|
Sitede "ruh var mıdır" minvalinde pek çok teolojik kavram tartışmasının yanında "özne"ye, benlik"e vurgu yapan bu "varlık" sorunsalıyla ilgili anketvâri forum hoş kaçmış açıkçası.
(Bu arada ben aylardır forumdayım hâlâ yardım almaksızın anket açabilmeyi başarabilmiş değilim, ya siz çok kabliyetlisiniz ya da ben epey kabiliyetsizim, tebrikler...))
Bilgi nesnesi olarak, öznenin varlığının "düşünceyle" açılımını sunan meşhur cogito ergo sum.
Varlığım eksik ve ne yazık ki hiç de tamamlanamayacak...
Esas olan varlığımı tamamlama serüvenim...
Bu soruyu soranlar düşünemeyen «şey»lerin var olmadığını mı sormaktadırlar acaba?
Hayır.
Düşünüyorum öyleyse varım ile düşünen her «şey» vardır önermesi arasındaki farkı "sezgi" ile açıklamaktadır kendileri.
Öyleyse varlık «anlamladırma»yla ilişkilendirilebilir.
Herhalde Matrix filminin ana temasının "duyularımızın" bizi yanılttığı temelinde olduğunu biliyorsunuzdur. Yaşadığımız tüm dünya bir simulasyon, Truman Show vari bir düzenek olabilir mi?
Duyu organlarımızla algıladığımız "şeylerin" bir yanılsama olabileceği kuşkusuz. En bilinen örnek de suyun içindeki çubuktur, çubuğun kırık olmadığını duyularımızla algılayamayız, algımız yanıltıcıdır, Lakin çubuğun kırık olmadığı "bilgisine" sahipsek "gerçeği" biliriz, peki ya bahsi geçen gerçek "bilgi" nasıl elde edilir?
Bilimsel bilgi dahi yanlışlanabilir doğrular verirken üstelik.
Sezgiyle. Ussal bir disiplin. Ama mutlakiyeti de dışlıyor.
Elbette maddesel bir mekan-zaman kavramından bahsetmiyor «varlık»ı irdelerken Descartes. Bu önermeyi şöyle de algılayabiliriz, bir "benlik" kavramı üzerine değil, bir "düşünce" kavramı üzerine yoğunlaşmıştır. Ben de bir başka kuşku uyandıracak soru bırakıp ayrılayım sayfadan; "düşünce" sonsuz mudur?
(Aramıza felsefe öğrenimi almış arkadaşlar da katılmış, bol felsefe sohbetleri dileklerimle...)
|