|
Ahmet İnam'ın yazısı
KARDEŞİM -Doğan Özlem
"Doğan", Türkmen Türkçesinde birader demektir, kardeş. Doğan'ı ben öyle gördüm. Otuz yıldan fazla bir zaman öncesinde muhterem insan Teoman Duralı yanımda iken onunla İstanbul Üniversitesi kütüphanesinde ilk karşılaşmamızda, Max Weber çalışan, çile çekmiş bir insan olduğunu hemen anladım. Bu çileli kardeşim, sonra güzel kitaplar yazdı, çevirdi. Bitmez tükenmez enerjisiyle üretti. Uzun ve bence tumturaklı tümceleriyle Türkçemiz farklı düşünce ufuklarına açıldı.
Doğan'ın ciddiliğini sevdim ve rahatsız oldum. Yapacağım şakaları "sululuk" olarak anlayıp, kızacağından hep korktum. Çoğu zaman sustum. Yanında. Saygılı. Boynu bükük.
Kendisine insülün iğnelerini yapıp, baklavayla rakı içişinde, hele Münir Nurettin'in o güzelim segâh "Yemenimin Uçları" şarkısını içli sesiyle söylerken kendisine hayran kaldım. "Vay be" dedim içimden, "hermeneutik" insana ne türküler söyletiyor!"
Doğan gibi dostların yanında hep haylaz çocuk olmak isterim. Onun düzenlediği çağrılı olduğum bir toplantıya gitmediğim için beni çok haşladı, dövecek diye de korktum. Dövseydi hiç yanıt vermeyecektim. Doğan'dı. Dövmek hakkıydı.
Bekliyorum bir gün beni dövsün diye. Son zamanlarda bir konuşmamı dinledikten sonra, düşüncesini soranlara, her zamanki açık yürekliliği ile "Ahmet edebi felsefe yapıyor canım" demiş. "Palavra atıyor" demenin Doğancası diye bakmadım sözlerine. Yine yanıt vermedim.
Döverse bir gün beni, birkaç sözüm olur ona.

Ben sana bir elma versem, sen bana bir elma versen
Bende bir elma, sende bir elma olur
Ben sana bir bilgi versem, sen bana bir bilgi versen,
Bende iki bilgi, sende iki bilgi olur
Konfüçyüs
bilim dediğin nedir ki ben felsefe yapmayı göze almışım..!
philosophiaperennis
|