Taksinden indiğinde hiç beklemediği bir harabeyle karşılaştı.
Yalının o görkemli zamanlarında verilen büyük davetleri anımsadı. Avluyu son görüşündeki yağmurun izdihamı, kulaklarından silinmiş, güzel anılar kalmıştı geriye. Bir karikatür gibi kimsenin göremediği kara kalem bacaklarıyla, sığındığı bodrum kattaki küçük odasının pervazından hep silerdi büyük davetlerden kendini. Tekrar çizerdi sonra partinin en şık kadınına kendi yüzünü. O zamanlar çelimsizdi ama sade, duru bir yüzü vardı yine de. Bir çizgi hayaldi o, zaten ömrü de hep böyle geçmemiş miydi, hayaller ve hayaletlerle...
Kapıyı çalmadan açıldı. Gülümseyen bir yüzle karşılaştı.
'Annem arka bahçede kahvaltıya bekliyor sizi' dedi kıvır kıvır kirpikleri felfeleklenen çocuk. Kafasıyla onayladı kızı, kız aynı hızla uzaklaştı kapıdan. Trene daha vakit vardı. Bir hizmetli ona bakışlarıyla yolu gösterdi. Arka bahçeye indiler.
İnce bir rüzgar yanaklarını sıyırıp, gömleğinin içine doldu. Bahçenin o bakımsız hali, kırık testiler, trabzanların küfü, salıncağın esintiyle salınan yumuşak gıcırtısı, birden çocukluğuna döndürdü yine Asude'yi.
"Asudeeee...!"
Adını bağıran sese doğru döndü.
Not: Bu çalışmanın da güzelliği burada, ben kızı tekneye bindirecektim, bir adada olmasını istemiştim, Lilith tren dedi ve Rugerm de taksiye bindirmiş.. Bence hoş gidiyor. Kıza isim de koydum, çatlayınız:P Haydi bakalım nasıl devam edecek ben de merak ediyorum şimdi, çok fazla kasmadan içimizden geldiği gibi yazalım