Tekil Mesaj gösterimi
  #6 (permalink)  
Alt 11-03-2007, 16:42
titania
Guest
 
Mesajlar: n/a


8 Mart Dünya Kadinlar Günü, kadin haklarinin kazanilmasinda nerelerden baslandigini ve bugünlere nasil gelindiginin hatirlanmasi için özel bir gün.

8 mart ,1857 yilinda New York'lu dokuma isçisi kadinlarin ağır çalışma koşulları ve uzun iş saatlerine karşı daha insanca bir yasam isteyerek, greve başladıkları gündür.1857 de kadınların başlattığı bu grev kentteki diğer fabrikalara da yayıldı.Grevin önüne geçemeyen patronlar kadın işçileri fabrikaya kilitleyip fabrikayı ateşe verdiler.Çok az kadının kaçmayı başarabildiği fabrikada 129 işçi kadın yanarak can verdi.Tarihte ilk kadın grevi olan 8 mart ,1910 yılında Alman sosyalist kadın Clara Zetkin'in 2. Enternasyonal'e önerisiyle Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edildi.Her ne kadar son yıllarda 8 Mart sınıf mücadelesi özünden koparılıp kadın erkek sorununa indirgense de hala 8 Mart emekçi kadınların kapitalist ataerkil sisteme karşı sınıf savaşımı verdiği,eşitlik ve özgürlük için mücadele ettiği bir gündür. .





1910 yilinda Danimarka'nin Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bagli kadinlar toplantisinda, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yanginda yasamini yitiren 129 kadin isçi anisina 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadinlar Günü olarak kutlanmasini önerdi. Kadin haklari hareketini, özellikle oy hakkini onurlandirmayi amaçlayan Kadinlar Günü önerisi oy birligi ile kabul edildi.

1975 yilinda Dünya Kadinlar Yili'ni ilan eden Birlesmis Milletler Örgütü, 16 Aralik 1977 tarihinde 8 Mart'in tüm kadinlar için Dünya Kadinlar Günü olarak kutlanmasini kararlastirdi. Kadinlara esit haklarin verilmesinin Dünya barisini güçlendirecegi kabul edildi.
Böylece 8 Mart, dünyada kadinlarin yüzyildir yürüttügü özgürlesme mücadelesinin kutlandigi ve kadinlarin güncel taleplerinin ifade edildigi bir gün haline geldi.

Dünya Kadininin ortak sorunu; Siddet, taciz, ayrimcilik
Dünya Kadinlar gününün "resmi olarak" 28. yilini kutluyoruz...
Kadinlarin erkeklerle esit haklara sahip olmak yolunda verdigi savasin temsili baslangici 8 Mart 1857 yilinda Amerika'nin New York kentinde basladi. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarinda çalisan 40.000 isçinin insanlik disi çalisma kosullarina ve düsük ücrete karsi baslattigi grev, polisin saldirisiyla kanli bitti. Saldiri sirasinda çikan yanginda çogu kadin 129 isçi can verdi. Isçilerin cenaze törenine 100 bini askin kisi katildi.

1910 yilinda Danimarka'nin Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bagli kadinlar toplantisinda, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yanginda yasamini yitiren 129 kadin isçi anisina 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadinlar Günü olarak kutlanmasini önerdi. Kadin haklari hareketini, özellikle oy hakkini onurlandirmayi amaçlayan Kadinlar Günü önerisi oy birligi ile kabul edildi.

1975 yilinda Dünya Kadinlar Yili'ni ilan eden Birlesmis Milletler Örgütü, 16 Aralik 1977 tarihinde 8 Mart'in tüm kadinlar için Dünya Kadinlar Günü olarak kutlanmasini kararlastirdi. Kadinlara esit haklarin verilmesinin Dünya barisini güçlendirecegi kabul edildi.

Aradan yillar geçti...
Peki ne degisti?
Kadin yine baski altinda, yine is hayatinda yerini istedigi gibi alabilmis degil, sözlü ve fiziksel siddet görmekte, hala siyasette kendini tam anlamiyla temsil edememekte...

