Tekil Mesaj gösterimi
  #15 (permalink)  
Alt 06-01-2008, 11:15
cavallini - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
cavallini cavallini isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Taze Arıza
 
Üyelik Tarihi: 30-12-2007
Yaş: 39
Mesajlar: 15
Blog Başlıkları: 6
Standart Friedrich Wilhelm Nietzsche, (d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900)

Felsefesi

Üstüninsan

Ana madde: Üst-insan

Üstüninsan sözcüğünü ilk olarak teolog ve yazar Heinrich Miller, 17. yy'da yazdığı "Geistlichen Erquickstunden" adlı eserinde kullanmıştır. Nietzsche, üstüninsanın tüm evrenin amacı ve sebebi olduğunu ileri sürmektedir. Ona göre Üstüninsan insanlığın da amacıdır. Nietzsche, üstüninsan nosyonuyla, soylu bir insan eylemliliği nosyonunu yeniden kurmaya çalışır. Son İnsan, yalnızca maddi teselli peşindeyken, üstinsan yaşamını büyük eylemler uğruna harcamaya hazırdır. Üstün olmak, isteyerek iyinin ve kötünün ötesinde durmaktır. Nietzsche kendisini, üstüninsanın habercisi olarak tanıtır. Bu konuda eserinde;

İnsan bir iptir ki hayvanla üstinsan arasına gerilmiştir. Uçurumun üstünde bir ip. Tehlikeli bir geçiş, tehlikeli bir yolculuk, tehlikeli bir geriye bakış, tehlikeli bir ürperiş ve duraksayış.

Ayrıca eşitliğe de inanmayan filozof, bunu şöyle belirtir:

Çünkü insanlar eşit değildirler. Gerçek budur. Ve benim istediğim şeyi onlar istemezler.

İnsanların üstinsanı karalayacaklarını şu ifadelerle bildirir;

İddia ederim ki benim üstinsan dediğime, siz şeytan diyeceksiniz.

Ona göre üstinsan sert olmalıdır.

Sert olunuz!

Halk tabakasını küçümser ve eşitliğe inanmadığını tekrar vurgular:

Panayırda kimse üstinsanlara inanmaz. Orada konuşmak isterseniz halk tabakası göz kırpar ve “Biz hep eşitiz” der.

Ayrıca üstinsan hakkında şöyle der;

Haydi haydi, ey üstinsanlar! Ancak şimdi insan, geleceğin doğum sancısındadır. Tanrı öldü, şimdi dileriz ki üstinsan yaşasın.
Ey üstinsanlar, içten adamlar; açık kalpliler; güvensiz olun! Derinliklerinizi gizli tutun; çünkü bugün halk tabakasının günüdür.
Nietzsche'nin üstün insanı, demek ki, belli bir evrim sürecinin ardından, insanlar arasından çıkıp, bütün insanlığı yönetecek, tüm insanlara tahakküm edecek bir diktatör değildir. O, her ne kadar on dokuzuncu yüzyılda kapitalizmin yarattığı fabrika kölelerine, kapitalizmin Hıristiyanlıktan miras alıp koruduğu köle ahlâkına, burjuva demokrasisiyle onun eşitlik idealine karşı çıkarken, bu düzenin veya Avrupa’daki demokratikleşmenin bir yandan da zorbalık, acımasız bir diktatörün ortaya çıkışı için gerekli altyapıyı hazırladığını söylemiş olmakla birlikte, onun üstün insanı, sanıldığının tersine, Hitler değildir

"Tanrı Öldü" iddiası

Ana madde: Tanrı öldü

"Tanrı öldü" Nietzsche'nin en popüler sözüdür. Bu düşünceyi Nietzsche, ilk kez Şen Bilim adlı eserinde dile getirmiştir. O dönemin koşullarına göre yorumlanması gereken Tanrı'nın Ölümü düşüncesini, kendi tabiriyle bir kaçığın ağzından duyurur. Gündüz vakti elinde fenerle dolaşıp "Tanrı öldü! Tanrı öldü!" diye bağıran bir delinin ağzından, Tanrı'nın ölümünü ilan eder.
Nietzsche “Hiçbir adalete sığmayan, sayısız çatışma ve acılar iyi bir Tanrı’ya nasıl mal edilebilir?” düşüncesinden yola çıkarak, Tanrı’nın ölümünün insanın anlaşılmaz olan doğasını yenmesi için ve üst insan’a ulaşılabilmesi için bir mecburiyet olduğunu savunmuştur.

Tanrı’nın, insanı yeryüzüne acı çekmesi için yolladığına inanır. Nietzsche bunu Empedokles, adlı eserinde de vurgulamıştır. Nietzsche’ye göre sanatçı Tanrı kendisini Yunanlıya bir model olarak sunar: Onun kendisine bir şekil vermesini, mermerin ya da taşın içinde gizli kalan heykeli çıkarıp, sonra da gerçekleştirilen bu sanat yapıtının tadına varmasını önerir. Hristiyan Tanrı ise emredicidir. İnsanın dünya nimetlerinden faydalanması yerine, çile çekmesini ister. Tanrı’yı yadsıyoruz, Tanrının sorumluluğunu yadsıyoruz ve böylece, yalnızca dünyayı biliyoruz.” Nietzsche olaylar sonrası insanların Tanrı’yı suçlamayarak suçu dünyaya bulmalarının yanlış olduğunu düşünmüştür.“ Nietzsche’ye göre geliştirmiş olduğumuz tüm değerler, dünyanın gerçek doğasını görmemizi engellemek amacıyla geliştirilmiş araçlardan başka hiçbir şey değildirler.

