Tekil Mesaj gösterimi
  #19 (permalink)  
Alt 03-12-2007, 23:05
fenasi fenasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
Blog Başlıkları: 1
22/10/91

16 : 46

Tehlikeli hayat. Sabah sekizde kalkıp kedileri besledim çünkü sekiz buçukta daha karmaşık bir güvenlik sistemi döşemek üzere Westec Güvenlik'ten biri gelecekti. (Bir zamanlar çöp bidonlarının üstünde uyuyan ben miydim?)

Westec Güvenlik'in adamı tam sekiz buçukta geldi. Evi gezdirip pencereleri ve kapılan gösterdim. Güzel, güzel. Hepsine elektronik ve optik alarm tesisatı döşeyeceğiz. Linda aşağı inip birkaç soru sordu. Benden daha iyidir bu işlerde.

Benim kafamda tek soru vardı: "Ne kadar sürer?"

"Üç gün," dedi adam.

"Aman allahım!" dedim. (Üç günün ikisinde hipodrom kapalı olacaktı.)

Bir süre ortalıkta dolandıktan sonra adama birazdan döneceğimizi söyleyip çıktık. Bir dostumuz evlilik yıldönümümüz için bize I.Magnin'in yüz dolarlık hediye çeklerinden vermişti. Ayrıca tahsil etmek istediğim bir telif çekim vardı. Önce bankaya. Çeki ciro ettim.


"İmzanız çok güzel," dedi kız.

Yan taraftaki kız gelip imzama baktı.

"İmzası sürekli değişir," dedi Linda.

"Sürekli kitap imzalamak zorunda kalıyorum," dedim.

"O bir yazar," dedi Linda.

"Öyle mi? Hangi türde yazıyorsunuz?" diye sordu kızlardan biri.

"Anlat," dedim Linda'ya.

"Şiir, öykü ve roman türünde yazar," dedi Linda.

"Bir de senaryo," dedim, "Barsineği."

"Ooo," dedi kızlardan biri gülümseyerek, "Gördüm,"

"Beğendiniz mi?"

"Evet," diye gülümsedi.

"Teşekkür ederim," dedim.

Sonra dönüp bankadan çıktık.

Gördünüz mü? Ünlüydük. Arabamıza binip alış veriş merkezine gittik.

I.Magnin'e yalan bir yerde bk şeyler yemeye karar verdik.

Boş masalardan birine oturup jambonlu sandöviç, elma suyu ve kapuçino söyledik. Masamızdan alış veriş merkezinin büyük bir bölümünü görebiliyorduk. Bomboştu. Ekonomi çok kötüydü. Biz yüz dolar harcamak üzereydik. Ekonomiye katkıda bulunacaktık.

Benden başka erkek yoktu orada. Sadece kadınlar oturuyordu masalarda, yalnız ya da ikili. Erkekler başka yerlerdeydi. Şikayetçi değildim. Kadınların arasında emniyetteydim. Dinleniyordum. Yaralarım iyileşiyordu. Biraz gölgede kalmaktan bir şey çıkmaz. Yoruldum kayalardan atlayıp durmaktan. Soluklandıktan sonra tekrar atlardım belki. Belki.

Yemeğimizi yedikten sonra I.Magnen'e girdik.

Gömleğe ihtiyacım vardı. Gömleklere baktım. Bir tane bile bulamadım. Geri zekalılar tarafından tasarlanmışlardı sanki. Vazgeçtim. Linda'nın çantaya ihtiyacı vardı. Bir tane beğendi, %50 indirimli fiatı 395 dolar. 49.50 gibiydi daha çok. Vazgeçti. Arkalıklarında fil başlan olan iki iskemle gördük. Güzeldiler. Ama binlerce dolar. Camdan bir kuş vardı, 75 dolar. Hoştu ama Linda koyacak yerimiz olmadığını söyledi. Mavi çizgili balık için de aynı şeyi söyledi. Yorulmaya başlamıştım. Alış veriş beni yorar. Alış veriş sonrasında üstümden silindir geçmiş gibi hissederim kendimi. Alacak hiçbir şey bulamıyordun üstelik. Tonla bok. Bedava verseler almazdım. İnsanda sahip olma isteği uyandıracak bir şey satılmaz mı bu dükkanda?

Başka bir gün tekrar denemeye karar verdik. Bir kitapevine girdik. Bilgisayar üstüne bir kitaba ihtiyacım vardı. Daha çok bilgi edinmek istiyordum. Kitabı buldum. Kasaya götürdüm. Kasadaki çocuk tuşladı ve kredi kartımla ödedim. "Teşekkür ederim," dedi, "lütfedip şunu imzalar mısınız?" Son kitabımı uzattı. İşte, ünlüydüm. Aynı günde iki kez fark edilmiştim. İki kez yeterliydi. Üç kez ya da fazlası başın belada demekti. Tanrılar dozu tam istediğim gibi ayarlıyorlardı. Adını sordum, ithaf ettim, imzaladım ve bir skeç çizdim.

Dönüşte bir bilgisayar dükkanına girdik. Lazer yazıcı için kağıda ihtiyacım vardı. Yoktu. Yumruğumu salladım tezgahtara. Eski günlerimi anımsadım. Tezgahtar başka bir dükkan tarif etti. Dükkanı bulduk. Herşey vardı orda, hem de hesaplı. İki yıl yetecek kadar lazer kağıdı, zarf, kalem ve ataş satın aldım. Geriye yazmak kalmıştı.

Eve döndük. Güvenlikçi gitmişti. Arada parkeci gidip gelmiş, "dörtte döneceğim," diye bir not bırakmıştı. Parkecinin dörtte dönmeyeceğini biliyorduk. Delinin tekiydi. Çocukluğu ile ilgili. Kafası çok karışıktı. İyi parkeciydi ama.

Herşeyi yukarı çıkardım. Hazırdım. Ünlüydüm. Yazardım.

Oturdum ve bilgisayarı açtım. APTAL OYUNLAR'a girdim. Sonra Tao oynamaya başladım. Ustalaşıyordum. Bilgisayara ender yeniliyordum. Bahis oynamaktan daha kolaydı, ama bahis kadar tatmin edici değildi. Çarşamba günü hipodromda olacaktım yine. Atlara oynamak cıvatalarımı sıkar. Planın bir parçasıydı. Ve iş görüyordu. Ve elimde yazılmayı bekleyen 5.000 sayfa vardı.
Alıntı ile Cevapla