|
ahlak için din'in gerekli olup olmadığını anlamak için sanırım tarih'e de dönüp bir bakmak lazım. antik çağlarda olmazsa olmaz bir ahlak anlayışı vardı. değişmez, sarsılmaz ve toplumsal hayatın sürdürülmesi adına herkes için vazgeçilmez bir ön şarttı. toplumsal hayat, devlet yönetimi, sanatlar, eğitim bu çerçevede oluşturuluyordu. yani antik çağlar için 'önce ahlak vardı' diyebiliriz.
bu ortaçağda, daha doğrusu hristiyanlıkla birlikte biraz değişime uğradı. hristiyan inancı olmadan bir ahlak düşünülmezdi hatta önceki düşünceler de tamamiyle yok sayılabilirdi. önce din vardı,ahlakı getiren de buydu.
ortaçağdan sonra da bu durum ciddi değişime uğradı. ahlak hala vardı, yaşamını farklı betimlemelerle sürdürdü ve hristiyanlıktan tekrar bağımsızlığını kazandı. kimi alanlar kendi önceliklerini yarattı, böylelikle kendini ahlaktan da öncelikli konumlandırabildi. ama artık var olmak için dine ihtiyacı vardı diyemeyiz. din de ahlak için bir araçtı. her toplumsal kuralın olduğu gibi dinin de amacı ahlaklılaştırmaktı ancak kendi ahlak anlayışıyla. dolayısıyla her şey kendi ahlakını yaratır. din de yaratır. oysa ahlakın var olabilmesi için dine ihtiyacı yoktur.
is all that we see or seem
but a dream within a dream?
|