|
Acı Yüklü Kent...
gök yollarında bir kent yürüyor pek tanımadığım
kokusu çarpıyor tenime
insafsız idamların yorgun akşamlarında
el ayak çekilmiş
caddeler ıssız
park ışıkları değiyor yüreğime
yalnızlığın baygın kıyısında
darağacı kuruyor haramiler
gözler çaresiz
uykuya diken
sessiz yakarışların yükselen feryadında
beynime saplanıyor acı yüklü kent
her binişimde buluta
kırılıyor yaşam kilidi
yolculuklarda epridi ömrüm
öyküm
tarih kadar kadim
ölümsüz gençlik ise nöbette
kent kapılarında gardiyan
esrik bu büyüde paralanarak
uçuruyorum kendimi kent sokaklarına
kalbimde çöreklenen hayalin sureti
yitirilmiş geçmişten
zalim bir tetik sesi
vurulmanın bir anlamı olmalı
darağacında sallanan beden 'zaman'
kuşanmış üzerine beni
yalnızca kendine ağlar
masum
kara mizah gibi bir intihardan
dinle bu çığlığı ey kalbim
dinle ve vurul!
benimle ölüyor zaman...
(28 Ağustos 2003)
|