"...Ne diyorsunuz siz sn. erdoğan, kendiniz demiyormusunuz ben aydınlanmaya ve bunun için yapılan devrimlere karşıyım diye, siz demiyormusunuz islamı red eden Türkiye Cumhuriyetine karşıyım diye, sonrada İran Cumhuriyeti gibi bir demokrasiyi tasvir edip bizlere, buna inanmamızı bekliyorsunuz ve bütün bunların tek karşılığı olan şeriat sözcüğünü kullanınca bana mazlum pozisyonlarında kem küm diyorsunuz ayıptır yapmayın, takıyyecisiniz anladıkta bu forumda sizin dediklerinizi anlayan çok insan var merak etmeyin ve ona göre cümleler kurun..."
Sn. fenasi,
Bazı husuların forumun sayın üyeleri tarafından farklı algılanabileceklerini hesap etmemişim. Takdir edersiniz ki, bir insan düşüncelerini anlatırken muhatabının bunu nasıl anlayacağını bütünüyle tahmin edemez. Bütün müslümanların aynı inançta olmaları, aynı düşünceyi paylaştıkları anlamına gelmeyeceği gibi, aynı ideoloji/düşünceyi paylaşanların da, aynı çizgi de olmaları beklenemez. İslam da mezhepler, sol ideoloji deki fraksiyonlar bunun tipik kanıtlarıdır.
"Takiyye" hiç kullnmadığım bir yöntemdir. Bunu muhatabıma saygısızlık olarak görür ve açık olmayı yeğlerim. Bu meyanda mevzu ile alâkalı bir şahsi kanaatimi de belirtmeden geçemiyeceğim. Bizim "Adalet" sistemimizde bir garbet vardır. "Mahkemeye ilk baş vuran haksız da olsa davacı olur" derler.Biz de "Takiyye" söylemi hep bir kesimi itham için kullanıldı. Acaba İslamı bir hurafe/gericilik olarak görüp, geri kalışımızın en büyük nedeni olarak değerlendirdiği halde, "Ben de müslümanım, benim de annemin başı örtülü" gibi sahte söylemler gelişltirenler yok mu ? Maalesef biz de "Kazan kazana dibin kara" muhabbeti pek revaçta.
Aydınlanmaya karşı olduğumu beyan eden hiç bir cümlem yoktur. Kastettiğim, "Aydınlanma" görünümünde Militarist/Faşist baskılar,inançlı insanları aşağılayan dışlayan yaklaşımlardır. Bunu dile getirmem de yanlış olmasa gerek.
"...siz istediğiniz kadar dış mihrak iç mihrak karmaşası içine gömmeye çalışın, burdaki tek gerçek karşı devrim ikdidar olduğunda rakiplerini tasviye eder sözümün doğruluğudur..."
"Karşı devrim, öncekini tasfiye eder" sözüne katılmamak mümkün değil. Anlaşamadığımız husus, siz bir karşı devrim tehlikesini yakın görürken, ben böyle bir şeyin olamayacağını düşünüyorum. Gerekçelerini önceki mesajlarımda uzun uzadıya açıkladım. Burada mükerrer izahlara gerek duymuyorum. Devrim/Karşı devrim olgularını besleyen özgürlükler değil, baskılardır Özgürlükleri farklı düşüncelerin serbest hareket alanı görmek, kendi düşüncesinden başka hiç bir şeye güvenmemek anlamı taşır ki, o zaman demokrasiden, düşünce özgürlüğünden bahsetmek de takiyyenin "Ağa babası" olacaktır.
"...şimdide vay beni İrancı gösteriyorsunuz gibi felan kem kümlere girmeyin lütfen, ben sadece söylemlerinizin böyle bir devleti tasvir ettiğini anlıyorum sizin cümlelerinizden, her eleştiriyi kendinize alınmak yerine fikirlerinize söylendiğini anlayabilirseniz o zaman tartışabiliriz belki..."
Beni nasıl gördüğünüz sizin şahsi tasarrufunuzdur. Buna müdahil olmam mümkün değildir. Derdim, düşüncelerimi ifade de yaşadığım zorluktur. Ya olması gerektiği gibi anlatamıyorum, ya da insanların içinde iyice yer etmiş kuşku ve ön yargılar karşılıklı bir diyalog ortamını zorluyor. Bana şeriatçi demenize neden kızayım ? Fakat her insanın "Şeriat" ten anladıkları farklıdır. İlk paragraf ta da izaha gayret ettim.
Bütün kuşlar uçarlar. Horoz da bir kuştur. O halde o da uçar. gibi bir aristo mantığı ile değerlendirilme gayretlerinedir itirazım.
Bir de "Şunun veya bunun adamı" gibi görülmek istemem.Yazdıklarımın böyle anlaşılmaması için de âzami çaba sarfediyorum. Düşüncelerimin adamıyım sadece, kimsenin değil.
Saygılarımla.

Ahlaki temeli sağlam olmayan bir toplum, -ruhunda arta kalmış barbarlık duygusunun da tesiriyle- soyguncularına karşı hayranlık duyar.
Andre Maurois
Konu Erdoğan tarafından (01-02-2008 Saat 15:20 ) değiştirilmiştir..
|