Tekil Mesaj gösterimi
  #5 (permalink)  
Alt 29-11-2007, 07:02
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Standart Aslında aynı şeyi söylüyoruz Eshq, ama birkaç farkla...


Katılmadığınız husus "felsefecinin özel yaşamının da konuşulması"nı mantıklı bulmanız noktasında sanıyorum. Ben bunun konuşulmaması gerekliliğini savunmadım yukarıda ama dedim ki "çıkarımlar eserlerinden alıntı ve derinlikli irdelemelerle yapılsaydı"... Yapılmayınca popüler bir mantıklı kaleme alınmış intibası vermektedir...Aksine felsefe yapmayı cesaretlendirmeye değil, sıradan okuru idol yaratmak adına bozuk modeller öne sürmek adına şaşırtmaktadır.

Alıntı:
ESHQUIA´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Oysa önemli şahsiyetlerin de zaafları olduğunu bilmek biz cücelere felsefe yapmak için cesaret verir.
Bu kısmı anla-ya-madım, -ki eğer direkt söylediğinizden bağımsız bir başka anlam ihtiva etmiyorsa- «zaafların cesaret kaynağı olması»na ben katılamayacağım. Felsefe yapabilmek için, felsefe yapanların zaaflarıyla, karşılaştıkları harici ve dahili engelleri ayırmamız gerekebilir.
Diyelim ki müzik aleti çalma niyetindeyiz, eserlerin notalarının yazıcısının zaafları bizi ne kadar cesaretlendirir...? Örneğin işitme problemleri yaşayan Beethoven'ın tüm senfonilerini sağır kaldıktan sonra yazması, ya da hayatı boyunca sefalet içinde yaşayan ve öldükten sonra yoksullara has bir cenazeyle kaldırılan Mozart'ın yoksulluğa rağmen eser verebilmesi, ya da ne bileyim kör olan Borges'in yazma eyleşini bırakmaması bana «cesaret» verir; zaafları değil.
Bugünden geçmişe bakmakla, geçmişten bugüne bakabilmeyi ayırmalıyız bence ve keza öznelliğimizden de. Eğer ki kişisel ahlakî değerlerimizle felsefeciyi anlama yöntemini seçersek, yanılabileceğimiz kimi hususlar olacaktır.

Derrida forumunda konuşulmuştu bu, metne yazarından bağımsız bakmanın imkansızlığını savunmuştum, yapısalcılık ötesi yöntemini benimseyenler metne yazanından tamamen soyutlayıp bakarlar. Lakin yukarıdaki makale ve birkaç bu sitede okuduğum metinlerde de, herhangi bir felsefî kuramı çözümlemekten, yorumlamaktan aciz bizlerin felsefe yapıcıların özel yaşamlarına dair yaklaşımımızdaki merak saiki idi.

Şöyle bir düşüncem var ne kadar mantıklı bulunur bilemem, Kavafis şiirlerini Türkçeleştiren en iyi çevirmenin Cevat Çapan olduğunu sezinlemiştim, Ritsos'u ise Özdemir İnce. Her çevirmenin bir ya da birkaç şairi esas alarak içselleştirmesini, birden çok şiir çevirisi yapmasından çok daha verimli buluyorum. Felsefeye buradan şöyle geleceğim, bir ya da birkaç felsefi kuramı/felsefeciyi özümseyip, içselleştirebilen bir sistem geliştiren has "okur" ya da "eleştirmen" de felsefecinin özel yaşamını metinlerindeki izleklerle yorumlayabilme mertebesine erişecektir, merak bu kez analiz ve yorumlamayla ortaya yenice bir eser çıkarabilmeye sevk eder, ötesi yalnızca yüzeysel çıkarımlara sürükler biz cüceleri. Oysa bunun dışında yalnızca zaaflarıyla felsefeciyi tanıtma eyleşi, felsefeye ancak alımlayıcı uslar nazarında itibarsızlaştıran bir eyleş olacaktır, yoksa felsefeye hiçbir şey olmaz, felsefeci insan olarak büyük değil, siz gibi ben gibi beşer, bunda hemfikiriz, bunu felsefe yapmaya yeltenenler zaten sıfır noktasında bilerek başlarlar, «tanrılaştırıp tapınç merkezleri haline getirme»den; felsefe ise büyük, sizden ve benden. Hele yukarıdaki makalenin referansı kitabın kapak yazısı tüm makalenin güvenilirliği açısından tehlikeli durmaktadır. Burada benim yöntem hatam ancak kitabın arka kapak yazısından hareketle, kitabın içeriğine itimat etmeme nedenimdir. Ama takdir edersiniz ki yaşam çok kısa, tüm eserleri okuyabilecek kadar vakti de olmuyor okurun, arka kapak metinleri de okura ilkten bir eleme yapma seçeneği sunuyor.

Ka dergisini okumuşsunuzdur, o da popülist bir mantıkla kaleme alınır, yazılar rahat okunabilir, yormayan cinstendir, orada da bu tür metinler söz konusudur. Hakiki okur bu tür söylemlere itibar etmez ve metinlerin kaynağını esas alır, bu tip söylemler de postmodern sanat algısı içinde kolay tüketilebilir yazılardır, geçici ve zayıftır, has okur olmayanları da yanlış intibalara sürükleme gibi kimi tehlikeler ihtiva edebilir.
Alıntı ile Cevapla