1557 kadin ve 993 erkekle yapilan 'Türkiye'de Kadinlarin Siyaset, Üst Yönetim ve Is Yasamina Katilimi' baslikli arastirma, yüzde 92.27'lik bir oranla 'çalismak isteyen her kadinin çalisabilmesi gerektigini' ortaya koyuyor.

KADININ ÇALISMA ENGELI; ERKEK EGEMEN TOPLUM

Kadinlarin yüzde 18.2'si çalismama nedeni olarak 'ailedeki erkeklerin izin vermemesi'ni gerekçe gösterdi. Katilimcilarin yüzde 65.1'i kadinlara siyasette firsat taninmadigini belirtirken, bu oran kadinlar arasinda yüzde 74 olarak saptandi.

'Çalisan bir kadinin namusunu koruyamayacagi' önermesine katilimcilarin sadece yüzde 7.6'si katilirken, 'kendi çevresinde, çalisan kadinlara kötü gözle bakildigini' söyleyenlerin orani yüzde 20.3 , 'esini çalistiran erkeklerin ayiplandigini' belirtenlerin orani ise yüzde 21.6 oldu. Katilimcilarin yüzde 92.2'si 'çalisan kadinin kendisine saygisinin artacagini', yüzde 87.2'si 'aileden zengin de olsa çalismanin kadini daha iyi vatandas yapacagini', yüzde 92.2'si 'çalismak isteyen her kadinin çalisabilmesi gerektigini' düsünüyor.

Ücretli bir iste çalismayan kadinlarin yüzde 23.6'si, çalismama nedenleri arasinda 'küçük çocuklarina bakmak zorunda olmalarini' gösterirken, bunu yüzde 18.2 ile 'ailedeki erkeklerin izin vermemesi', yüzde 18.1 ile de 'is bulamamak' takip ediyor. Katilimcilarin yüzde 93.6'si 'çalisan evli kadinlarin eslerinin de ev isleri ve çocuk bakimini paylasmalari gerektigine' inanirken, bu oran kadinlarda yüzde 97.7. 'Ev hanimlarinin eslerinden maas almalari gerektigi' fikrine kadinlarin yüzde 21.4'ü, erkeklerin ise yüzde 9.8'i katilirken, devletin kres ve çocuk yuvalari açmasini destekleyenlerin orani yüzde 95.6 oldu.

Katilimcilarin yüzde 97.1'i 'eslerinin kötü muamele ettigi kadinlar ve çocuklari için siginma evleri açilmasini' destekledi. 'Isyerinde cinsel taciz' konusunun da ele alindigi arastirmada, katilimcilarin yüzde 14'ü 'bu tür bir davranisa muhatap olmus kadin tanidiklari oldugunu' belirtirken, isyerinde cinsel tacizin kadinlarin islerinde ilerlemelerini engelleyen bir unsur olarak görüldügü kaydedildi.

KADINA YÖNELIK SIDDET DÜNYANIN HER ÜLKESINDE VAR
Uluslararasi Af Örgütü, kadina yönelik siddetin yasamin her alaninda dehset verici oranda arttigini açikladi.

Arastirmalar, cinsiyet ayrimciligi ve siddetin tüm dünyada hizla sürdügünü gösteriyor. Türkiye'deyse kadinlarin büyük bir kismi siddetle, daha evliliklerinin ilk yillarinda tanisiyor.
Kadinin Sosyal Hayatini Arastirma ve Inceleme Dernegi'nin dünyada ve Türkiye'de çesitli arastirmalara dayanarak açikladigi verilere göre, kadinlarin en büyük sorunu dayak. Türkiye'de evliliklerin ilk 3 yilinda üniversiteli kadinlarin yüzde 73'ü, gecekondu ve kirsal kesimde yasayan kadinlarin ise yüzde 90'i siddete maruz kaliyor.
Erkeklerin yüzde 45'i kadinin kendisine itaat etmemesi durumunda dövme ve tecavüzü hak görüyor. Erkeklerin yüzde 23'ü esine tecavüz ediyor. Ekonomik yasamda da kadinlarin sorunlari açisindan geçen yillara göre gözle görülür bir iyilesme yok. Çalisabilir kadinlardan ancak üçte biri istahdam edilebiliyor. Toplam 5 milyon sigortalinin yüzde 12'sini yani 600 binini kadinlar olusturuyor.

