Tekil Mesaj gösterimi
  #3 (permalink)  
Alt 03-12-2007, 17:04
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
İnsanlığın büyük bölümü karşısında, insanlığın çok küçük bir bölümünün, kitleler üzerinde sömürü etkisini devam ettirebilme ve yönetenlerle-yönetilenler arasındaki dengenin muhafazası için yığınların afyonlanması şarttır elbette. Din, futbol, milliyetçilik ve nihayet meta cinsellik de bu uyuşturulma araçlarından...Seksin, alıcı ve satıcı düzleminde, ticarî bir dayatmayla, beden-et pazarları halini alması; etik zihin üzerinde tiksinti dışında bir etki yaratmaz kanımca.
Aseksüelliği bir başkaldırı olarak görüyorum; onurlu ya da onursuz diye payelendirip de aklımdakini tam ifade edememekten korkarım, her başkaldırının da bedeli var. İnternet-televizyon-yazılı basın sayesinde cinselliğin sürekli aşındırıldığını, ucuzlaştırılıp, büyüsünün yittiğini, su içmek ya da beslenmek gibi doğal ihtiyaçlar kategorisinde tasnif edilip, iki kişilik eyleşin «bayağılaştırıldığını» düşündüğüm olmuştur sizin gibi..
Cinselliği kutsayıp, seksi tü kaka yapasım da yok açıkçası, kavramların anlamlandırılması çok nazik ayarlar gerektirebiliyor. Bigâne kalan beşerin çürümüşlüğü nasıl ki soluk aldığı her alanda hissedilebilir bir kokuşmuşluksa, cinselliğini de bu sıradanlaştırılmış kılıflara tıkıştırılma eylemi sürüyor. Önce kent-kır farketmeksizin "çük kadarken" başlıyor dilimize pelesenk cinsel içerikli küfür etme alışkanlığı. Görsel medya pompalıyor sonra bu yabancılaşma saikini. Nihayet de eylemde hayvanlar gibi çiftleşen, ama hiçbir zaman onlarınki gibi de mükemmel olamayan cinsel yaşamlarımız giydiğimiz t-shirtlerden, kullandığımız sigaraya kadar; arkadaş sohbetlerinde; beslendiğimiz neşriyata kadar her alana sıçrıyor.

Sistemin çürümüşlüğü bir tek cinsin kabahati değil elbette, bir tek cins ağırlıklı kullanılıyorsa da, pornografinin, magazinlerin, sokaktaki tacizin altında her iki cinsin de işbirliği göze çarpıyor; bu işten zarar gören de yine her iki cins oluyor doğal olarak. Kadın aşağılanan/küçümsenen, sertlikle terbiye edilen bir cinsel meta olurken, erkeğe de hükmedici, zorba bir rol biçiliyor. Sevgi, anlayış, huzur, uyum vs gibi kavramlar bir bir ilişkilerde de hiç edilip, belki de yaşamın yegane mutluluğu olan "aşkla sevişmek" hazzı birçok bireyin yaşamlarında hiç tadamadıkları ütopik bir yalan olarak yitip gidiyor.
Uyuşmak/uyuşturulmak için seks güçlü bir silah; bunun farkına varan yönetenlerin bu silahı kullandıklarını düşünmek de olası.
Peki ya sterilizasyon mümkün mü?
Evet «cinsellik» bayağılaştırılarak teşhir ve sömürü aracı olarak parasallaştırılıyor, medya da bunun en gürbüz yatağı, amenna. Peki ya sanat bu bayağılığın neresinden yırtacak; resim, müzik, yazın türlerinin vs.. hepsi sanat değildir muhakkak; yöntemdir, onu sanatsallaştıran yaratıcısının kabiliyetidir, sanatsal ve ticarî kaygılardan hangisinden sebeplendiğidir. Popularite ve çıkar ilişkisi içinde ticarî, menfaaten üretilen metalaşmış yaratının da bu gidişatta muhakkak olumsuz tesiri vardır.
Erklerin din ve ahlakçılıkla zapturapt altına almak istediği cinselliğin, afyon niyetine de el altından kullanılmasındaki tutarsızlık, çelişkili bir gerçek değil mi sizce de...? Buna başkaldırının en önemli «karşı-silahı» da nihayet sanat olacaktır kuşkusuz, peki ya 'hangi sanat'...?!

Takipteyim Selimcem...
Alıntı ile Cevapla