|
09/10/91
00:07
Bilgisayar kursu hayalara atılan tekmeden farksızdı. Santim santim alıp bütünü kavramaya çalışıyorsun. Sorun kitapların bir şey, bazı insanların ise başka bir şey söylemelerinden kaynaklanıyor. Terminoloji yavaş yavaş anlaşılır hale geliyor. Bilgisayar sadece yapar, bilgisayar bilmez. Kafasını karıştırırsanız size düşman kesilir. Yine de bilgisayar sapıtıp tuhaf şeyler yapabilir. Virüs kapar, kısa devre yapar, iflas eder, bombalar, vs. Nedense bu gece bilgisayardan ne kadar az söz edersek o kadar iyi diye hissediyorum.
Çok uzun zaman önce Paris'te benimle söyleşi yapan o deli Fransız ne yapıyordur acaba? Viskiyi bira içer gibi içen Fransız? Şişeler boşaldıkça daha da delirir, zekileşirdi. Ölmüştür herhalde. Ben de eskiden günde on beş saat içerdim, bira ve şarap daha çok. Benim de ölmüş olmam gerekirdi. Öleceğim. Hiç fena sayılmaz, ölümü düşünmek. Tuhaf ve karışık bir hayat yaşadım; büyük kısmı felaket, can sıkıntısı. Kendimi bokun içinden itip çıkarış şeklim farkı yarattı diye düşünüyorum. Geriye baktığımda başıma ne gelirse gelsin serinkanlılığımı ve mevcut klasımı korumayı başardığımı sanıyorum. FBI ajanlarının beni arabayla götürürken nasıl öfkelendiklerini anımsıyorum. "HEY-BU HERİF EPEY SERİNKANLI!" diye bağırmıştı içlerinden biri. Beni neden götürdüklerini ve nereye götürdüklerini sormamıştım. Umurumda değildi. Bu anlamsız hayattan bir dilim daha, diye hissediyordum. "BİR DAKİKA-" dedim onlara, "BEN KORKUYORUM!" Bu onları rahatlatmıştı. Uzaydan gelme yaratıklardan farksızdılar benim için. iletişim olanaksızdı. Tuhaftı ama. Hiçbir şey hissetmiyordum. Bana tuhaf gelmemişti aslında, bildiğimiz anlamda tuhaftı. Yüzler ve eller görüyordum sadece. Bir konuda kesin bir karar vermişlerdi, gerisi onların bileceği işti. Adalet ya da mantık aramıyordum. Hiç aramadım. Sosyal içerikli yazmamamın nedeni bu belki de. Bu sistemden ne köy olur, ne de kasaba bana kalırsa. Olmayan bir şeyi geliştiremezsin. O polisler korku göstermemi istemişlerdi, buna alışıktılar. Bense sadece iğreniyordum.
|