Bununla beraber, bu araçlar bizim için dayanılması zor bir dünyayı dayanılabilir kılabilmeye hizmet ederler. Bu hizmet yıllardır dinlerin varoluşu ile de desteklenmektedir. Dinler bize öbür dünya gibi güzel vaatler sunarak, bize bu dünyada yapmamız gerekenleri buyururlar. Bu buyruklar, insanların özgür ve başkaldıran doğasını yoketmeye onları birer sürü parçası haline getirmeye yöneliktir.

Nietzsche Tanrı anlayışına ve hayatı katlanılabilir kılan araçlara karşı çıkar. Öte yandan da bunlar varolmadan yaşamanın ne kadar zor olduğunu ve ne kadar yüksek düzeyde hayat ve birey bilinci gerektirdiğini söyler. İşte onun istediği de budur. Bilime ve dine hizmet edenler bu noktada birbirinden farklı değillerdir. İkisi de bu araçların ve vaatlerin tekrar tekrar insan hayatına girmesine ve insanların bunlara körü körüne bağlanmasına neden olurlar.

İnsanlar bu araçlardan kurtulup zorla bir gereklilik kazandırılmış dünyadan sıyrılmalıdırlar. Tanrı ölmüştür çünkü insan kendi hareketlerini yönlendirebilecek düzeydedir. Fakat tahmin edildiği gibi Nietzsche bu durumdan tam bir çıkış önermez. Bu çıkışı insanların başarabileceğini söyler.

Tanrı'nın ölümünü büyük bir reddedişe ve kendi üzerimizde sürekli bir zafere dönüştüremezsek, bu kaybın bedelini ödemek zorunda kalırız.

Bengü dönüş

Ana madde: Bengi dönüş

Nietzsche’nin bengi dönüş ve üstinsan görüşleri birbirinin tamamlayıcısı durumundadır. Nietzsche ebedi dönüş görüşü ile insanın dünyaya tekrar tekrar geleceğini savunur. Nietzsche’ye göre; "insan tüm yaşamı durmadan döndürülen bir kum saatidir." Sonsuz dönüşteki tehlike, insanın üstinsan olmak için üstesinden geldiği bütün sorunların yeniden ortaya çıkmaları ve yeniden üstesinden gelme zorunluluğudur. Üstinsana ulaşmada insanın önündeki en büyük engeli Tanrı olarak görmektedir.

Hıristiyanlık ve deccal
Nietzsche, "Hıristiyanlığa düşmanız, nefretle bakıyoruz, tüm romantizm ve anavatana tapınma biçimlerine de..."
diyerek Batı Kültürü'nün çöküşünü (decadance) ahlak değerlerine sökülüp atılamazcasına kök salmış olduğunu saptadığı, "çileci ülkü"'ye yönelik olarak sunduğu soykütükçü çözümlemerle açıklama yoluna gitmiştir.
Nietzsche'nin din konusunda sert düşünceleri vardır. Hristiyan öğretisine karşı takındığı tutum, başkaldırışı ve bu öğretiye lanetler yağdırması, 19. yüzyılda çok ses getirmese de, Nietzsche'nin tanınmasıyla ve üne kavuşmasıyla beraber büyük yankı uyandırmıştır. Çünkü Nietzsche, "Deccal" adlı eserinde Hristiyanlığa lanetler yağdırmış, onu küçümsemiş ve kökeni konusunda çeşitli araştırmalarda bulunmuştur. Ona göre "İlk ve son Hristiyan çarmıhta ölmüştür."

Nietzsche , "Deccal" adlı eserinin daha hemen başında şu sert yorumu yapar ;

Zayıf ve hasta yapılı olanlar yok olmalıdırlar.Bu, bizim insan sevgimizin ilk kuralıdır.Onlara bu konuda yardım edilmelidir. Bir günahtan daha zararlı ne olabilir? Zayıf ve hasta yapılı olanlar için bir anlayış : Hristiyanlık!"

Nietzsche'nin dine başkaldırışı, özelde Hristiyanlığa olmakla birlikte, genelde tüm nihilistik özellik gösteren dinleredir. Nietzsche'nin başkaldırışı, tüm dinlere değildir. Çünkü Nietzsche, direkt olarak dine değil, Nihilizme başkaldırır ve dolaylı olarak bu başkıldırışını nihilistik öğeler taşıyan dinlere de yöneltir.

Nietzsche'ye göre Hristiyanlık , köle ahlakını taşıyan ve hayatı yadsıyan bir öğretidir. Bu sebeple sürü psikolojisinin temeli, bu öğretiye dayanır. Bir tür çilecilik olarak adlandırılabilinecek Hristiyanlık, Nietzsche'ye göre yok edilmelidir. Çünkü Nietzsche'ye göre Hristiyanlık, insan neslinin sonunu getirebilecek nitelikte yanlış bir anlayışın sonucudur.

Nietzsche'ye göre Hristiyanlık, bilimin de düşmanıdır.

Hristiyanlık gibi gerçeklikle ilişkisi olmayan, gerçeklik gelir gelmez uzaklaşmak zorunda olan bir din , doğal olarak 'dünya hikmeti'nin , yani bilimin düşmanı olacaktır.

Yine Deccal adlı eserinde, Nietzsche'ye göre Hristiyanlık, kültür yıkıcısı bir dindir. Çünkü eski kültürlerin izini, varlığı ve varoluşu yadsıması sebebiyle silmiş ve yağmalamıştır.

