
08-12-2007, 13:21
|
 |
solus et moriturus
|
|
Üyelik Tarihi: 18-08-2007
Nerden: Ankara
Yaş: 35
Mesajlar: 1,885
|
|
İmlası bozuk, silik kelimeler....

Kırk yamalı bohça ve yanık kokusu
Sahipsiz bir mezarın başında duruyorum… İsim yazması gereken yerinde mezar taşının, silik birkaç kelime…
Kendimden bile varlığını sakladığım yerdeyim şimdi, içimin en derininde. Kazıyorum tırnaklarımla ruhumu, ben bile zarar vermeyeyim diye sakladığım sandıkla karşılaşıyorum ilk. Korkuyorum aslında göreceklerimden…
Sandığın içinde keskin bir yanık kokusu ve kırk yamalı bohça…
Tek tek çözüyorum narince bohçayı ve hatırlıyorum içindeki ruhu nasıl yaraladığımı, o zaman hiçte nazik olamadığımı da. İlkin gözlerin karşılıyor beni sonra küçük bir kız çocuğu hayalinin cesedi…
Bakıyorum sadece, ağlayamıyorum bile. Elime bir kibrit geliyor, nasılda yakmıştım dünyayı acıyla, sonra zaferimin dumanıyla boğulurken anlamıştım tüm kaybedenin ben olduğumu… Aradan geçen zamanda daha başka şeylerde… Mesela söylemenin yetmeyeceğini anladım ve ölü bir ruhun başında ettiğim duaların İsa şifacılıyla boy ölçüşemeyeceğini de…
Sana artık haksızlık bile yapamam sadece sana yaptığım haksızlıklardan öte bir mutluluk dileyebilirim… Bu son haksızlığım belki daha ötesi yok…
Kibriti alıyorum ve bana ait ne varsa deyip ruhumu yakıyorum daha önce söz verdiğim gibi (sana ve beni sevenlere)… Yüzümdeki sahte gülümseme maskesinin etime yapışması için …. Ve sandığın altındaki ruhuma bakıyorum mezara koyduğum gerçeğime…
Solus et moriturus...
Alıntı:
|
Buda bir hediye daha öncede veremediğim ´isimli arızadan alıntı
Adını susuyorum, adını.. duyuyor musun?
adını duyuyorum durup dururken!
bir ses bana seni hatırlatıyor sürekli..
İçimden bir ses;
gülmek için,
haykırmak için,
ağlamak için,
durup durup ne var ne yoksa anlatmak için,
paylaşmak için,
seni beklememi söylüyor! ! !
çok bekledim halbuki
çok biriktirdim...
hem gelsen gelirdin
gelmeyeceksin belli ki...
aslında seni unutmayan ben diilim vallahi! !
çok kovdum seni gecelerimden,
çok direndim oysa ki..
sen konuşuyorsun bir asır ötede
sesin kulağıma değiyor,
sen seviyorsun birilerini, öpüyorsun onları
benim ta burda tenim üşüyor,
sen susuyorsun,
yaprak bile kıpırdamıyor..
adını söylüyorlar dönüp bakıyorsun,
ben adını susuyorum, adını... duyuyor musun?
susuyorum, kupkuru boğazım, dilim...
adını söylemeyi bile özlüyorum..
seni unutmayan ben değilim...
tüm kainat birlik olmuş bana seni getiriyor..
rüyalarıma önce
sonra yabancıların yüzlerine, seslerine...
bir ses bana
bekle de bekle diyor..
gelmeyeceksin biliyorum
ama adın içimde duruyor...
Melike Kaplan
|
Şiir anlaşılacağı gibi Melike Kaplana aittir....
House of Duarden
Alıntı:
|
"Bir derin kuyuya benzer yalnız. Taş atmak kolaydır içine: ama bu taş dibe inecek olursa, deyin bana, kim çıkarabilir? Yalnızı incitmekten sakının! Ama incitecek olursanız, eh, artık öldürün de!" F.Nietzsche
|
|