türkiye'de insanlar ilkokuldan itibaren bir beyin yıkama sürecine sokuluyor. her sabah andımızın okunması, tatile girerken ve tatilden çıkarken (mantığı neyse, haftasonları milli bayram mıdır ?) istiklal marşının okutulması, türkçe'nin dünyada öğrenilmesi en zor dil olarak anlatılması, tarih boyunca her zaman türklerin haklı olmasının ve en kahraman ırk olmasının anlatılması vs.. çevre ve aile baskılarından bahsetmiyorum bile. bu sonsuz beyin yıkama sürecinden sonra "ülkeler" arasına çizilen hayali "sınırların" dışında yaşayanlar haindir, şerefsizdir, onları öldürmek doğrudur, vatana (?) hizmettir, şahabet şerbetine ermek (du bakalım sözlüğe bakıcam

)gereklidir mantığı oturuyor. bu mantığın başka hiçbir alternatifi bir şekilde şahıslara öğretilmediği/şahsın düşünemediği için tek gerçek bu oluyor. işin üzücü yanı bu insanların büyük kısmı onurlu insanlar oluyorlar. ama saptırılmış gerçeklerle olduğu için buna "sanal onur" da denebilir. üzülüyorum gerçekten. insan gibi insanların da beyinleri yıkanıp kullanıldıkları için. sanal kavramlarla dünyayı yönetenleri hizmet ettirildikleri için.
aslında basit mantıkla çözülebilir dünyanın durumu:
-biz neyiz?
-insan/dünyalı.
-sınırların arkasındakiler nedir?
-insandır/dünyalıdır.
-bu kadar basit.