Alıntı:
High Hopes´isimli arızadan alıntı
üstümüzde irade oluşturmaya çalışan, kabaca "ramazanda oruç için imalı bile olsa baskı yapan, tesettüre sokmaya uğraşan, yasak getiren, sanata soğuk bakan" dinci baskıdan toplum olarak nasıl kurtulacağız, bunun için sizce ne yapmalıyız? 
|
Sorunun kendini müslüman olarak betimleyen bir sn. üye tarafından açılmış olması oldukça önemlidir bence. Daha da önemlisi ise bu müslüman sn. üyenin kendisini tehdit altında hissetmesidir.
Alıntı:
fatsalı´isimli arızadan alıntı
empati yapın bence...
belki dinini yani inancını {dinci değil} yaşamak isteyen insanları biraz anlayabilirsiniz...anladığınız zaman başınıza gelenin baskı değil ,onlar gibi yaşayamamanın ya da onların yaptıklarını yapmamanın ezikliği olduğunu görürsünüz...
siz inandığınız gibi yaşar ve saygı sınırlarını zorlamazsanız kimse size baskı kurmaz ...ama bu ülkede müslümanlar hala inandıkları için baskı görüyorlar...
sizin sözleriniz ise bence devekuşunun başını kuma gömmesi ile eşdeğerdir..
|
Sn. fatsalı'nın belirttiği ise baskıyı tanımlar ilk önce, kısaca biz şeriat yanlılarına baskı yapıldı ve şimdi güç bizde biz baskı yapıyoruz demektedir özetle. Hala baskı görüyoruz diye söylenmesi ise şerri devletin henüz kurulmadığına hayıflanmasıdır sadece. Bu baskıların bir şerri devlet kurmak için yapıldığı geçeği ise bu durumda saklanamaz hale gelmiştir.
Alıntı:
Steiner´isimli arızadan alıntı
sn. Draclies;
konuya çok iyi niyetli yaklaşmışsınız, lafınız esirgemeyin falan  bazen lafı söylemeye fırsat bırakmıyorlar. tabi bu yaşadığınız yere göre değişiyor. küçük yerlerde uzun zaman geçirmiş birisi olarak bu baskının ne anlama geldiğini ve tepki verirseniz nasıl "tepkilerle" karşılacağınızı bizzat deneyerek gördüm ve hiç tavsiye etmem. iyi niyetli bir arkadaş tavsiyesi olarak algılayın lütfen 
|
Sn. steiner, baskının esas yüzünü çok açık ve net olarak ifade etmiştir. O küçük yerlerde her sene (onlarca yıldır hemde) oruç tutmadığı için yada içki içtiği için insanlar linç edilmektedir, bırakınız baskıya karşı durmayı. Zaten bu baskı değilmi o küçük yerleri onların kurtarılmış bölgeleri yapmaları ve ordan ihraç ettikleri fikirler ve insanlarla tüm yurdu işgal etmeleri. Sorun azınlıkta olup bunun bilinci ile mücadeleye devam edebilmektedir aslında.
Alıntı:
Tenere´isimli arızadan alıntı
....................... özgürlük ve demokrasi aldatmacaları ile balyozu kafamıza indirmek isteyenlerin varlığından haberdar ve bu kitleye karşı hazırlıklı olmak zorundayız.Bu gerçekle yüzleşemez isek...
|
Herkes safını bilmek zorundadır bu dönemde, bu baskılar şimdilik yavaş yavaş yapılmaktadır, görünmeyen yada toplum tarafından henüz tehdit olarak algılanmayan bir diğer yüzü ise yasaların değiştirilmesi, sistemin yavaş yavaş polis devletine doğru evrilmesi ve en önemlisi ise anayasa değişikliği ile sisitemin şerri devlete doğru değiştirilmesidirki tüm bunlar toplumu saflaşmaya doğru itmektedir. Safını bilipte mücadeleye katılmayan her kişi şerri devlet özlemi ile yanıp tutuşanların ekmeğine yağ sürmekten öte bir şey yapmamaktadır.
[quote=anarko1000;63457]arkadaşlar açıkçası hiçbir inancın baskı altında olmadığı herkesin inandığı gibi yaşadığı ve özgürce düşüncelerini ifade edebildiği bir toplum hayalim olsa da ve bunu herkes için bir hak olarak özümsesem de, söz konusu İslam' ı referans alan kimseler olunca bir türlü olaya şüpheyle bakmaktan kendimi alamıyorum.
