|
Bazı kavramlar usumda farklı yansımalar yapıyor açıkçası. Bunlardan biri de özgürlük ve hürlük; saygı ve hürmet gibi. Birine saygı duymakla hürmet etmek sözlüksel anlamda aynı olsa da, hemen herkesin kabul edeceği üzre hürmet etmek daha içtenlikli bir davranış/tutum, diğeri zorunluk da olabilir.
Hürlük ve özgürlüğü de bu minvalde düşünüyorum; hür olmak çok daha ileri boyutta bir ferahlık. Hiçbirimizin "hür" olabileceğini bu anlamda sistemin içindeyken düşünemiyorum. Oysa "özgür" olmak sanki sisteme dahilken de kendine cepler, nefes alanları, yaşamsal boşluklar yaratmak adına olası görünüyor.
Peki ya sınırsız, mutlak bir özgürlük mümkün kılınabilir mi varoluş için; işte bu pek olası değil.
Elbette belki de parmak izi kadar çok ve çeşitlidir herkesin özgürlük anlayışı da. Kimine göre bağımlılık ketken, kimine göre de sorumluluk özgürlüktür. Kimi özgürlük deyince yönetilenlerin özgürlüğünü anlarken, kimi de kişisel hayatlarındaki sınırlarla irdeler.
Benim özgürlük tanımım, dış etkilerin alanıma en az girebildiği gizil köşelerimdeki hakimiyetimdir, sanıyorum. Bunun adına tüm soyut düşlerin nefes alabilmesi için öncelikle somut özgürlüğün elzemliğine inanmıyorum; çünkü biliyorum ki 'esir kampında dahi özgür olabilir' insan. Maharet farkındalık eşiğinde us'u özgürleştirmek elden geldiğince. Bazı soruların tek ve mutlak yanıtı yoktur böylece de, insan özgür müdür sorusunun da iki yanıtı olduğu gibi, nereden baktığınıza bağlı hem evet hem hayır.
|