|
Katmanlar derinleştikçe "kişilik etiği" denen kavramın da özüne inilebileceğine inanıyorum; değişebilirler ve değişemezler. Değişebilirler daha çok içsel ve dışsal «ıstırap» şeklinde deneyimlenen ve/veya öğretilenler şeklindedir. Yeterli derin izler bırakamayanlar kişilikte "ahlaki", bırakanlar da "ahlaksızlık" olarak tasnif edilir. Bu katmanların yaprakları soymak da, öz'e varış serüvenidir. Öz nasıl oluşur, nelerden etkilenir?
Vicdana karşıt gibi sunulan (ama bence tamamlayıcısı) nefse inanıyorum, maddeci bir açıdan değilse de, kişinin zevk/haz ve konforu için her nevî ahlakî norma kafa tutabilecek bir "öz"e sahip olduğuna da. Vicdan'ın ve nefs'in "öz"de savaşım halinde olduğuna da, bu çatışmadan ortaya çıkan beşer de iyiliğin de kötülüğün de tanımlanarak istiflendiği bir «öznel bilinç» oluşturuyor. Vicdan'ın metafizk mi (doğuştan), diyalektik mi (sonradan edim) olduğuna dair felsefî görüşlerden de öte «vicdan gerçekliği»ni irdelemeyi uygun buluyorum.
Kişilik etiği de vicdan/irade maliyetlerini iyi hesaplayabilen öznel bilinçtir. Bir vazife mantalitesiyle tesis edilen vicdan, nihayetinde gösterişten öteye geçemeyecektir v bir yerde mutlaka düğümlenir.
Ben basit bir soru sormak istiyorum, deniz kenarında boğulmakta olan 10 insan gördünüz ama bir yandan da eşiniz yanıbaşınızda kâlp krizi geçiriyor ve ne o 10 insana, ne de eşinize yardım edecek bir başka kişi yok olay yerinde. (farz-ı misal dedik ya:=)) Ya da organ nakli hususunda düşünün örneği, on tanımadığınız kişinin yaşamı mı, yoksa bir tek yakınınızın yaşamı mı?
Hangisini tercih edersiniz?
Sorduğum sorudan varmak istediğim şu, elbette hemen herkes tanımadığı insanların yaşamındansa ona "fayda" sağlayan kişinin yaşamını kurtaracaktır. Kişinin öz'ündeki etik böylesi "trajik" örneklerde yeknesak oluyor, şükür ki yaşamımız basit ve sıradan.
Tam da burada yaşamlarını onlar-yüzler-binler için feda edenler gelecek akla; özgür istençleriyle seçim yaptıkları kendi yaşamlarından vaz geçerek başkalarının yaşam haklarını savunmaksa, yine de olayın özünde "yolculuğun" ulvî bir sebebe dayandıralarak yapılmış olması tahminimce bahsettiğim kişilerin "tatmin"lerini sağlayan tek yollarıydı.
Not: Ortak bir yazgımız olduğuna da inancım var, üst insan tasviri de düşsel/şiirsel bir benzetmeden öteye değil nazarımda.
Yazgı'dan bahsederken mukadderattan bahsetmediğimi defaatle belirttim.
|