Diger ülkelerin durumu da Türkiye'den pek farkli degil. Uluslararasi Af Örgütü'nün hazirladigi raporda, dünyada her üç kadindan birine tekabül eden bir milyara yakin kadinin dövüldügü, seks yapmaya zorlandigi veya taciz ve siddetin bir baska seklini yasamak zorunda birakildigi belirtilen raporda, bu siddeti yaratanlarin da genellikle kadinin yakinindaki erkekler ya da aile bireyleri oldugu kaydedildi.

POLISIN GÖZÜ ÖNÜNDE 52 BIÇAK DARBESI
Adana'da nikahsiz esi Aydin Kara tarafindan 52 kez biçaklanirken polisin izlemekle yetindigi Aysegül Porsuk o kötü günlerin izini ömrü boyunca yüzünde, vücudunda ve ruhunda hissedecek...

2 çocuk annesi Aysegül Porsuk'un, hastane odasinda kendine geldiginde il sözü; ''Ölümden döndüm. Ama en çok da yüzümde yara izi kalmasindan korkuyorum'' olmustu..

AILESI TARAFINDAN TASLANARAK ÖLDÜRÜLEN KADIN
Semse Allak, gayri mesru iliski sonucu hamile kaldigi gerekçesiyle ailesi tarafindan taslanarak agir yaralanmis ve kisa bir süre sonra yasamini yitirmisti.

Semse'nin yasadigi, Mardin'in Yalimli beldesi sakinleri ise Allak'in ölmesinin iyi oldugunu belirtmislerdi...

Çünkü eger Semse ölmeseydi, onu hamile biraktigi öne sürülen ve Allak'in yakinlarinca öldürülen kisinin akrabalarinin, Allak'in kardesini öldürmek zorunda kalacaklarini, böylece kan davasi baslayacagini öne sürmüslerdi....

ÖLDÜRÜLDÜ VE YAKILDI
Kahramanmaras'in Pazarcik ilçesinde 6 çocuk annesi 34 yasindaki Naciye Atmaca, aile meclisinin verdigi ölüm emri üzerine üç erkek kardesi tarafindan kursunlandiktan sonra yakildi.

Yasak ask iddiasi nedeniyle katledilen kadinin katil zanlilarini, yarisi yanmis bir asiret esarbi ele vermisti...

KARDESI KARDESE ÖLDÜRTEN "TÖRE CINAYETI"
22 yasinda hayata gözlerini yumdu Güldünya Tören..

Bir akrabasi tarafindan tecavüze ugramis, hamile kalmis, dünyaya getirdigi bebegini bir akrabasina vermis, ailesi tarafindan Istanbul'a gönderilmisti...

2 erkek kardesi, onu Istanbul'da sokak ortasinda kursun yagmuruna tutmustu...

Yarali olarak hastaneye kaldirilan Güldünya, yine kardesleri tarafindan kafasina sikilan tek kursunla öldürülmüstü...

BERLIN'DE TÖRE CINAYETI
Almanya'nin baskenti Berlin'de 7 Subat'ta Hatun Sürücü (23) isimli Türk bayan, 3 kardesi tarafindan töre cinayetine kurban gitti.
Henüz 16 yasinda iken Türkiye'de bir akrabasiyla evlendirilen Hatun Sürücü, esiyle geçinemeyip bir yil sonra hamile olarak Berlin'e geri döndü.
Genç kadin, 7 Subat Pazartesi aksami Berlin-Tempelhof'taki Oberlandgarten caddesinde otobüs beklerken, oglu Can'in gözleri önünde basina kursun sikilarak öldürüldü.
Olayla ilgili, kurbanin 3 kardesi Mutlu (25), Alpaslan (23) ve Ayhan (18) hakkinda tutuklama karari alindi.

Bu en son duydugumuz 'namus adi altinda islenmis' bir töre cinayetiydi...

CINAYETLERI 15-18 YAS ALTI ÇOCUKLAR ISLIYOR
Yapilan arastirmalara göre, töre cinayetine kurban gidenler 12-20 yas arasinda, ailenin karsi çiktigi bir iliskiye giren genç kizlar ile aile zoruyla veya akrabadan kisilerle imam nikâhiyla evlendirilmis kadinlar oluyor.

