Tekil Mesaj gösterimi
  #8 (permalink)  
Alt 24-01-2008, 04:10
AMA-Gİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AMA-Gİ AMA-Gİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 10-11-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 247
Yalçın Ergündoğan





Nükleer jandarma... 19/01/08

Türkiye’nin başına bir büyük tehlike oluşturacak girişimler ve adımlar bu kez çok ciddi olarak atılmaya başlandı. Hem de beklenenden daha hızlı yol alınıyor. Nükleer karşıtları kendilerini, yapılma kararı alınan nükleer santralları “durdurmaya” yönelik çabaları artırmaya yoğunlaştırmışken, durum şimdi daha karmaşıklaştı. Tehlike Türkiye’ye ‘nükleer santral’ yapma girişiminin somutlaşmasının ötesine de taşıyor artık...
Bakın, son olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ABD ziyaretinde gündeme gelen bir proje gerçekleşirse, Tahran uranyumu Türkiye'den alabileceğini açıkladı. ABD ile yapılan gizli pazarlıklarda nelerin döndüğünü kimse bilmiyor. Zaman ilerledikçe görüşmelerde varılan anlaşmaların ‘kokuları’ çıkmaya başlıyor. “Tezkere” sonrası duraksadığı söylenen ve yeniden canlandırılmaya çalışılan Türkiye-ABD ilişkilerinin ürünleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Kendi ülkesi içinde, kendi yurttaşları ile “sorunu” çözmeyen Türkiye, konuyu uluslararası alana havale ettikçe; ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarının jandarmalığına daha fazla soyunmak durumunda kalıyor. Bakın ortaya çıkanlardan biri işte şu “nükleer” meselesi...

* * *

ABD, uranyumu kendisi zenginleştirmek isteyen İran'ın nükleer santral kurmasına karşı çıkıyor ve "Zenginleştirilmiş uranyumu dışarından al" diyor. Bu noktada, zenginleştirilmiş uranyumun üçüncü bir ülkede üretilmesi gündeme geliyor. ABD Türkiye'yi pazarlıyor, İran da "Türkiye"nin adını telaffuz ederek, bu teklife sıcak bakacağını bildiriyor. İyi mi?.. Alın size işte; son günlerde ABD ile geliştirilen 'sıcak ilişki'nin ilk ürünü, ya da ürünlerinden birisi... Faturalardan ilki Türkiye'nin çok yüksek riskli bir "nükleer merkez" yapılması...
Artık iyice biliyoruz. Nükleer enerji santrallerinin yakıtı olan “zenginleştirilmiş uranyum”, aynı üretim aşamasında nükleer silahların da hammaddesini oluşturabiliyor...
Cumhurbaşkanı Gül’ün son ABD ziyareti sırasında Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Hilmi Güler’le, bir araya gelen ABD'li muhatabı, ABD'nin "Uranyumu Türkiye zenginleştirsin. ABD olarak bunu destekliyoruz.." şeklinde açıklama yapmış. ABD ayrıca, Mısır, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Yemen ve Suriye gibi ülkelerin nükleer santral kurmasına "Uranyumun Türkiye'de zenginleştirilmesi" şartıyla karşı çıkmayacağını da açık etmiş...
Nükleer teknoloji artık bir ihraç ürünü. Böylesi bir ihracat, nükleer teknolojinin ‘yaygınlık kazanması’nın kışkırtılması, nükleer silahların yayılma riskini de çok artırıyor. ABD Türkiye üzerinde egemenliğini geri dönülmez bir şekilde daha da sağlama almak için bu kez uranyumun Türkiye’de zenginleştirilmesini istiyor.
1960’lı yıllarda, Türkiye İşçi Partisi tarafından ortaya çıkarılan ve bu sayede kamuoyunun, hatta bir takım resmi makamların varlığından haberdar oldukları ABD ile yapılmış kimsenin bilmediği “ikili anlaşmalar” vardı. O anlaşmalarla Türkiye, hiçbir şeyden habersiz yurttaşlarını yıllarca “soğuk savaş” döneminin en ağır riskini taşır “hedef” haline getirmişti. O anlaşmaların uzantıları kapsamında faaliyet gösteren üslerden İncirlik’te bugün kaç tane saldırıya hazır “nükleer füze” olduğu halen net olarak bilinmiyor. Türkiye yıllarca “soğuk savaşın” tampon bölgesi olarak tutularak yurttaşlarını “demokrasi” ile tanıştırmadı. Bugün Türkiye’de yaşadığımız “cinnet hali”nin, “toplumsal taravmanın” kökleri oralara kadar uzanır aslında. Onun için aman dikkat diyorum. Bu kez “nükleer jandarmalığa” dikkat!..


Sizi tanımıyorum! Sizin yasalarınızı, nizamınızı, kuvvete dayanan yetkinizi tanımıyorum! Bu yüzden asın beni!


Louis Lingg
Alıntı ile Cevapla