|
Bu mevzuyu uyarmaktan yorulmaya başladım. Kimi genelde kimi de özel mesaj yoluyla nazikçe uyarıyorum ama sanıyorum genele yazmak şimdilik -tekrar etmemesi adına- daha mantıklı.
Üstler astlarına sen, astlar da üstlerine siz diye hitap ederler. Benim siz diye hitap ettiğim birinden de aynını bekliyorum, buna azami dikkat ediyorsam aynı özeni de hak etmişimdir diyorum; bu bir saygı ibaresi değil mesafe belirtisidir daha evvel de bahsettiğim gibi. Fikir alış-verişinde bulunmaya çabaladığım bu platformada da mesafenin gerekliliğine inananlardanım, samimiyetin değil.
Dikkat ettim ki herkese "sen" diyorsunuz, diğerleri beni bağlamaz, ama kendimden mesulum.
Konuşmak istemiyorsanız, elbette zorlayacak değilim.
Ama ben birkaç kelam edip de ayrılmak isterim; madem "öneri ve eleştirileriniz" başlığı altında Anarşist Org'un adından kaynaklı bir forumda yazıyoruz.
Yakınan çok ama çaba sarfeden az olursa; gelişmenin de mümkün olabilceğini düşünmeyenlerdenim. İnternet'ine sahip çık diye bir forum konusu vardı yine burada, içeriksel olarak tam olarak söylemek istediğimin aynısı olduğunu değil ama başlığın söylemek istediklerime tercüman olduğunu söyleyebilirim. İnternet'e hiçbir katkı sunmaksızın, yeni metinler eklemeksizin, yeni metinler üretmeksizin yalnızca "dolaşmak" ve iki çift laf etmek için girenlerin, bulundukları yerlerdiki eksiklikleri ya da kusurları ifade etme hakları olduğunu düşünmüyorum; insan önce kendi bulunduğu ortamı güzelleştirme sorumluluğunu yüklenmedikçe boş muhalefetin tıngırtısının da aynı boşlukta olabileceğinden neredeyse eminim. Bu platformları güzelleştirmek elimizde, çirkinleştirmek de. Bu forum ve diğer bazı niteliksel olarak şık forumlar, bizlerin kendilerini ifade etme olanağı sağlamıştır; özellikle de kendi bütçesiyle, hiçbir reklam geliri olmayan, kişisel teşebbüs cesareti ve emeğiyle kurulmuş böyle sitelere saygı duyuyorum, hiçbirimizin elinde her gün televizyona çıkma ya da mikrofonlara konuşma hakkı olmadığına göre; hakkımızı ancak ve ancak oy kullanmak türü -ama esasında onaylamadan öteye geçmeyen- dört-beş yıllık zamanlarda kullanabiliyorsak, bu tür zeminlerin kıymetini daha iyi bilmeliyiz derim.
Şimdi ne bekliyordunuz ne buldunuz sorusunu, direkt size olmasa da, diğer sorabilecek arkadaşlara da anımsatarak; beklentileriniz için öncelikle kendi üzerinize düşenin asgarisini bile yapıp yapmadığınızı sorgulamanızı diliyorum...
Çok arabesk bir tümce olacak belki ama Eliot'a kulak verirsek; "gül fidanı dikmeden, gül koklanmaz...!"
Kolaylıklar...
|