''Ölüm kararini'' 18 veya 15 yasin altindaki erkek çocuklar yerine getiriyor. Bu tür cinayetler genellikle iyi planlaniyor, kaza süsü veriliyor ve suçu isleyenler cezadan tümüyle kurtulmaya çalisiyor.

Töre cinayetlerinde ceza indirimi uygulamasindan vazgeçilmesi yönünde 9 Ocak'ta önemli bir adim atildi.
TCK Alt Komisyonu, ''haksiz tahrik'' maddesini, ''haksiz fiil'' olarak degistirdi.
Böylece ''tahrik'' sonucu suç isledigine karar verilenler ceza indiriminden yararlanamayacaklar. Buna göre; 'Haksiz bir fiilin meydana getirdigi hiddet ve siddetli elemin etkisi altinda suç isleyen kimseye agirlastirilmis müebbet hapis cezasi yerine 18 yildan 24 yila, müebbet hapis cezasi yerine 12 yildan 18 yila kadar hapis cezasi' verilecek.

TÖRE CINAYETINI DIN ONAYLAMIYOR
Diyanet Isleri Baskani Ali Bardakoglu, cinayetlerin artik islenmemesi gerektigini belirterek, ''Insanlarin dini bilgisi az oldugu için, toplumdaki gelenekleri dinin onayladigini saniyorlar'' dedi.

Toplumda kadina, çocuklara karsi bir ayrimcilik söz konusu oldugunu ancak bu ayrimciligi Islam'in kesinlikle onaylamadigini belirten Bardakoglu, ''Insanlarin dini bilgileri yeterli olmadigi için, toplumdaki gelenekleri dinin onayladigini saniyorlar. Oysa bu yanlis'' diye konustu.

Törenin din gibi algilanmasinin çok yanlis oldugunu ve töre cinayetlerinin artik islenmemesi gerektigini kaydeden Bardakoglu, insanlarin, kendi yanlislarinin din tarafindan onaylanmasini istediklerini ve bunu böyle sunduklarini ifade etti. Bardakoglu, ''Bütün bu olumsuzluklar, dinin özünden kaynaklanmaz'' dedi.

ABD'DE KADIN HER 15 SANIYEDE BIR DAYAK YIYOR
Dünyanin her ülkesinde kadinin dayak yemesi önemli sorun teskil ediyor..

Uluslararasi Af Örgütü'nün hazirladigi raporda kadina yönelik siddetin dehset verici oranda arttigi ve her 15 saniyede bir kadinin esi ya da sevgilisi tarafindan dövüldügü belirtildi.

Örgütün raporunda, siddetin kadini sokakta, yatak odasinda ve hatta savas
alanlarinda buldugu ve kadinlarin siddete acimasiz bir siddete hedef olduklari belirtildi.

Dünyada her üç kadindan birine tekabül eden bir milyara yakin kadinin dövüldügü, seks yapmaya zorlandigi veya taciz ve siddetin bir baska seklini yasamak zorunda birakildigi belirtilen raporda, bu siddeti yaratanlarin da genellikle kadinin yakinindaki erkekler ya da aile bireyleri oldugu kaydedildi.

Raporda, Zambiya'da her hafta 5 kadinin esi, sevgilisi ya da aile bireyleri tarafindan öldürüldügü, dünya genelinde her bes kadindan birinin yasaminda tecavüze ugradigi ya da sekse zorlandigi vurgulandi.Tecavüzün bir savas silahi haline bile getirildigine dikkat çekilen raporda, ''Savaslarin da kadinlari çökerten ve onlari çaresizlige iten bir etkisi var. Bu bazen savasin gerçek dehsetini bile geride birakabilecek kadar acimasizlasabiliyor'' denildi.

Her yil yaslari 5 ile 15 arasinda degisen 2 milyona yakin kiz çocugunun fahiselige zonlandigi ve kadinlarin fuhusa zorlanmasiyla ortaya çikan ticaretin boyutunun yilda 7 milyar dolara kadar yükseldigi kaydedilen raporda, dünyanin en ileri ülkesi sayilan ABD'de bile her 15 saniyede bir kadinin esi ya da sevgilisi tarafindan dövüldügü, her 90 saniyede bir kadinin tecavüze ugradigi bildirildi.

