Alıntı:
|
Yeryüzünün görüntüleri usa fazla takıldığı zaman, insanın yüreğinde keder yükselir: kayanın yengisidir bu, kayanın ta kendisidir.
|
Belki de «mutlak sınırlar»ımız varsa aşamayacağımız; dış dünya büyüdükçe, iç dünya'ya daha az yer kalıyordur. Öyledir gerçekten de; araçları amaç edindikçe, hakikî amaçlar erir. Şiddetli bir sıkışma halindeyse dışın içre basıncı bunalım/çöküş/intihar belki de kaçınılmaz.
Döngüsel yaşamımızda bizi baş kaldırmaya iten nedir? Bilinci doyumsuzlar tesadüfî olarak var oluyor ve yaşamdan önce de bir belirgin sebepleri yoksa, Hindu dinindeki gibi bir önceki günahlarından ya da sevaplarından dolayı bir kez daha dünyaya bir «yazgı»yla gelmiş olunmuyorsa, kimilerinin bu «yazgı»larını daha da "trajikleştirmek" için buldukları kaynak nedir acaba? Tıpkı ölümden sonrayı merak etmek gibi tehlikeli bir merak olsa gerek yaşamdan önceyi merak da. Ölümsüzlük bir döngü değil belki, ama yaşamın bizzat bir döngü olduğundan kuşkum yok. Her yeni gün doğudan yükselen kızıl top ve Sisifos'un batıdan bıraktığı taş. Döngü'yü "trajik" yapan; us ve bilinç. Gerçekten de bilgi mitteki gibi boşa bir çaba mıdır? Anlamlandırmamız ve öncesizliği ve sonrasızlığı kabul edişimizin intikamını an'dan alma gayreti midir?
Teşekkürler Ebrulî.