|
Doğamızdan, doğallığımızdan uzaklaştık.
Kitle iletişim araçlarıyla dünya çok ufaldı, artık ulaşamıyacağımız yer kalmadı diye övünürken sosyallikten uzaklaştık farkına varmadan. Düşünün internet ortamında hiç tanımadığımız insanlarla tanışıp yakınlaşırken, tıpkı burada yaptığımız gibi ufak topluluklar oluşturup hoşça vakit geçirirken tekilleşiyoruz aslında. İçinde bulunduğumuz evde ev bireyleri ile konuşmazken sanal ortamda muhabbet gırla gidiyor, kardeşiniz televizyonda dizi izliyor, siz bir sitedye takılmış saatlerdir ekran başındasınız, anne mutfakta bulaşıkları yıkıyor, baba gazetesini almış günün yorgınluğunu atmaya çalışıyor. Nerde eski sohbetler?
Hatırlıyorum ilkokul çağlarında radyoda saat 16'da yayına başlayan ÇOCUK BAHÇESİ adlı radyo tiyatrosunu inanılmaz bir heyecanla beklerdim. Oturma odasında kuzinemiz vardı onda kestane fırınlardı annem, komşularımız gelirdi mısır patlatırdık. Bazen bizi komşuya yollarlardı BİR MANİNİZ YOKSA ANNEMLER SİZE OTURMAYA GELMEK İSTİYOR diye. Şimdi yanıbaşımızdaki binada komşu ölüyor haberimiz yok. Misafirlik bayramdan bayrama, evlerde hemen hemen hiç radyo kalmadı ama televizyon sayısı enaz iki oldu.
Bizler korkunç bir hızla bireyselleştik, kişisel egolarımız hertürlü değer yargımızın üzerinde artık. Kapitalist sistemin doğası gereği sadece kendi çıkarlarımızı düşünür olduk. Daha fazla para, daha fazla lüks, daha iyi yaşam şartları peşinde koşarken her türlü ahlak dışı yöntemleri kullanmaktan kaçınmaz olduk. Birbirimizin üstüne basa basa en tepeye çıkmaya çalışıyoruz. İnsanlığımızdan uzaklaşıp nefsimizin esiri olduk.
Hep şunu sorarım kendime bugünlere gelmemize sebep olanlanları eleştirirken;
Acaba biz eskiden maskemi takıyorduk? Acaba bu hislerimiz içimizde hep vardıda ortam müsait olunca dışa vurduk diye.
Sağlıcakla
Gerçekci ol, imkansızı iste...
|