Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 02-11-2007, 17:52
fenasi fenasi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
.........
 
Üyelik Tarihi: 21-08-2007
Yaş: 44
Mesajlar: 4,001
Blog Başlıkları: 1
Standart Türkiye'de Kadavradan Organ Nakli Sorunu

Türkiye'de Kadavradan Organ Nakli Sorunu


Avrupa Ülkelerinde Organ Naklinin Yüzde 80'ini Kadavra Oluştururken, Türkiye'de İse Kadavradan Organ Naklinin Soruna Neden Olduğu ve Bundan Dolayı Organ Naklinin Yüzde 75'inin Canlılarından Yapıldığı Belirtildi.


OMÜ Hemodiyaliz ve Onkoloji Merkezi'nde görevli Dr. Levent Ceylan, 'Hasta Eğitim Seminerleri' kapsamında düzenlenen toplantıda organ bağışı konusunda bir konferans verdi. OMÜ Hemodiyaliz ve Onkoloji Merkezi'nde gerçekleştirilen konferansta Dr. Ceylan, vücutta görev yapamayacak kadar hasta ve hatta bedene zararlı hale gelen bir organın bir yenisi ile değiştirilmesi düşüncesinin çok eski zamanlardan beri insanoğlunun büyük ilgisini çektiğini söyledi. Dr. Ceylan, "Günümüzde organ nakli vücutta görevini


yapamayan bir organın yerine canlı bir vericiden veya ölüden alınan sağlam ve aynı görevi üslenecek bir organın nakledilmesidir. Organ nakli, günümüzde bir çok kronik organ hastalıklarında uygulanan rutin, geçerli ve ileri bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Organ nakillerinde verici kaynağı canlı ve kadavra olarak ikiye ayrılmaktadır. Canlı kişilerden organ alınması, organ veren kişinin yaşamını riske sokmayacak çift organların birini almak ile mümkündür" dedi.

Kadavradan organ alınması için vericinin beyin ölümü olmuş ve organlarının kullanılabilir olması için gerekli yasal izinlerinin alınmış olması gerektiğine dikkat çeken Dr. Ceylan, kadavradan organ alımındaki sorunun birçok dünya ülkesinde tartışılan, çözüm yolları araştırılan bir sorun olduğunu kaydetti. Dr. Levent Ceylan, "Ancak, ülkemizde bu sorun daha da önem taşımaktadır ve organ naklinin önündeki en önemli engeldir. Avrupa ülkelerinde organ vericilerinin yüzde 80'i kadavra, yüzde 20'si canlı kaynaklı

iken Türkiye'de tam tersine organ vericilerinin yüzde 75'i canlı, yüzde 25'si kadavra kaynaklıdır. Son yıllardaki yapılan organizasyonlar ile ülkemizde kadavra verici bulma oranı az da olsa artmıştır. Kadavra kaynaklı vericilerin kullanılabilmesi için en önemli çözüm yolu organ bağışının yaygınlaştırılmasıdır. Organ bağışı, bir kişinin hayatta iken serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi ve bunu belgelendirmesidir" diye konuştu.

Organ bekleyen hastaların sayısının her geçen gün arttığı vurgulayan Dr. Levent Ceylan, şöyle devam etti:

"Ülkemizde toplumun organ nakli konusunda bilinçlenmesini sağlamak, bu konuda çalışmalar yapmak zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde 2006 yılı sonu rakamlarına göre sadece böbrek bekleyen hastaların sayısı 43 bindir. Bugüne kadar çok sayıda hasta organ vericisi bulunamaması nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Kadavradan organ alınabilmesi için tıbbi ölüm (beyin ölümü) olarak adlandırılan ölüm halinin gerçekleşmiş olması gerekir. 2238 Sayılı, Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkındaki

Kanun'a göre; tıbbi ölüm (beyin ölümü) hali; bilimin ülkedeki ulaştığı düzeydeki tüm imkanları, kuralları uygulamak suretiyle bir kardiyolog, bir nörolog, bir nöroşirüjiyen ve bir de anestezi ve reanimasyon uzmanından oluşan 4 kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır. Hasta, bu dört kişilik uzmanlar heyeti tarafından değerlendirilerek klinik ve laboratuar tüm incelemeleri tamamlandıktan sonra beyin ölümü kararı alınır. Bu kararı veren heyet, alıcının sürekli hekimi ve organ naklini yapacak ekipten

tamamen farklı kişilerden oluşmaktadır. Böyle bir hastanın beyin sapı ölmüştür. Kendi solunumunu yapması mümkün değildir. Ancak makineye bağlı olarak solunumu sürer ve artık geriye dönüşü yoktur. Bugüne kadar iyileşmiş bir beyin ölümü vakasına rastlanılmamıştır."

Organ alımı ameliyatı, ameliyathane şartlarında, cerrahi ekipler tarafından titizlikle yapıldığını ve vericinin vücuduna saygı ile davranıldığını dile getiren Ceylan, organ bağışının dini yönden herhangi bir sakıncası bulunmadığını ifade etti. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun organ naklinin caiz olduğunu bildirdiğini belirten Dr. Levent, "Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu aldığı kararla organ bağışının insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak

nitelendirilmekte ve 'Organınızı vereceğiniz kişi yaptığı iyilik ve fenalıklardan kendisi sorumludur' denilmektedir. Organ alacak hastalar önce kan ve doku gruplarına göre daha sonrada tıbbi aciliyet durumlarına göre belirlenir. Cins, ırk, din, zengin-fakir ayırımı yapılmaz. 18 Yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir. Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda üzerinde taşıdığı organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmesi ve kayıtlı bulunduğu merkeze bu durumu bildirmesi yeterli olacaktır" açıklamasında bulundu.

HABER: Türkiye'de Kadavradan Organ Nakli Sorunu haberi
Alıntı ile Cevapla