Hristiyanlık , eski kültürün mirasını bizden çaldı.Sonra da bizi, İslam kültürünün mirasından yoksun bıraktı.Temelde bize, Grek ve Roma'dan daha yakın olan ve doğrudan duyu ve zevkimize hitap eden İspanya'nın muhteşem Magribi kültürü ayaklar altında çiğnendi. Neden? Çünkü soyluydu, çünkü kökenlerini insanca içgüdülerden alıyordu..."

Hristiyanlık , Nietzsche'ye göre insani içgüdüler taşıyan her türlü kültüre ve uygarlığa düşmandır.Çünkü ona göre Hristiyan, gerçeği fikri olarak yaşayan herşeye düşmandır ve onu yağmalamak, kendisi adına yoketmek ister.

Hristiyanlık süslenip, ona elbise giydirilmemelidir. O, yüksek insan tipine karşı savaş açtı. Bu tipin tüm içgüdülerini yasakladı.Şeytanı, şeytan olanı bu içgüdülerden damıttı. Güçlü insan ayıplandı ve toplum dışına itildi. Hristiyanlık, zayıf, adi, kötü yapılı olan herşeyin yanında oldu ve güçlü bir yaşamın aksini sağlayacak içgüdüleri idealleştirdi...

Nietzsche şöyle devam etmektedir;

Yaptıklarımla bir sonuca vararak yargımı açıklıyorum; Hristiyanlığı lanetliyorum! Hristiyan kilisesinin karşısına, bir savcının şimdiye dek ortaya sürdüğü en büyük suçlamayı ifade ediyorum. Bana göre Hristiyanlık, yozlaşmanın en uç biçimidir ve algılanabilecek nihai bir yozlaşmanın istemine sahiptir!"

Ecce Homo adlı eserinde de bu konuda,

Anladınız mı beni? Beni ben yapan, beni insanlığın geri kalanından ayıran, Hıristiyan ahlakının maskesini düşürmüş olmamdır. Hıristiyan ahlakı -yalan isteminin en kötü niyetli biçimi- insanlığın gerçek Kirke'si; insanlığı harabeye çeviren Hıristiyan ahlakı... Yaşamın temel içgüdülerini küçümseme öğretildi: Öyle ki, bedeni yok etmek için bir "ruh", bir "tin", yaratıldı sahte bir şekilde, yaşamın ön koşulunda, cinsellikte, pis bir şey barındırdığı öğretildi sürekli; öyle ki katı bencillikla, muvaffakiyet için son derece önemli olan şeyde kötülük ilkesi aranıyor... Hıristiyan ahlakının maskesinin düşürülmesi eşi benzeri olmayan bir olay, bir dönüm noktasıdır. Bunu halka açıklayan kişi, karlı konulamaz bir güç, bir yazgıdır. -İnsanlık tarihinini ikiye böler, kendinden önce yaşayanlar, kendisinden sonra yaşayanlar...

Apollon ve Dionysos

Ana madde: Apollon ve Dionysos

Gerçekte iki antik Yunan tanrısı olan Apollon ve Dionysos , Nietzsche'de anlamca yüceleştirilir ve oluşun merkezine koyulur. Sanatın bire bir oluşumu, bu iki kavrama bağlıdır.

* Apollon ; Nietzsche'de anlamını "biçim"le bulur.
* Dionysos ; Nietzsche'de anlamını "uyum"la bulur.

Nietzsche'ye göre, Eski Yunanlılar, bu iki sanat tanrısıyla, yani sırasıyla Heykel ve Müzik tanrılarıyla, sanatsal üretimin derin gizlerini keşfetmişlerdir. Apollon düş deneyimini ifade eder. O ışık saçan Tanrıdır, Dionysos ise esrime deneyimidir. Hayatın iki kanadı olan Apollon ve Dionysos , insanın yaratıcı gücünü ortak olarak biçimlendiren ve yön veren iki tanrıdır. Nietzsche'de bu tanrısal değişim ve dönüşüm, aslında hayatın sanatsallığına bir işaret, bir göz kırpmadır.

Dionysos müzik ve şarabın tanrısıdır. Yaratma eylemi, Dionysos ve Apollon'un odak noktasının yakalanması, Nietzshe'ye göre "dans etmek"tir.

Dionysos, varlığın özünü sezgiyle kavramaya, Apollon ise sezgiyle kavranan özün dışa, yani görünen dünyaya etki ettirmeye yarar... Sanat, Nietzsche'ye göre, bu iki "kavramsal" tanrının etkisiyle şekillenir.

Nietzsche'ye göre estetiğin temeli, bu iki kavramı anlamakla mümkündür. Bu konuda şöyle der:

Mantıksal bir çıkarsamayla, ama sezginin anında oluşan keskinliğiyle,sanatın sürekli gelişiminin Apolloncu ve Dionysoscu bir ikiliğe bağlı olduğunu anladığımızda estetik bilimi için çok şey yapmış oluruz: Yaradılışın, bazen araya giren uzlaşmalara rağmen sürekli çatışan cinsiyet ikiliğine bağlı olması gibi...

Nietzsche yorumlarına şöyle devam eder:

Özet olarak, diyalektik, "ayak takımının bir intikam alma yöntemi", "çaresiz insanların seçtiği bir Yahudi yöntemi", "insanın gücünü kendince teşhir edip gösteriş yapması" ve bu yolla karşı tarafın iddasını kurnazca ve hileyle yere vurma isteğidir.

Nietzsche, Sokrates'ten önceki Yunan felsefesine saygı duyar. Lakin ona göre Sokrates'ten sonraki çağ, Sokrates'in izlerini taşıdığı için onun gözünde neredeyse tamamen yozlaşmıştır. Sokrates'in yöntemide bir tür diyalektik olarak tanımlanabileceği için, diyalektik kavramı Nietzsche tarafından topyekün reddedilir.

İnsandaki yaratıcı güç şöyle dursun, Nietzsche'ye göre doğa yaratısı insan bile, doğanın bu iki kavramındaki odak tarafından yaratılmıştır. Kısacası ona göre Apollon ve Dionysos, doğanın elleridir. Doğa bu kavramlarla yaratır ve yıkar.

En tuhaf ve zor sorunlarında bile yaşama "Evet" diyebilmek, en yüksek tiplerin kurban edilmesinde bile, kendi tükenmezliğinden sevinç duyan yaşam istemi -Dionysosça dediğim şey işte bu.

Güç istenci

Ana madde: Güç istenci

Güç istenci, Friedrich Nietzsche'nin felsefesinin merkezi sayılabilecek bir önem teşkil etmektedir. Güç İstenci, Nietzsche göre evrenin her türlü devinimindeki en temel istenç olmakla beraber, tüm detayları, mikro ve makro kozmosu kaplar.Tüm değişim ve dönüşümler, bu istencin farklı kisvelere bürünmüş halidir. Her detayda bu istencin izlerini yakalamak mümkündür.

Felsefesini etkileyen başlıca kişiler

Lou Andreas-Salomé

Nietzsche'yi en çok etkileyen isimlerden biri de Lou Salome'dur. Yahudi bir aileye mensup olan general kızı Lou Salome'dur.

Paul Ree aracılığıyla tanıştırılan Nietzsche ve Salome, kısa süre sonra iyi bir dost olurlar. Sık sık Ree ile felsefe sohbetleri ve kitap alışverişleri yaparlar. Nietzsche , Salome'den hoşlanmakta ve ondan "Düşün Eşi" olarak bahsetmektedir.

Nietzsche, babasının ölümüyle birlikte hep kadınların himayesinde büyümüştür. Kadınlar hakkındaki düşünceleri oldukça serttir ve Lou Salome'dan sonra daha da sertleşmiştir...

Nietzsche, bu kadına duygularını açmış, Salome'un red cevabı ise, Nietzsche'de büyük bir düş kırıklığına sebep olmuştur.

Bu kısa dostluk çerçeveinde Nietzsche hem sağlık hem de felsefe açısından ilerleme göstermiştir.

Richard Wagner

Richard Wagner, karısı Cosima ile birlikte Nietzsche'nin en yakın dostlarıydılar. Wagner'in evinde bir araya gelir ve her konuda sohbetlerde bulunurlardı. Nietzsche'nin Wagner'a büyük bir hayranlığı vardı. Wagner'in bestelerinde, kendi düşüncelerinin yansımalarını görüyordu.Wagner'in karısı Cosima'ya büyük saygı duyuyor ve Cosima onun için büyük önem taşıyordu.

Cosima, 19. yüzyılın en büyük piyanisti kabul edilen Liszt'in kızıydı. İlk önceleri Wagner ile birlikte Nietzsche'ye büyük saygı gösterse de, sonraları o da Nietzsche'ye düşman olmuştur. Nietzsche'yi "Mastürbasyon yapmaktan beyni çürümüş hasta bir adam" olarak nitelendiriyordu. Bu söz bile, sonradan bozulan dostluklarının ne kadar keskin olduğunu gösteriyordu.

8 Kasım 1868'de Wagner ile Leipzig'de ilk kez buluşan Nietzsche, bu tarihten sonra Wagner'e içten içe hayranlık duymaya başlar. Wagner ile en büyük ortak noktaları Schopenhauer'dir.

1869'un şubat ayında hocası Ritschl'in tavsiyesi üzerine, genç yaşta Basel Üniversitesi'ne öğretim görevlisi olarak atandıktan sonra, aynı yılın Mayıs ayında Wagner ve Cosima'ya Tribschen'de ilk ziyaretini gerçekleştirir.

"Tribchen, mutlu insanların yaşadığı o ada..."

Bu ilk ziyaretten sonra annesine, bu ziyareti mektubunda şöyle anlatacaktır ;

"İnsan -Richard Wagner- sanatçı kadar büyüktür...Onunla ve muhteşem bir hanım olan Cosima ile mutlu günler geçirdim.Daha geçtiğimiz cumartesi ve pazar günü birlikteydik. Wagner'in villası Dört Kanton Gölü'nün / Quatre-Cantons yakınlarında, Pilate Dağı'nın eteğinde bulunuyor ve harika manzaralar eşliğinde yaşam, bizim için dostlukların en güzeliyle geçiyor."
Bu ziyaretten sonra Wagner'in evide gece toplantıları yapılıyor ve kitap alış verişlerinde bulunuluyordu.

Nietzsche ile Wagner'in düşüncelerinde büyük bir uyum vardı. Bu uyum, onları birbirlerine daha fazla yaklaştırıyordu. Wagner, Nietzsche tüm projelerini teker teker açıklıyor ve konserlerine götürüyordu. Cosima ise Nietzsche'den Wagner'in sözcüsü olmasını istiyordu. Nietzsche'ye aşılanan güven, giderek büyüyordu.

22 Mayıs 1872'de, Nietzsche, Beyrut Tiyatrosu'nun temel atma töreni için Beyrut'a giden Wagner'in 59. doğum gününde besteciye eşlik eder. Beyrut Tiyatrosu'na Sultan Abdülaziz bile davet edilmiştir. Nietzsche, "Richard Wagner Bayreuth'ta" adlı eserinde, bu buluşmadan söz edecektir. Fakat bu dostluk, 1876'daki 1. Beyrut Festivali'nde bozulmaya başlar. Nietzsche, Wagner'in hakikatin değil, tiksinti verici bir zaferin peşine bencilce dolandığını iddia eder. Eylül ayında, arkadaşı Ree ile birlikte Beyrut'tan ayrılır. Wagner, yeniden dine dönmüştür ve bu Nietzsche'de tiksinti uyandırmıştır. Nietzche Wagner'i çarmıh önünde diz çökmüş bir Cosima, Nietzsche'nin Wagner'en kopuşunu ilk hissedendi. Nietzsche ve Wagner görüşmemeye başlarlar.

3 Ocak 1878'de Wagner, Nietzsche'ye yeni yayımlanan eseri "Parsifal"`in bir kopyasını gönderir. Nietzsche, bu kopyayı okuduktan sonra Wagner ile ilgili düşünce ayrılıkları daha net olarak anlar.Nietzsche, aynı yılın mayıs ayında yayımladığı "insanca-pek insanca" adlı kitabını Wagner'e gönderir ve tamamen Wagner'den kopar.

Nietzsche,

Wagner müziğini ruh coşkusunun gücü olarak yorumladım. Yanlış yorumladığım görünüyor. Görünen bir başka şey ise, Wagner ve Schopenhauer'i ne ile bu kadar renklendirdiğimdir. Onları renklendiren bendim. Ben, onları kendim yücelttim... Her ikisi de yaşamı yadsır ve suçlar. Bu yüzden onlar, benim çok uzağımdadır.

Nietzsche'ye göre Wagner, yapması gereken ödevlerini yerine getirememiştir. Bu sebeple Nietzsche, Schopenhauer'dan sonra Wagner'le de yollarını tamamen ayırmıştır.

Nietzsche, bu ayrılıktan sonra çok yanlız kalmış, hatta kimi zaman Wagner'i özlediğini itiraf etmiştir.

Çalışmaları

Ana madde: Nietzsche'nin çalışmaları

Müziğin ruhundan trajedinin doğuşu

Nietzsche ilk kitabını 1872 de yazdı. Kitap Müziğin Ruhundan Tragedya'nın Doğuşu(Die Geburt der Tragödie aus dem Geiste der Musik) adını taşıyordu ve 1886 de Trajedi'nin Doğuşu, Hellenizim ve Pessimizm (Die Geburt der Tragödie, Oder: Griechentum und Pessimismus) adıyla tekrar düzenlendi.

Bu eserleri, Yunan kültürünün aydınlanma çağına etkilerini konu alıyordu. Nietzsche'nin ana karakterleri Apollon ve Dionysos idi.

Kitabında yazar önce bir filozofa sonra da peygambere dönüşüyor gibi görünüyordu. Bu eseri akademik çevrelerce oldukça sert eleştirildi. Ulrich von Wilamowitz-Moellendorff en ağır eleştirileri yapanlardan biriydi. Bu eleştiriler Nietzsche'nin felsefesinin daha da koyulaşmasına sebep oldular.

Çağa aykırı düşünceler

Nietzsche yazmaya 1873 yılında başladı ve eserini 1876'da bitirdi. Bu çalışması Avrupa, özellikle Alman kültürü aleyhinde yazdıklarının bir derlemesi idi. İlk bölümünde yazar "Biz Filolohlar" diye başlıyor ve "Filologun Görevleri"ni anlatıyordu. Kitap dört ciltten oluşmaktadır;

1. David Strauss: der Bekenner und der Schriftsteller, 1873 (David Strauss Eleştirisi)
2. Vom Nutzen und Nachteil der Historie für das Leben, 1874 (Tarihin Yaşamımıza Etkisi)
3. Schopenhauer als Erzieher, 1874 (Eğitmen Olarak Schopenhauer)
4. Richard Wagner Bayreuth'da, 1876

İnsanca Pek İnsanca

Nietzsche'nin bu eseri ilk olarak 1878'de yayınlandı. Daha sonra onu eserin ikinci cildi 1879'da takip etti. Eser aslında üç bölümden oluşmaktadır. Karışık Fikirler ve Maximler (Vermischte Meinungen und Sprüche) (İki bölüm), 1880: Gezgin Ve Gölgesi (Der Wanderer und sein Schatten). Üç böüm 1886 yılında İnsanca, Pek İnsanca; özgür ruhlar için bir kitap (Menschliches, Allzumenschliches, Ein Buch für freie Geister) başlığı altında toplandı.

Böyle Buyurdu Zerdüşt

Ana madde: Böyle Buyurdu Zerdüşt

Böyle buyurdu Zerdüşt Nietzsche'nin başeseridir.(Also Sprach Zarathustra, Ein Buch für Alle und Keinen, 1883–1885) Herkes için ve Hiçkimse için bir kitap. Nietzsche bu eserinde aforizmik ve lirik bir üslupla felsefesini sunmaktadır. Felsefesi genel anlamda "Sertlik" ve "Yenilik" üzerine kuruludur. Nietzsche felsefesini "eski levhaları yıkmak" üzerine kurmuştur. Kitaptaki iki temel düşünce "Üstinsan" ve "Bengi dönüş"'tür.


Nietzsche, Zerdüşt'ün oluşum dönemine ait notlarında birçok kez Zerdüşt'ü, Buda, Musa, İsa ve Muhammet gibi kişiliklerin yanına koyarak onu bir yasa koyucu olarak tasvir etmiştir. Nietzsche eserini ilk başta üç bölüm halinde yazmıştı. Fakat daha sonra eserine "Zerdüşt Şiirine Eklemeler" adında dördüncü bir bölüm ekledi.

İyinin ve kötünün ötesinde

Jenseits Von Gut und Böse adını taşıyan kitabında, Nietzsche'ye göre insan yaratısı olan iyi ve kötü dünyayı haksız yere şekillendirmiştir. Nietzsche bu kitabında sözkonusu tema çerçevesinde "nihilizmi anlama doğrultusundaki herhangi bir çabanın, yalnızca onun septomlarından hareket etmesinin bu anlama çabasını eksik kılacağı fikrinden hareketle, kendinden sonraki felsefeye de bir yöntem olarak büyük bir etkiye sahip olacak olan, “jeneoloji” metodunu geliştirir", ahlakı temeller.

Diğer eserleri

* Tan Kızılığı
* Şen Bilim (La Gaya Scienza)
* Ahlakın Soykütüğü Üzerine
* Homeros ve Klasik Dilbilim
* Schopenhauer'ci Felsefe ve Uygarlığı
* Yunanların Trajik Çağında Felsefe
* Zerdüşt Şiirine Eklemeler

Yayınlanmamış eserleri

Ana madde: Nietzsche'nin yayınlanmamış eserleri

Nietzsche'nin pek çok yayınlanmamış eseri vardır. Bunlar daha sonra toplanmış ve kitaplaştırılmıştır. Genel anlamda, Yunan Felsefesi, aforizmalar esas temayı oluşturur. Nietzsche'nin yayınlanmamış eserleri de kardeşinin tahribatına uğramıştır. Daha sonra "Güç İstenci" adlı kitabında toplanmak istenmişse de, bu kitap şüphelidir.

Tahribat

Nietzsche, zihinsel yetilerini yitirdiğinde kız kardeşi ve birkaç kişi eserleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Fakat bu çalışmalar, kardeşi Elizabeth'in önderliğindeydiler ve Elizabeth ile kocası tam bir Hitler hayranıydılar. Bu nedenle Nietzsche'nin çalışmaları yoğun "antisemitik" tahrifata uğramıştır. Sonraları Walter Kaufmann, Elisabeth Förster’in yaptığı bu yanlı eklentileri fark ederek, kitabı gerçek haliyle hazırlayacak ve yayınlatacaktı. Günümüzde araştırmacılar (Manzino Montinari gibi) elyazıları üzerinde çalışmalar yaparak tahrifatı kaldırmaya çalışıyorlar. En çok değiştirilen kitapları: "Güç İstenci", "Ecce Homo", "Nietzsche Mektupları"

Edebi üslubu

Aforizmik üslubu
Aforizma (özlüsöz) Nietzsche'nin en belirgin edebi tarzıdır,

* İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.
* Hoşlanmadığımız bir düşünceyi öne sürdüğü zaman bir düşünürü daha sert eleştiririz. Oysa, bizi pohpohladığında onu daha sert eleştirmek uygun olacaktır.
* Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya yaradılıştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh...
* Tüm idealistler, hizmet ettikleri davaların her şeyden önce dünyanın tüm öteki davalarından üstün olduğunu düşünürler. Kendi davalarının biraz olsun başarılı olması için, bu davanın tüm öteki insan girişimlerine gerekli olan aynı pis kokulu gübreye açıkca ihtiyacı olduğuna inanmak da istemezler.
* İnsan, diğer insanlardan hiçbir şey istememeye, onlara hep vermeye alıştığı zaman, elinde olmadan soylu davranır.
* Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan ...
* Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, aslında doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmaktır.
* Kendinden hiç söz etmemek çok soylu bir ikiyüzlülüktür.
* Hakikatin temsilcisinin en az olduğu zaman, onu dile getirmenin tehlikeli olduğu zaman değil, can sıkıcı olduğu zamandır.
* Doğa bize aldırmadığından, doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki ...
* Uygarlaşmış dünya ilişkilerinde herkes, hiç değilse bir konuda kendini başkalarından üstün hisseder. Genel iyiyüreklilik buna dayanır. Çünkü, durum elverirse herkes yardım edebilir, o halde bir utanç duymaksızın bir yardımı da kabul edebilir.
* Yapacak çok şeyi olan insan inançlarını ve genel düşüncelerini hemen hemen hiç değiştirmeksizin korur. Aynı şekilde, bir ülkünün hizmetinde olan her insan ülkünün kendisine artık hiç kulak asmaz; onun buna zamanı yoktur. Demem şu ki, ülküsünün hala tartışılabilir olmasından yana olmak çıkarına aykırıdır.
* Bugün artık kimse ölümcül hakikatlerden ölmüyor; çok fazla panzehir var.
* Uygarlık tarafından yokedilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir uygarlık çağını yaşıyoruz.

Şiir üslubu

Şiirindeki dış etkiler

Nietsche Şiirlerinde başlıca;

* İncil, Tevrat ve Kur'an
* Sokrates
* Schopenhauer ve ardılı Alman şairler
* Goethe Divanı (Özellikle Çöl Kızları Arasında adlı şiirinde)
* Wagner
* Stendhal ve Dostoyevski

gibi isimlerinin etkileri görünür.

Nietzsche'nin kütüphanesi

Ana madde: Nietzsche'nin Kütüphanesi

Nietzsche Arşivi


Nietzsche arşivinde Yunan Felsefesi'ne oldukça büyük bir yer vermiştir. O Kant, Mill veSchopenhauer'i de okumuştur, Bu isimler zaten felsefesini ilk şekillendirenlerdi.Daha sonra Spinoza ile tanışmış ve ondan pek çok konuda etkilenmiştir. Edebi anlamda 17. yy Fransız Edebiyatı ve aynı dönem Fransız ahlakçılarını da bolca okuma fırsatı bulmuştur. Bundan başka Pascal ve Stendhal'de listesindedir.

Paul Bourget'in "Organizm"'i de Nietzsche'yi etkilemiştir., ayrıca Rudolf Virchow ve Alfred Espinas aynı şekilde etkilemiştiler.Nietzsche daha sonra Friedrich Lange'den Darvinizm'i öğrendi.Charles Baudelaire'nin pek çok kitabını okudu., Tolstoy'un Din Nedir?, Ernest Renan'ın İsa'nın Hayatı ve Dostoevsky'nin Ecinniler kütüphanesindedir. Ralph Waldo Emerson'dan pek çok kitap okumuştur.

Niccolo Machiavelli'de ayrıca kütüphanesinde yer tutar.

Nietzsche'nin Etkileri

Nietzsche felsefeye öldükten sonra nüfuz etmiştir. En ünlü eseri Böyle Buyurdu Zerdüşt dünya klasikleri arasında yerini almıştır. Felsefe dışında, bazı siyasetçilerce Hitler'i etkilemekle suçlanmaktadır. Hitler Nietzsche'yi gençken okumuştur ve ondan "militarizm" alanında etkilenmiştir. Dreyfus Affair Nietzsche'nin tahrip edilmiş yazılarından "Antisemitik" anlamda etkilenenlerdendir. Alfred Dreyfus kendini "Nietzscheans" olarak tanımlar. Naziler Nietzsche'nin felsefesini kullanmışlardı ancak bilindiği gibi Nietzsche bir Alman düşmanıdır. Bu etkiden ise kız kardeşi sorumludur,

Nietzsche Avrupalı filozoflardan, Michel Foucault, Gilles Deleuze, Jacques Derrida, Martin Heidegger, Albert Camus, ve Jean-Paul Sartre. Walter Kaufmann, R. J. Hollingdale, Alexander Nehamas, Brian Leiter gibi isimleri etkilemiştir.

Nietzsche, örneği taklit edilemeyecek kadar benzersiz ve ürkütücüdür...
Bütün kronolojisi



* 1844 15 Ekim: Nietzsche, Leipzig'in güney batısında Saksonya'da bir Prusya köyü olan Röcken'de Karl Ludwig Nietzsche adında papaz bir babanın oğlu olarak dünyaya gelir.

* 1849 30 Temmuz: Babasının ölümü.

* 1858: Naumburg yakınlarında Almanya'nın önde gelen Protestan yatılı okulu Schulpforta'ya kayıt yaptırır.

* 1864 Ekim: Teoloji ve filoloji öğrencisi olarak Bonn üniversitesi'ne kayıt yaptırır.

* 1865 Ekim: Nietzsche, Bonn'daki filoloji hocası F.W.Ritschl'in peşinden Leipzig'e gider ve eğitimine burada devam eder. Leipzig'de eski kitaplar satılan bir dükkanda Schopenhauer'in bir kitabını bulur[76] ve arkadaşlarına bundan böyle bir "Schopenhauer'ci" olduğunu açıklar.

* 1868 8 Kasım: Nietzsche'nin Leipzig'de Richard Wagner'le ilk buluşması.

* 1869 Şubat: Henüz doktorasını tamamlamamış olan Nietzsche, Ritschl'in tavsiyesi üzerine Basel üniversitesi klasik filoloji bölümüne genç yaşta öğretim görevlisi olarak atanır.

17 Mayıs: Nietzsche'nin Wagner ve Cosima'ya Tribschen'de ilk ziyareti.

28 Mayıs: Basel Üniversitesi'nde "Homeros ve klasik filoloji" üzerine bir açılış konuşması yapar.

* 1870 Ağustos: Nietzsche, Fransa-Almanya savaşı nedeniyle üniversiteden izin alır ve gönüllü sıhhiye eri olarak cepheye gider. Ama sağlığının bozulması nedeniyle iki ay sonra Basel'e geri döner.

* 1871 Ocak: Basel Üniversitesi felsefe kürsüsüne yaptığı başvuru geri çevrilir. İsviçre Alp'lerinden kalbi kırık bir şekilde ayrılır ve klasik filolog olarak mesleğinden giderek hoşnutsuz olmaya başlar, felsefeye yönelir. Bu yıldan sonra Nietzsche bozuk sağlığıyla sürekli bir mücadeleye girer.

* 1872 Ocak: İlk kitabı " Die Geburt der Tragödie aus dem Geiste der Musik" (Müziğin Ruhundan Tragedya'nın Doğuşu) yayınlanır.

Şubat - Mart: Basel'de "eğitim kurumlarımızın geleceği" konulu halka açık seminerler verir.

22 Mayıs: Nietzsche, Bayreuth Tiyatrosu'nun temel atma töreni için Bayreuth'a giden Wagner'in 59. doğum gününde besteciye eşlik eder.

* 1876 Ağustos: I. Bayreuth festivali. Wagner'le dostluğu gölgelenir.

Eylül: Paul Ree ile birlikte Bayreuth'tan ayrılır.

Ekim: Basel Üniversitesi sağlığının bozuk olduğu gerekçesiyle Nietzsche'ye bir yıllık hastalık izni verir.

* 1878: "Menschliches, Allzumenschliches" (insanca, pek insanca) ilk bölümü Voltaire'e adanmıştır.

3 Ocak: Wagner Nietzsche'ye yeni yayımlanan eseri Parsifal'in bir kopyasını gönderir.

Mayıs: Nietzsche Wagner'e yazdığı son mektupla birlikte "insanca pek insanca: Özgür ruhlar için bir kitap" adlı çalışmasının bir kopyasını gönderir. Wagner'den tamamen kopar.

* 1879: İnsanca, pek insanca 'nın ikinci cilt birinci kısmı: Assorted opinions and maxims. Nietzsche sağlığının bozukluğu öne sürülerek Basel'deki kürsüsünden istifa etmeye zorlanır. Bundan sonraki on yıl boyunca otel odalarında ve pansiyonlarda yaşayan yalnız bir gezgin yaşamı sürecektir.

* 1880: İnsanca, pek insanca, ikinci cilt ikinci kısım: gezgin ile gölgesi.

* 1881: Tan kızıllığı. Ahlakın önyargıları üstüne düşünceler. Sils Maria'da ilk yazını geçirir.

* 1882: Şen bilim (Neşeli bilgelik ya da La Gaia Scienza adlarıyla da bilinir) 125. aforizmada bir deli, tanrının öldüğünü açıklar.

Mart: Paul Ree Roma'ya gitmek üzere Cenova'da Nietzsche'den ayrılır. Ree Roma'da Lou Salome ile tanışır ve ona aşık olur.

Nisan: Nietzsche Roma'ya gider ve Lou Salome ile tanışır. Nietzsche birkaç gün sonra, önce Ree aracılığı ile daha sonra şahsen Salome'ye evlenme teklif eder. Teklifi geri çevrilse de kendisi, Ree ve Salome arasındaki düşünsel "menage a trois" bağlılıktan hoşnuttur. Yıl sonunda Nietzsche, Ree ve Salome'den kopar ve kendisini ikisinin ihanetine uğramış hisseder.

* 1883: Böyle Buyurdu Zerdüşt : Herkes ve hiç kimse için bir kitap adlı çalışmasının birinci ve ikinci kitaplarını yazar.

13 Şubat: Wagner'in ölümü, 1884, Nice'de Zerdüşt'ün üçüncü kısmını yazar.

* 1885: Zerdüşt'ün dördüncü ve son bölümünü sınırlı sayıda ve kendi başına yayımlatır.

* 1886: İyinin ve Kötünün Ötesinde. Geleceğin felsefesine prelüd.

* 1887: Yeraltından notlar'ın Fransızca baskısı tesadüfen eline geçer ve böylece Dostoyevski'yi keşfeder.

10 Kasım: Ahlakın soykütüğü üstüne: Bir polemik.

* 1888 Mayıs - Ağustos: Wagner olayı; Dionysos Dithyrambosları'nı bitirir. (1891'de yayımlanır.)

Eylül: Deccal (1894'de yayımlanır.)).[78]

Ekim - Kasım: Ecce Homo'yu yazar. (Kitabın yayımlanması Elisabeth Förster Nietzsche tarafından 1908'e dek ertelenir.)

Aralık: Nietzsche Wagner'e karşı. (1895'te yayımlanır.)

* 1889: Putların alacakaranlığı (Özgün adı: Bir psikoloğun atıllığı.)

3 Ocak: Nietzsche, Torino'da Piazza Carlo'da sinir krizi geçirir ve sahibi tarafından kırbaçlanan yaşlı bir atın boynuna sarılarak ağlar.

18 Ocak: Jena üniversitesi'ndeki psikiyatri kliniğine kaldırılır. Doktorlar "ileri yeti yitimi" teşhisi koyarlar. Klinikte "Beni buraya karım Cosima getirdi" dediği bile duyulmuştur. Cosima ölen Wagner'in karısıdır.

* 1890: Nietzsche'nin annesi oğlunu alır ve bakmak üzere Naumburg'taki evine getirir.

* 1897 20 Nisan: Annesinin ölümü. Kız kardeşi Nietzsche'yi alarak beraberinde Naumburg'tan, 1894'de Nietzsche arşivini taşımış olduğu Weimar'a götürür.

* 1900 - 25 Ağustos: Nietzsche Weimar'da ölür. Röcken'de babasının mezarının yanına gömülür.

* 1901: 1880'lerde kaleme alınan Nachlass'tan beş yüz bölüm Güç istemi adıyla yayımlanır. 1906'da kitabın ikinci baskısı bu sefer 1067 bölümlük bir çalışma olarak piyasaya çıkar.

Ayrıca bakınız

* Anarşizm
* Varoluşçuluk
* Ateizm
* Alman felsefesi
* Amor Fati
* Hiççilik
* Postmodernizm

Konu cavallini tarafından (06-01-2008 Saat 11:29 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla