Hala insanım ve tehlikeliyim
Kumara ara verip kalabalığa kulak verdiğim anda dibimden insan seli uğuldayarak koşmaya başlıyor. Her biri, bir hayat kurmuş, sözcüklerle dans edercesine, kimisi oyuna kimisi oyuncuya odaklanmış bir kumar oynuyor birbiriyle, bazen benim de dahil olduğum...
Gözlerim kalabalıkta boş boş dolaşırken beynim masaya davet ediyor benliğimi. Sıkıldım diyorum, üstelik yorgunum ve zaten mağlubum.
Belli bir süre yokum arkadaş, istemiyorum. Kaç zaman kibir, nefret, kıskançlık kartlarıyla masaya oturdum bilir misin?
Yeter! diye bağırıyorum kalabalığın ortasında, herkes ara verip oyuna, şaşkın gözlerle seyredip, hasta ruh halimi çözme gayretinde. Üzerimdekinin elbise olduğunu fark edene dek çıplak hissediyorum kendimi, ürkütücü bakışların arasında.
Kahretsin! Ben bir astım hastasıyım bu dünyada, nefes alamıyorum. Ne kadar da çabalasam yetmiyor, yırtıyor beynimi kalabalık uğultu. Öleceğimi düşündüğüm anda karanlık bir sokağa sapıyorum. Sokak, lambanın çıkardığı hışırtı ve önünde uçuşan böcekler dışında sessiz ve kimsesiz. O yöne koşuyorum. Biraz daha iyiyim sanırım. Koşarken gözlüklerimi düşürüyorum.Görmüyorum hiçbir şeyi.Sözcüklerin uğultuyu andıran gürültüsüne doğru yöneliyorum tekrar.Kulağıma gelen uğultu masada kaybedenin ben olduğumu haykırırcasına kahkaha atıyor.O anda anlıyorum,karanlıkta kaybettiğim gözlüklerimi,aydınlık kalabalıkta arayan halime gülündüğünü.Görmek ve duymak tercihim olsaydı bu halde olur muydum diye fısıldıyorum kendi kendime.Evet, bu kez çıplağım,deliriyorum.Gözlüklerim! Gözlüklerimi verin görmüyorum!
Sesin azaldığı yöne koşuyor benliğim. Gözlüklerimi ufak bir çocuğun ağlayışındaki masumiyette buluyorum.
Kahretsin! Ben bir hastayım, astım hastası! Nefes alamıyorum. Olduğum yere yığılıyorum.
Kulaklarımda yankılanan tek gerçek Çocuğun ağlayışı!
Gözlerimi araladığımda...
Hala insanım...
Bir masadayım ve oyun oynuyorum.
Çocuğun ağlayışı mı? Boş ver unuttum bile...
Çünkü İNSANIM VE TEHLİKELİYİM.....
|