Konu: Iramak
Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 25-02-2008, 00:38
samathana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
samathana samathana isimli Üye şimdilik offline konumundadır
dönüşlü
 
Üyelik Tarihi: 31-10-2007
Nerden: İstanbul (?)
Mesajlar: 320
Standart Iramak

Seninle yaşadıklarımızı düşündün mü ya da yaşamı?
Sonrasızlığını düşündüğümüzde elimizde kalanların ne olduğunu biliyor musun?
Koca bir sıfır, bir sıfırın da ötesinde umulmaz bir yalnızlık aslında, öylesine boş öylesine el tutmaz bir yalnızlık bu yaşamak denilen şey. Hani ellerine alıp da bir türlü yakalanamayan özgürlükler var ya işte aynen öyle bir şey bu yaşam(ak).
Gecenin soğukluğunu bir yana bırakıp tüten hayalleri özleyebilmenin dehşeti, belki de geceyi yakalayabilmek. Yakalayıp da bir kere ellerine bakmadan ağlamak. Sonra geceydi ve ellerim öylesine üşüyordu ki ne yapacağımı bir türlü bilemez oldum. Yalnız akşamlarımda söylediğim türküler var ya hani senin bir türlü dinleyemediğin. Kendimden geçtiğim anlarda yoksun yanımda, oysa hep yanımda olmanı istemiştim ben senin, sen yanımda değildin ve kendimi paylaştım geceyle ne kadar yalnız da olsa yıldızlar paylaştılar ateşlerini ve sigaramı bölüştüler benimle; ama ben bir nefes bile çekemedim, acıyordu içim!
Titrek bir dalganın çarpışında kıyıyı bekledim seni, ustanın dediği gibi “belki bir ekmek bekler gibi bekledim seni” gittiğin anları düşündüğümde sevmek özleminin ne olduğunu bildim -bilmeden gecenin korkusunu- ve güldüm kendimce oysa hayat ne kadar mutluydu, mutsuzluk içimde kapalı bir kuşken hep seni bekledim ben gecenin içinde. Gecesi olmayan sabahları beklerken ne kadar da aydınlıktı gökyüzü. Bir kuş uçuşunun havayı bıraktığı izleri gördün mü hiç sevgilim? Ve bildiğin bir şey daha var sevgilim ben bilmiyorum. Kırmızı şarkılar söylerken ben gökyüzüne doğru iyimserliği yok eden uğultuları duydum senin kulaklarında ve kör bir kedinin haykırışlarını bekledim elimde olmadan. Zamanı hem de neden bildiğim neden bilmek istemediğim duyguları ararken. Zamansızlığı kovalamak isterken seninle “ben” zamana tutsak kalmıştık hem de sensizliğin en derin yerlerinde. Bir gün uyandım sensizlikle. Bir körlerin görebildiklerini görüyordum.
Elimi tuttuğun anları(mı) hayal ederken koca bir gülümseme koptu ellerimden. Ve öyle haz vericiydi ki sabahları kör doğmak ne ben anlatabilirim sevgili ne de sen anlayabilirsin sözlerimi. Zamansızlığa sarılırken elimde tuttuğum hayallerim gördün mü sen benim? Hepsi apaktı nasıl anlatabilirim ki. Yine de anlatmalıydım hayallerimi umutsuzluğun peşinde koşarken yakalayıp da hapsedemediğim düşlerimi ve korkularımı en derinlerden gelen. Anlatmalı insan dertlerini kederlerini kimsesizlik denen heyulaya, korkmamalıydım.
Anlatacaklarım ne kadar hezeyanda olda konuşmalıydım geceyle, DİNLE BENİ EY KARAMSARLIĞIN AYAĞINI TUTTUĞU ZAMANSIZLIK! ACI DÜŞLERİME, SENİN GÖREBİLDİKLERİN NE Kİ BENİM DÜŞLERİM İÇİN? BİR BARDAKTAN AKAN ŞARAP DEĞİL MİYDİ YAŞADIKLARIMIZ SENİNLE? DÜŞÜN BİR KERE ELİNDE OLMADAN BÜSBÜTÜN ZAMANSIZLIĞIN PARLAK DÜŞLERİNİ SONRA KENDİNCE ZAMANSIZLIĞA GÜL VE AĞLAMA ASLA BİR YALNINZLIĞIN PEŞİNDEN; ÇÜNKÜ UNUTMA Kİ AĞLADIKLARIN SENİN GÖZYAŞLARINDAN İBARET DEĞİL SADECE BENİM GÖZ YAŞLARIMI DÖKÜYORSUN SEN GECEYE!


"senin yolculuğuna katılamam
ben sadece bir konuğum"
T. Angelopoulos
Alıntı ile Cevapla