Güz'ün Adı Ölümdü!..
nice güzden geçtim
düşsel baharlara tutunarak
örselendim yandım
üşüdü kalbim
bazen eksildim kendimden
bazen ölümle öpüştüm
kaptansız yolculuklardı
yeniden müjdeliyordu doğumu
derbeder tutsak saatler
yanıyordu ellerim seyir defteri tutarken
tersine akıyordu akreple yelkovan
zaman yakalarken ömrümü ensesinden
kimindi o hıçkırıklarla sarsılan beden?
bendim o güzden kaçıp güllere sığınan
akıtırken ruhu sulara gözden ırak
boşlukta karanlık kulaçlar atarak
kendi sarnıcında boğulan
son yoldaşımdı hayaller
güzleri susturarak döndüm aranıza
her acı kendine doğrulmuş bir silah
her serüven kendini anlatır ancak
kah gizledim öfkemi Medusa’nın saçında
kah yolcuydum Nil’in kirli sarı suyunda
Leonardo’da özgür bir kuştum belki
mancınıklar kurarken fırtına burcunda
savruldum kara cehennemlerden
imler bıraktım bakire düşlerimden
solan her eskimiş gün ölümle öpüştü
içimden fışkıran bahar ve çatlayan tohuma inat
terk ettiğim her sarı’nın adı ölümdü
zavallı sade ve üşüyen ölüm
unutuldu bütün diğer ölümler gibi
adı ölümdü güz’ün
güz’ün adı ölümdü!...
(07 Kasım 2003)
|