Tekil Mesaj gösterimi
  #35 (permalink)  
Alt 11-01-2008, 21:57
non serviam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
non serviam non serviam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
M€M€ÑTØ MØRÍ
 
Üyelik Tarihi: 31-12-2006
Nerden: Asrub
Yaş: 30
Mesajlar: 2,356
Blog Başlıkları: 8
Saltık, nesnel bir ahlaklılık ve yapıp etme, eyleme normları vardır; bunlar bireyin öznel anlayışına bağlı değil de genel bir değere dayanır. Putu kırdığı için vicdan azabı çeken insan yanlış yapmamanın bilincindedir put inancının gerçekliğinin değil.
Vicdan azabı çekmeyen suçlular, sahip oldukları bilgiyi bilinç düzeyine çıkardıkları zaman vicdan azabı çekeceklerdir.

Ben düşüncene katılmıyorum, hatta aksini düşünüyorum; din ve milliyetçilik gibi kavramlar vicdan azabını bireyselleştirir, bizden olmayana yaptıklarımızı mübah hale getirir. Kimi ülkeleri düşman olarak nitelendirip insanlarının çektiği acılardan haz almak gibi. Sonuçta bireyin eylemi kendi değerlerine ve cezalandırılmaktan kaçınmaya yönelik olur. Söylediklerinden bir ateistin suya düşen birini kurtarmasını kabullenemiyorum gibi bir anlam çıkıyor.

Vicdan azabı inançlıların cezalandırma korkusu ile açığa çıkan bir sempton ise film ya da kitaplarda türlü kötülüklere maruz kalan karaktere karşı acıma duygunuzun kaynağı nedir? Karakterin çektiği acılar yüzünden cezalandırılmayacağımız halde neden onun için üzülürüz? Ya da bir hayvana işkence yapılması bizim toplumumuzda izleyen insanlara seyredilesi bir haz verirken neden Avrupa’daki insanlarca tepki görür? Bilinç düzeyindeki farklılıktan diyemez miyiz?
“kendine yapıldığını düşünmesinden kaynaklanan bir iç burkulma durumu”
Bu bahsettiğin korku ya da empati ile gelen iç burkulması zaten bilinçli olmanın getirdiği bir histir.

Bir şeyi yapmanın yanlış olduğunu gerçekten anlarsan ya da bilirsen, o zaman yapmazsın. Eğer o yanlışı yapmışsan, onun yanlış bir şey olduğunu layıkıyla, derinden kavrayamamışsın demektir. Ancak ve ancak sorunun yanıtını bilirsek adil davranmaya mecbur kalırız der Sokrat. Önce kendine karşı doğru ol. Dinlere, yasalara ya da herhangi bir yetkeye değil, kişinin kendisine karşı doğruluğu her şeyden önce gelmelidir.

Not:Geçenlerde insanlardan uzak, vahşi dünyada yetişmiş olduğundan bahsedilen bir çocuğun hikayesini okumuştum.
Çok fazla detay yok ve doğruluğundan da emin değilim. İlgini çeker diye düşündüm:
SABAH - 22 Aralık 2007, Cumartesi - Ormanda kurt çocuk bulundu
Kurt çocuk alarmı! - Hürriyet


"Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam."
Alıntı ile Cevapla