|
21/09/91
21:27
Bir film galasına gittim dün gece. Kırmızı halı. Patlayan flaşlar. Film sonrası parti. İki parti. Konuşulanları pek duyamadım. Çok kalabalıktı. Çok sıcak. Birinci partide yusyuvarlak gözlü, gözlerini hiç kırpmayan bir genç beni barda kıstırdı. Ne aldığını bilmiyorum ama kafası iyiydi. Ya da kötü. Onun gibi çok insan vardı etrafta. Genç adamın yanında oldukça hoş üç hatun vardı ve bana hatunların çük emmeye ne kadar meraklı olduklarını anlatıp duruyordu. Hatunlar gülümseyip, "Evet, evet!" diyerek onayladılar. Muhabbet bundan ibaretti. Çük emmeyi ne severler, ne severler... Benimle kafa bulup bulmadıklarım anlamaya çalışıyordum. Bir süre sonra usandım ama. Adam aynı şeyleri söylüyor, yüzünü yüzüme yaklaştırıp duruyordu. Sonunda gömleğinin yakasına yapışıp sert bir hareketle kendime çektim, orda tuttum ve "Bak koçum, bu kadar insanın önünde yetmiş bir yaşında birinden dayak yemek hiç yakışık almaz, değil mi?" diye sordum. Sonra bıraktım yakasını. Barın öbür ucuna doğru yürüdü. Hatunlar da peşinden gittiler. Bir şey anladıysam arap olayım.
Küçük odalarda oturup sözcüklerle oynamaya fazla alışmışım anlaşılan. İnsanların arasında yeterince bulunuyorum zaten. Hipodromlarda, süper marketlerde, benzin istasyonlarında, otoyollarda, kafelerde. Bundan kaçış yok. Ama partilere gittiğimde kendimi tek-meleyesim gelir, içki ücretsiz olsa bile. Bana göre değil. Yeterince hamur var elimde. İnsanlar içimi boşaltır. Depomu doldurabilmek için onlardan uzak durmalıyım. Ağzımda beedi ile bilgisayarın başına oturmuş, ekranda çakan sözcükleri izleyen halimle kendimim bana en iyi gelen. İnsan ender ya da ilginç biri ile çok seyrek karşılaşıyor. Bu sinir bozucu olmakla kalmıyor, sürekli yaşanan siktirici bir şok da. Allahın cezası huysuz biri yapıyor beni. Herkes lanet bir mendebur olabilir ve öyledir de. İmdat!
Bu gece iyi bir uyku çekersem bir şeyim kalmaz. Ama uyumadan önce okuyabileceğim bir şey asla yok. İyi edebiyatın temel taşlarını okuduktan sonra geriye pek bir şey kalmıyor. Kendimiz yazmalıyız. Elektrik yok havada. Ama yine de yarın sabah uyanmayı umuyorum. Uyanmasam da eyvallah. Ne araba lastiğine, ne traş bıçağına, ne Yanş Bülteni'ne, ne de tele-sekretere ihtiyacım olacak. Telefon genellikle karım için çalar zaten. Çanlar benim için Çalmıyor.
Uyku, uyku. Yüzü koyun uyurum. Eski bir alışkanlık. Çok fazla kaçık kadınla birlikte oldum. Takınılan sağlama almak gerek. O hergelenin bana karşılık vermemesi kötü oldu. İçimden birini pataklamak geliyordu oysa. Moralimi fevkalade düzeltebilirdi. Yazık. İyi geceler.
|