisini bir kez daha benimsedi.
Cumhuriyet elden gidiyor dövünsütüyle, TSK'nın eteklerine övünçle saklanan CHP'nin gazası mübarek olsun...)
Yanıt mı, yanıtı demokrasinin siyasal çekişmelerle böylesi rafa kaldırıldığı zamanlarda ancak seçmen yaklaşan yerel seçimlerde "oy" sandığında verecektir... Verebilecek midir?
İşte orası muamma...
Muhalefetsiz bir ülkede yine ehven-i şer kuralları tıkır tıkır işleyecektir...
Hani arada bir şortuyla asker karşılayan Özal'ın radikal çıkışlarını özlemiyor değilim...
(Not: 8 Mart Dünya kadınlar günü kutlu olsun mu, olsun...

)