Tekil Mesaj gösterimi
  #22 (permalink)  
Alt 06-12-2007, 23:21
fenasi fenasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
Blog Başlıkları: 1
22/11/91

00:26

71. yılım olağanüstü verimli bir yıl oldu. Bu yıl hayatımın hiçbir yılında yazmadığım kadar çok yazmış olabilirim. Her ne kadar yazar kendi çalışmasını tarafsız olarak değerlendiremese de, ben her zaman yazdığım kadar iyi yazdığıma inanıyorum -en iyi yazdığım zamanki kadar iyi demek istiyorum. 18 Ocak'ta kullanmaya başladığım bilgisayarın katkısı büyük. Sözcüklerin daha kolay dökülmelerini sağlıyor. Beyinden (ya da nerden geliyorlarsa ordan) parmaklara, parmaklardan da havada çaktıkları ekrana daha hızlı ulaşıyorlar - taze ve kıtır. Önemli olan hızın kendisi değil; akış. Sözün aktığı bir nehir ve söz iyiyse bırak aksın. Üstelik karbon kağıtlarına ve temize çekmeye paydos. Eskiden bir gece yazıyı yazar, bir gece de yaptığım hataları düzeltip temize çekerdim. İmla hatalarını, cümle bozukluklarını artık orijinal kopya üstünde düzeltebiliyorsunuz. Tekrar yazmaya, sağdan soldan oklar çekmeye paydos. Kimse gelişigüzel yazılmış bir kopya okumak istemez, yazar bile. Bütün bunlar fazlası ile titiz ve mızmızca bulunabilir; ama değil. Son derece hayırlı. Ve insan ruhunu böyle yitiriyorsa, ben varım.

Kötü anılar da var. Bir gece dört saat kadar yazdığımı anımsıyorum. Çok kısmetli bir gece geçirdiğimi düşünüyordum ki yanlış bir tuşa ya da tuşlara dokunmuş olmalıyım, ekranda mavi bir şimşek çaktı ve yazdığım sayfalar kayboldu. Geri getirmek için elimden geleni yaptım ama nafile. Kaybolmuşlardı. Evet, "Save-all"da çalışıyordum, yine de kaybolmuşlardı. Aynı şey birkaç kez daha başıma gelmişti ama zaiyat hiç o denli büyük olmamıştı. Size şu kadarını söyleyeyim, sayfaların birden yok olduklarını fark etmek korkunç bir duygu. Şimdi anımsadım, romanımın dört sayfası da yok olmuştu. Bütün bir bölüm. Oturup allahın cezası bölümü baştan yazmıştım. Ve bunu yaptığında bir şeyler eksilir, küçük pırıltılar geri gelmez. Ama bir şeyler de kazanırsın. Seni çok tatmin etmeyen şeyleri çıkarıp daha iyilerini eklersin. Öyleyse? Uzun bir gece oldu. Kuşlar uyanmış. Karın ve kedilerin aklını kaçırdığını düşünüyor olmalılar.

Şu "mavi şimşek"le ilgili olarak birkaç bilgisayar uzmanına danıştım, ama hiçbiri bir şey söyleyemedi. Çoğu bilgisayar uzmanının çok uzman olmadıklarını fark ettim. Kitaplarda yazılı olmayan garip şeyler oluyor. Şimdi bilgisayarlar hakkında daha çok şey biliyor ve sayfaları "mavi şimşek"ten geri getirmenin bir yolu vardır diye düşünüyorum.

En kötü gece bilgisayarın başına oturduğum ve aletin tamamen sapıttığı geceydi. Bombalar, tuhaf ve yüksek sesler, kararma anları, ölümcül karanlıklar; uğraştım, çabaladım, işe yaramadı. Sonra ekranda ve beynin yanındaki disket sokulan aralıkta pıhtılaşmış sıvıya benzer bir şey fark ettim. Kedilerimden biri makineye işemişti. Tamirciye götürmek zorunda kaldım. Teknisyen dışardaydı. Tezgahtarlardan biri beynin bir parçasını söktü, beyaz gömleğine sarı bir sıvı döküldü ve geri çekilip, "kedi sidiği," diye bağırdı. Zavallı adam. Zavallı adam. Neyse, bıraktım bilgisayarı. Beynin bütün parçalarını sökmek zorunda kaldılar. Bakımı sekiz gün sürdü. O süre boyunca daktiloya döndüm. Daktiloda yazmayı baştan öğrenmek zorunda kaldım. Akışı sağlayabilmek ancak kafayı iyice çektikten sonra mümkün oldu. Ve dediğim gibi; bir gece yazmak için, bir ge-

ce temize çekmek için. Ama iyi ki vardı daktilo. Birlikte elli yılımız geçmiş, çok güzel zamanlarımız olmuştu. Bilgisayar geri geldiğinde emektar daktiloyu köşesine koyarken hüzünlenmedim dersem yalan olur. Ama bilgisayarın başına oturdum ve sözcükler çılgın kuşlar gibi uçuştular. Mavi şimşekler çakmıyor, sayfalar kaybolmu-yordu artık. Düzelme bile söz konusuydu. Kedi sidiği bazı sorunları gidermişti. Tek fark artık bilgisayarın üstünü büyük bir plaj havlusu ile örtmem.

Evet, en verimli yılım. Şarap doğru yıllanmışsa güzelleşir.

Kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok. Umurumda bile değil. Hayatta iken devinmek önemli olan. Gün ışığında kapılar açılır ve atlar ışığın içine fırlar ve cokeyler; parlak ipek giysilerinin içinde küçük şeytanlar, zorlayarak, sapına kadar. İhtişam devinimde ve hodri meydan diyebilmektedir. Ölümün canı cehenneme. Her şey bugün, bugün, bugün. Evet.
Alıntı ile Cevapla