Bu kimselerin gerçekten inanmış ve iman etmiş, İslamın ''ılımlı'' sını benimsemiş kişiler olduğunu bilsemde, gücü gerçek anlamda ellerine geçirdiklerinde mütedeyyin müslümandan- radikale, ılımlıdan-cellata çok kısa bir süre içinde evrileceklerine inandığım için, her platformda, mahallede, işte, sokakta, meydanlarda, toplu yaşamın olduğu heryerde bu tip söylemleri olan kimselerle etkin şekilde mücadele etmek gerektiğine inananlardanım.
Yoksa bir gün gökyüzü kafamıza çöktüğünde; demokrasi, bireysel insan hakları bağlamında kimlerle yanyana durduğumuzu hatırlar, ne kadar budala ve saf olduğumuzu anımsar, kendi ipimizi kendimizin çektiğini idrak ederiz.[/QUOTE]
sn. anarko1000'in dediği gibi fakat bence ben onların bu kadar masum bakış açısı ile ikdidarı istemediklerini bilerek tekrarlıyorum, herkes bir saf tutmak zorundadır ve mücadele her yerdir diye hatırlatırım. Faşizm gelmiş ve kapımıza dayanmıştır, sokakta durdruma şansımız varken kullanalım yoksa evimizin içine girdiğinde bu şansımız bile olmaya bilir.
Alıntı:
MuRaTh´isimli arızadan alıntı
dinsizmisiniz ? cevap hayırsa dininizi yaşıyorsunuzdur. kimse size karışamaz bence saygı duyulur buda baskı gibi görünür.
dinsizmisiniz ? cevap evetse saygı duymalısınız çünkü Tanrı dinsizleri öldürün demesine rağmen size saygı duyuluyor. (duyulmasa ölmeliydiler)
|
Sn. Murath'ın bahsettiği şeyde tam olarak budur;
''Fitne ortadan kalkıp din yalnızca Allah'ın oluncaya kadar savaşın'' (Bakara-193)
''... Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin.'' (Nisa-89)
''Ben insanlar kelime-i şaadet getirene kadar, yani Allahın birliğine inanana kadar onlarla harbetmeğe Allah tarafından memur edildim.'' İslam peygamberi Muhammed (İbn-i Mace)
bahsedilen kuşatmayı emreden ayetler ve sözlerden bazılarıdır bunlar, inanan bir şeriatçı olarakta sn. murath'ın balış açısı saflaşmanın gerekliliğine bir başka örnektir.
[QUOTE=desdamona;63515]ülkeyi istila ettiler maalesef .bunlardan kurtulmanın imkansız olduğunu düşünüyorum . çünkü sayıları artıyor. günden güne çoğalıyorlar . aydın kesim 1 - 2 çocuk yaparken onlar 6 - 7 çocuk yaparak çoğalıyorlar.
ben kendi adıma o tiplere nerede rastlarsam acayip acayip bakıyorum , bazen fotoğraflarını çekiyorum ( çünkü öyle acayip giyiniyorlar ki ) .
yapılabilecek herhangi bir şey yok gerçekçi düşününce .[/QUOTE]
Bu eyyamcı bakış açısı ise en kötüsüdür, baskıcı şeriatçıların sisitematik siyasetindende kötü olan ise kırmızı ile belirttiğim eyyamcı teslimiyet telkin eden bu sözlerdir.
Her zaman yapılabilecek bir şeyler vardır. Polatlıda duyulan top seslerine karşı bir şeyler yapılmıştır örneğin dedelerimiz tarafından, onlarda üztelik bizler gibi azınlıktaydılar unutmayalım. Stalingrad savunması mesela, onlar bilmiyorlarmıydı cepheyi terk etmesini ve güvenli sibirya içlerine kaçmayı?
Herkes safını bilmek ve sağlam durmak zorundadır. Vakit varken sistem içinde siyasi olarak çözülmelidir bu sorun. İlk yapılacak olan ise önümüzdeki yerel seçimlerde nasıl kazanacağımızı düşünerek ve eyleme koyarak başlamak olabilir.