|
25/09/91
00:28
Sıcak, aptal bir gece. Kediler perişan, kürklerine hapsolmuş bana bakıyorlar ve elimden bir şey gelmiyor. Linda birkaç yere uğramak üzere çıktı. Bir şeyler yapmaya, insanlarla konuşmaya ihtiyacı var. Şikayetçi değilim ama içki içmeye meyilli ve araba kullanıyor. Ben insanlara iyi eşlik edemem, konuşmak abes gelir bana. Fikir teatisinde bulunmak istemiyorum -ruh teatisinde de. Bir kaya parçasıyım. Kaya parçası olarak kalmak istiyorum, başından beri böyleydim. Babama karşı geldim, okula karşı geldim, yurttaş olmaya direndim. Beni böyle yapan her ne idi ise başından beri vardı sanki. Kimsenin o şeyi kurcalamasından haz etmedim. Hâlâ da etmem.
Günlük tutmayı dangalakça bulurum. Ben bunu sadece biri önerdiği için yapıyorum. Anlayacağınız dangalağın bile ancak müsveddesi olabiliyorum. Ama günlük tutmanın bir kolaylık sağladığını da kabul etmek gerek. Bırakıyorum yuvarlansın. Tepeden aşağı yuvarlanan sıcak bir bok parçası gibi.
Hipodrom konusunda ne yapacağımı bilmiyorum. Külleniyor giderek benim için. Bugün Holywood Park'tan Fairplex Park'da koşulan 13 koşuya oynadım. Yedinci koşunun sonunda 72 dolar kazançlıydım. Ne fayda? Kaşlarımdaki beyaz kılları azaltır mı? Beni bir opera sanatçısı yapar mı? Ne istiyorum? Zor bir oyunu önde bitiriyorum, hem de devletin yüzde on sekizlik kesintisine rağmen. Üstelik bunu sık yapıyorum. Öyleyse çok da zor olmasa gerek. Daha ne istiyorum? Bir Tanrı olup olmadığı beni ilgilendirmiyor. Umurumda bile değil. Bu yüzde on sekizlik kesinti de neyin nesi?
Başımı çeviriyorum ve her zaman konuşurken gördüğüm adamı konuşurken görüyorum. Her gün aynı yerde durup birilerine bir şeyler anlatıyor. Yarış Bülteni'ni elinde tutup atlardan söz ediyor. Ne kadar kasvet verici. Ne işim var burda?
Çıkıyorum. Asansöre binip otoparka iniyor, arabama biniyor ve gazlıyorum. Saat sadece öğleden sonra dört. Ne güzel. Arabamı sürüyorum. Başkaları da arabalarını sürüyorlar. Bir yaprağı tırmanan sümüklü böceklerden farkımız yok.
Evimin garajına giriyor, park edip arabadan iniyorum. Lin-da'dan tele-sekretere kaydedilmiş bir mesaj var. Postaya bakıyorum. Gaz faturası. Bir de içinde şiirler olan bir zarf. Aybaşılarından, memelerinden ve göğüslerinden ve düzülmekten söz eden kadınlar. Son derece sıkıcı. Çöpe atıyorum.
Sonra soyunup havuza giriyorum. Su buz gibi. Nefis ama. Havuzun derin ucuna doğru yürüyorum, suyun seviyesi her adımda yükselip beni serinletiyor. Sonra dalıyorum. Dinlendirici. Dünya nerde olduğumu bilmiyor. Su üstüne çıkıp havuzun öbür ucuna yüzüyor, havuzun kenarına oturuyorum. 9. ya da 10. ayak koşuluyor olsa gerek. Atlar hâlâ koşuyor. Aptal beyazlığımın ve yaşımın farkında, suya dalıyorum yine. Olsun, iyi yine de. Kırk yıl önce ölmüş olabilirdim. Su üstüne çıkıyorum, havuzun öbür ucuna yüzüp havuzdan çıkıyorum.
Çok zaman geçti üstünden. Şimdi odamda, Macintosh'umun başındayım. Bugünlük bu kadar. Uyuyacağım sanırım. Yarın hipodromdayım, dinlenmem gerek.
|