|
Yahu ben mi mevzuyu anlamadım -ki olabilir mümkündür- yoksa üyeler üslûp konusunda mı anlaşamıyorlar ?
Her üyenin konulara bakışı ve yazma biçimi farklıdır. Bu biçimi oluşturmak veya değiştimek de öyle kolay iş değildir. Üslup benim için mesajımın anlaşılır olması açısından önemlidir.
Yoksa "Ulan senin ananı avradını.." diye başlayan hakaret ile, Tanzimat züppelerienin, "Çok kıymetli validenizin gayr-ı meşru dest-i izdivâcını taleb ederim efendim" cümlesi de sonuçta aynı kapıya çıkar. Bazen öyle "Kibarca" yazılmış görünen mesajlar vardır ki içerisinde ki yüklü ironi nedeniyle en ağır hakaretten daha fazla müessir olabilir.
Bir şekil de bilgisayar kullanmayı öğrenebilmiş her insan yazdıklarının muhatabını incitip incitmeyeceğini bilir. Önemli olan sözü söylemesini becerebilmektir.
Hikaye bu ya, Fi tarihinde bir padişah gece rüyasında tüm dişlerinin döküldüğünü görmüş. Uyanır uyanmaz "Tiz müneccim başı huzura getirile.!" diye gürlemiş. Rüyayı dinleyen müneccimbaşı, "Devletlû hünkârım. Bütün yakınlarınız, sevdikleriniz, akrabalarınız eşiniz ve çocuklarınız gözünüz önünde ölecek. Hepsinin ölümlerine şahit olacaksınız." demiş.
Bunları duyan padişah bütün öfkelenmiş.
"Çabuk şu herifi zindana tıkın. 100 değnek vurun"
Daha sonra rüyasını tabir ettirecek yeni müneccimler aramış. Nihayet komşu bir ülke de şöhreti her yana yayılmış bir müneccim tavsiye edilmiş kendisine. Hemen huzura getirlmiş. Padişah gördüğü rüyayı anlatmış
Padişahı sükûnetle sonuna kadar dinleyen müneccim,
"Efendim. Bu ne kadar güzel bir rüya. Allah sizin ömürünüzü uzatmış. Çevrenizdeki tüm insanlardan daha uzun yaşayacaksınız."
Bu tabire pek memnun olan padişah yeni münecime 100 kese altın vermelerini emretmiş.
Dedik ya... Kıssadan hisse.!!!
İnsanı parantez içine alarak gelişen her sistem, çökmeye mahkûmdur.
|