Alıntı:
maria´isimli arızadan alıntı
Sartre seçimlerimizin bizi özgürleştimesinden bahseder, daha evvel de forumda konuşmuştuk, seçimlerimizi içe kapalı bir sistem gibi algılanması benim çelişkili gördüğüm durumlardandır; seçimler hem içre hem dışra bağlantılar kurar, komplekstir. Kısaca doğar doğmaz bir «belirlenimsizlik»ten bahsedemeyeceğimiz gibi diğer evrede de «öz»ün çelik bir koza içinde hiçbir harici tesirle şekillenmeyecek bir yapıda olduğundan da bahsedemeyiz. Hume'un 'boş levhası'na benzer bir varlık-özlük hiyerarşisini burada ben kabul etmiyorum, insan doğduğunda da kalıtsal olarak bir bilgi birikimiyle doğar, içdürtüler bunu açıklamakta -bencesi- sağır kalır. Bilincin şeffaflığından doğan tanıtlayamadığı aksaklıklardan biridir bu kanımca. Sartre bilinci nesnelere karşı aktif bir infilak olarak görür oysa ben öznenin de «şey»lerden etkilendiğini/etkilediğini, ve insanın özünü -salt- kendinin -salt- çevrenin oluşturamayacağını düşünüyorum. Yani ne Sartre gibi bilincin oluşmasında kişinin özgür iradî istencini ne de Sokrat'ın "kişinin özünde iyi olduğu" önermesini tek başına yeterli buluyorum.
|
Sayın maria'nın yazdıklarında hem fikirim. Ek olarak söylemek istediklerim :
" Boş levha " , latince orjinali ise "tabula rasa" olan aklın hiç bir önsel bilgi zemini ile doğmadığı öğretisi John Locke tarafından ortaya atılmıştır.
David Hume 'da bir duyumcu olarak bu ilkeyi kabul etmişti ama çalışmalarının yönü itibari ile daha çok "nedensellik eleştirisi" , kuşkuculuk ve klasik liberalizme olan katkılarıyla anılır . Favori felsefecilerimden biridir .
Bunun yanı sıra bir insanın kalıtsal olarak bir bilgi birikimiyle doğması fikri ya da olgusu Carl Gustav Jung'da "arketipler" olarak incelenir . Gerçekten çok ilginçtir . Kalıtsal olarak aktarılan örümcek , yılan korkusu, uykuya dalma anında kimi zaman ani sıçramalar , gün ağırırken duyulan duygular ... hep bu arketipal düşünce içinde açıklanır .
Kant'ın da kritisizminde insanın doğuştan gelen bilgileri yer bulmaktadır . Bunlar temel olarak zaman ve uzam bilgisidir ki , Kant aritmetiği zaman ile , geometriyi ise içimizdeki uzam bilgisi ile açıklama yoluna gitmiştir. (sentetik a priori ) Yine tarafımdan bir o kadar heyecan verici bulunmuştur bu saptama ancak modern matematiği açıklamakta hayli yetersiz kalmaktadır maalesef .
Nerden nereye ...