Fransa'da her yil 2500 kadinin tecavüze ugradigina da isaret edilen raporda, dünyada tecavüze ugrayan kadinlarin büyük bölümünün de ailelerinin ''namuslarini temizleme'' kaygilari yüzünden kendi yakinlari tarafindan öldürüldükleri ifade edildi.

Uluslararasi Af Örgütü Genel Sekreteri Irene Khan, kadina yönelik siddet karsiti yeni bir kampanya baslattiklarini açiklarken, ''Bu, sadece baskalarina degil, size, sizin en yakininizdaki kadinlara yönelebilen bir siddet ve biz hepimiz buna karsi ayaga kalkip hayir demezsek, bu hep olacak, asla bitmeyecek'' dedi.

Afrika'da AIDS hastaligina yakalananlarin yüzde 60'inin kadin olmasinin anlamli olduguna dikkati çeken Khan, bazi Afrika ülkelerindebir bakireye tecavüz etmenin hastaligi iyilestirecegine dair yanlis bir inanis bulunmasinin bu yayilmada etkili oldugunu bildirdi. Khan, bütün dünyada 135 milyon kadinin sünnet edildigini ve bu sayinin her yil iki milyon arttigini belirtti.

"PENCEREDEN BAKMAK" DAYAK SEBEBI
Güneydogu'da siddete maruz kalan kadinlarin dayak yeme nedenleri arasinda ilginç gerekçeler yer aliyor. Kadinlarin siddete ugrama nedenleri arasinda en çok ''pencereden uzun süre disariyi izleme'', ''yolda karsilastigi erkek arkadasina selam verme'', ''eve gelen sessiz telefonlar'', ''pazarlamaciyla yapilan uzun sohbet'' ve ''giydigi elbise'' gibi gerekçeler bulunuyor.

TÜRKIYE'DE KADIN
Basbakanlik Kadinin Statüsü ve Sorunlari Genel Müdürlügü'nce yapilan bir arastirmaya göre;
Aile içi suçlarin yüzde 87'si, kadinlara karsi isleniyor.
Varos olarak nitelenen gecekondu semtlerindeki kadinlar arasinda yapilan arastirmada, kadinlarin yüzde 97'sinin aile içi siddete maruz kaliyor.

Ailelerin yüzde 34'ünde fiziksel, yüzde 53'ünde ise sözlü siddet görülüyor.

Lise ve daha üstü egitimli 15-24 yas grubunda bulunan kadinlarin yüzde 39.6'si issiz, kentli kadinlarda bu oran yüzde 37.4 iken kirsal alandaki kadinlar için bu oran yüzde 45.3'e ulasiyor.

Kadinlari yüzde 20'si okuma yazma bilmiyor.

Üniversite ve diger yüksek egitim kurumlarinda görev yapan toplam 53 bin 805 ögretim elemaninin 17 bin 828'i kadin. Yani kadin ögretim elemanlarinin tüm ögretim elemanlarina orani yüzde 33.1 oraninda.

Türkiye'de kadinlarin yüzde 40'i görücü usulüyle evleniyor, yüzde 20'si ise nikahsiz yasiyor.

Egitim gören 100 kadindan sadece 2 tanesi yüksek ögrenim görüyor.

Kadinlarin yüzde 55'i dogum kontrolü uygularken, yüzde 64'ü hamilelik döneminde doktora gitmiyor.

Yilda 2 bin 500 kadin anne olmak isterken yasamini yitiriyor.

Ve kadin hayatin her devresinde birçok sorun yasamaya devam ediyor...

21. yüzyili gelisme, teknoloji, bilim çagi olarak yasadigimiz dünyada;
kadinlar için "medeniyet ve insanlik" adina çok seyin olumlu anlamda degismesi, çocuk yastaki genç kizlara tecavüz edildigi, genç insanlarin hayatinin baharinda öldürüldügü, cinsel olarak sömürülen, siddete maruz kalan, is alanlarinda ayrim gören kadinlar oldukça daha çok adimlarin atilmasi ve bu konuda toplumun gerçekten bilgilendirilmesi gerekiyor..

kaynak:ulusalokul.com
Alıntı ile Cevapla