Türbanla ilintili baytlarca yazı yazılmış, entropinin işvesinde yüzler-binler-milyonlarca da mevzu yaşanmıştır herhalde bugüne kadar. Ben yine türban serbest kalsın mı kalmasın mı tartışmasına dönecek değilim, zaten ortada bir referandum da yok, Cumhurbaşkanının demir yumruktan seçilmesini dileyenlerin dahi olduğu ülkemde, halkın tercihlerine de zaten güven duyan az. Benim sormak istediğim daha pratik ve daha basit bir şey var.
2002 seçimleri zamanında öğrenciydim, sonrasında kimi kız ve erkek öğrencilerin seslerini daha 'cesur' çıkarttıklarına (bu cesaret metaformu da açmam gerekmez sanırım), örtünmenin inat ve gösteriş saikiyle daha çok yaygınlaştığına, Ramazan ayında dayak atmacanın adeta bir dinî ibadetten sayıldığına şahit oldum. Ben de birkaç kez sigara'dan ötürü uyarıldım, uyarılmak iyidir aslında...)
Az evvel pazar gazetelerine göz atıyorum, Haluk Şahin, kendisine gelen bir maili paylaşmış:
"Bu sabah Ümraniye'de sabah 10'da iş görüşmem vardı. Nasıl olduysa trafik açıktı, yarım saat erken gitmişim, zamanım var, bir yerde oturup kahvaltı edeyim dedim.
Dışarıdan bakıldığında en düzgün, en şık (Mado gibi bir yer düşünün) yere girdim...
Daha doğrusu kapıyı araladım, bir adam koşarak geldi... Ben de sandım koşup kapıyı açıyor, hoşgeldiniz diyor... 'Yalnız mısınız?' diye sordu... Ben yine bütün iyi niyetimle, kalabalık da değil ama güzel yere oturtacak herhalde beni diyerek, 'Evet' dedim... 'Yanınızda erkek yoksa alamıyoruz bayan!..' demez mi!.. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. 'Nasıl yani' dedim, 'Öyle bayan, sormayın işte' dedi...
Bir kahvaltı salonuna yanında "erkek" olmadığı için alınmayan bir kadınceğizin şaşkınlığına ben de şaşırıyorum. Başı açık olduğu için değil dikkat edin.
Sonra bir sayfa daha çeviriyorum, Tarsus'da -kezzap değilmiş ya şükür(

)- asit benzeri bir maddeyle 13-14 yaşlarındaki okuldan çıkmış kız çocuklarının etek boylarını beğenmeyen -muhtemel de patalojik- bir abimizin, bacaklara sıkı sıkıverdiğini okuyorum. Ufff içim sıkılıyor, devam edemiyorum, fırlatıyorum gazeteyi bir köşeye.
Uzatmayacağım;
Sorum şu;
son dönemlerde böylesi bir dönüşüme şahit olanımız var mı gündelik yaşamında?