|
Nisa/3 "Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızadan korkarssanız, sizin için temiz kılanan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. işte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.
müminun da ise yazdığınıza rastlayamadım.
bu işte bir tuhaflık var gibi geldi bana.
diğer taraftan hırıstiyanlığın ilk dönemlerinde bizans imparatorluğunun dini olan pagan dininden etkilendiği söylenmektedir. aynı şekilde islamda da kişisel olarak kişilerin kendilerinden kattıkları yeni eklemeler olduğunu düşünmekteyim. geleneklerin ve tabi ki kolaycılığın izlerini islama katanlar var bence de. zerdüşt iran bölgesinde var iken sonradan islama dönen iran bölgesi (bölge diyeyim artık) eski din inançlarından tam olrak vaz geçememiş olabilir. ki bu her konuda böyle oluyor sanırım. insanları alışkanlıklarından vaz geçirmek , insanın kendi vaz geçmesi arasındaki fark yüzünden uygulamalarda farklılık oluşuyor diye düşünüyorum. pek çok tanıdığımın kuran okumadan kuranı duyma yöntemiyle öğrendiğini (nasıl bir öğrenme olabilir bu bilemiyorum) ve uyguladığına tanık oldum. okuma özürlü bir toplumuz. bu din konusunda da geçerli oluyor. duyduğunu uyguladığını sanırken ki duyduğunu bile algılamamışken, uygulamaya geçtiğinde kendinden birşeyler katanlar var. bir müddet sonra o bilgiye nasıl ulaştığını unutarak.
öğrenciyken yarı eşyalı bir evde oturan arkadaşlar vardı. eşya olarak bazı kitaplarda vardı. bir gün baktık nedir bunlar diye. dini kitaplar, güya demekte sakınca görmüyorum. çünkü bir adam eski bir zamanda oturmuş okuduğunu ya da duyduğunu yorumlamış. misal , karınızı nasıl dövmelisiniz diye bir konu vardı. yere oturtacaksınız ve başına olmamak üzere bir değnek ile oasına burasına vuracaksınız ama çok kuvvetli olmayacak bu. gerisini okumaya gerek görmedim. benim az da olsa bildiğim kuranda dayak patak kötek yok. ne vardır ne yoktur ne nasıl anlaşılıyor bu tartışılabilir. ancak adamın kim olduğu belli değil. neye dayanarak yazdığı belli değil. ama adı din kitabı işte. birileri almış zamanında. okumuştur muhtemelen ve uygulamış bile olabilir. hatta bu bilgileri çocuklarına da aktarmış olabilir. bir yorum var ortada ve belkide nesilden nesile aktarılmış bir yorum. kulaktan kulağa oyununu hatırlarsınız, en son kişi neler der neler. halbuki konuyla alakası yoktur. hatta herkes farklı bişi anlamıştır. buda ona benzer bir durum. okuduğumuzu her zaman doğru algıladığımız da şüpheli. özellikle de alah korkusu olduğunda. panik ve korkuyla yapılan hareketler pek akılcı sonuçlar doğurmuyor ve kurtulayım derken batar hale geliyorsun fark etmeden.
yukarıda yazılı sureler farklı kalemlerde farklı hale gelebiliyor gibi gözüküyor. bu da bana bir karışıklık var diye düşündürtüyor. ve asıl nahoş olan bu tip karışıklıkları birilerinin kullanmak istemesi. (konuyu açan arkadaşa değil lafım lütfen yanlış anlaşılmasın, tacirlere..)
din konusunda da çok fazla konuşmak ve tartışmak istemiyorum aslında sadece burada sureler arasında neden fark var o ilgimi çekti. derken belki konuyu da biraz dağıtarak bir destan yazdım. çoğunuda kendime sakladım. o yüzden bazı cümleler havada kalmış olabilir.
gözleriniz için özür.
ben gideyim artık.
Konu naftalin tarafından (10-01-2008 Saat 17:53 ) değiştirilmiştir..
|