Tekil Mesaj gösterimi
  #4 (permalink)  
Alt 03-11-2007, 00:26
Uzak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Uzak Uzak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
über-arıza-mensch
 
Üyelik Tarihi: 20-09-2007
Nerden: Atomlarımın buluştuğu yerde . :)
Yaş: 28
Mesajlar: 320
İslam mistisizmi içerisinde değerlendirilen görüşlerin hakim teist yapılanmadan öte doğu ve doğunun panteizminden birşekilde etkilenmiş olarak islam ile ayrıştığı yönünde bir kanım var .

Budist disiplinlerin egoyu alt etme , arzuya hakim olma pratikleri dergahlarda da benzer öğretiler ile paralel. Nefs , irade, ve nirvana ya karşılık geldiğini düşündüğüm fenafillah . Bu yaklaşımlarda , "en el hak" diyen yaklaşımda teist değil panteist bir görüş hakim.

Tanrı'yı salt sevgi ve geri dönülecek öz olarak görenlerin, onu cennet ve cehennemsiz bilenlerin, sevgi-yetinme, hoşgörü gibi değerlerin aslında sol ideolojiye de ahlaki olarak esin kaynağı olmuş (Şeyh Bedrettin'in sosyalizme çok yakın toplumsal tahayyüleri olduğunu duymuştum) olması dikkat çekicidir. Bu tek tanrılı dinlerinde bir "köle ayaklanması" olarak tezahür eden bir hareket olarak filizlenmesinden olabilir. Tabi bugün sol pratiğe bakınca bu biraz "özgürlükçü sol" a denk düşüyor . Dinin de solun da iktidarda iken totaliter pratikleri görülüyor .

Konuya dönecek olursak , kaba kuvvet ile birlikte zarif ve kibar kuvveti dahi son kertede pragmatik olarak (!) sakıncalı gören bilgelerin düşünüm inceliğini elbette ki çoğunluğun anlamasını ummayalım. Hatta bırakalım çoğunluğu önce bir kenara.

"Öfke baldan tatlı" , egolar desen sirozlu karaciğer gibi şişkin ... Artıları da var eksileri de . Ancak bu tür görüşlerinde tam olarak bir kurtuluş sunmasalar da acıları katlanılır kılmaya dönük insani gayretler ve düşünümler olduğunu düşünüyorum . Bu konuda ise pantezmi nihilizme (herşeyin hiçbirşeye varması gibi ) çeviren taocuların wu-wei ilkesi de düşünülmeyi hakediyor.

Konu Uzak tarafından (03-11-2007 Saat 00:31 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla