Tekil Mesaj gösterimi
  #108 (permalink)  
Alt 07-01-2008, 08:01
anarko1000 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
anarko1000 anarko1000 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 04-01-2008
Mesajlar: 74
Alıntı:
Tenere´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
“Bununla birlikte, nesne gerçek hakikattir, temel gerçekliktir; onun bilinip bilinmemesi hiç önemli değildir, bilinmese de vardır ve öylece kalmaya devam eder; oysa bilme, eğer nesne yoksa yoktur.”(Hegel)

Hegel bu sözü ile tam olarak neyi kastetti, ona göre nesne tam olarak neydi; hangisi nesnel, hangisi değil konularını bir kenara bırakırsak sorduklarını güzel bir şekilde açıklayan bir sözdür.
Duyu organlarıma tam olarak güveniyorum.Hiç hayalet görmedim, hiç vahiy işitmedim.
Hayat hakkında objektif ve bilimsel olarak düşündükçe ve çalıştıkça daha fazla şey biliyoruz.Evren sonsuz ise muhtemelen bilgi de sonsuzdur.Peki buna rağmen bilmeye değer mi, yaşamaya değer mi dersen; bu benim için asli sorundur, mutlak cevabı yoktur.Bilimsel(tesadüfe bakar mısın şey...bilinecek şey...bilgi...bilmek...bilim...bilimsel.) kriterler dahilinde bildiklerimizi anlatmakta aşılmaz güçlükler yaşamıyoruz.
İnsanlar salak mı yoksa insanlar farklı hissttikleinden mi böyle oluyor şeklinde iki soru arasında olsaydım ilkinden, insanların salak olmasından ötürü bilmek istemediklerini seçerdim.Çünkü ikincisini kabul edersem insanların bu durumunun değiştirilemez, kaderci bir anlayış ile bu şekilde olduğunu, böyle hissettiklerini ve insanların temelde farklı olduğunu kabul etmiş olurum.Gerçi birincisi de çok farklı değil ama bir de eğitilebilir zihinsel özürlü insanlar vardır.Bir de şu var ki zihinsel faaliyetler bakımından ciddi arızaları olan hiç kimsenin felsefeden yada nisbeten yoğun akıl yürütme faaliyetlerinde bulunduklarına da tanık olmadım.
Aslına bakarsan bu benim için ciddi çelişkilerden biridir bazen.Bazen gerçekten bazılarının bazı şeyleri anlayamayacağını, ne kadar uğraşırsam uğraşayım o noktada insanın değişmeyeceğini düşünürüm.Daha doğrusu düşünmek isterim ama bu... doğru değildir.Hiç bir sınıf ayrımını bilimsellikle(sadece 2 katmanlı ve tek ayrım bile olsa) bağdaştırmamam bir yana bunun pratikte de doğru olmadığını çok iyi bilirim.Çünkü bu değişimi, eğer bahsettiğin gibi his denebilecek bile olsa(ki denemez), bu değişimi önce kendimde yaşamış ve daha sonra birçok insanda gözlemlemiş biriyim.
Hangi bilginin gerçek olduğunu anlamak için tekrar Hegel'in sözüne göz atmanızı tavsiye edeceğim.Benim de düşüncem aynı doğrultudadır nitekim.
tenere hala inançlı kardeşlerimize akıl çıkışlı cevaplar vermeye çalışıyorsun, sen ne söylersen söyle her birey bilgisi dahilinde kavrama yetisine sahiptir boşa parmaklarını yorma.........

dinsel inanç kavramı eldeki bulgulara göre yaklaşık olarak M.Ö. 15.000' e tarıma geçiş yapmış toplu-yaşam gruplarına kadar gitmekte. Çok daha önceye dayandıran paleoantropologlar ve paleoarkeologlar var ama genel kanı bu bildiğim kadarıyla.... demek istediğim bilimsel bilgi bu hızla artmaya devam ederse yaklaşık bir (300 - 1000) yıla kalmaz din çıkışlı tanrı olgusu tarihsel bir kavram olarak insan popülasyonlarına öğretilen bir konu olacaktır.

O yüzden boşuna kasma kendini, daha insanoğlu bir bütün olarak o seviyeye gelemedi; üretim-tüketim ilişkileri, egemenlerin devlet(ler) aygıtını elinde tutması o aygıtın dine ihtiyacı olması vb. nedenlerden dolayı.
Alıntı ile Cevapla