Tekil Mesaj gösterimi
  #10 (permalink)  
Alt 29-10-2007, 06:51
maria - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maria maria isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...
 
Üyelik Tarihi: 27-08-2007
Nerden: izmir
Mesajlar: 1,088
Standart Cumhuriyet Bayramı sabahında kendimce bir yazı denemesi ve /veya Vuralım Nihilizmin n

Alıntı:
Ender Helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Eskisi gibi gidemeyecektir artık Türkiye. Ya sömürge olacaktır ya da bağımsız bir emekçi cumhuriyeti.
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
"bağımsız bir emekçi cumhuriyeti" denilen şeyden olunca sömürü ortadan kalkacak mı ? Kalkmayacaksa "ya sömürge olacak"tan farkı ne olacaktır ? Türk'ün Türk'ü sömürmesi mi ? Ya da belki burjuvanın değil yüksek sınıf memur elitlerinin sömürmesidir ? Tabi tercihlere saygılıyım. İnsanların sömürücülerini seçme özgürlüğü de olmalı !
Böyle iki adı birden yazınca havalı durdu açıkçası değil mi sevgili Berk, sitemimdir çoklu alıntıyı öğreniniz yazılarınızı okumak ve çözümlemek çok güç oluyor da.

Neyse yukarıda Ender Helvacıoğlu "bağımsız emekçilerden" bahsederken siz nasıl oluyor da yalnızca "yüksek sınıf memur elitleri" anlıyorsunuz...? Sanıyorum ki burjuva emek sahiplerinin ürettiklerine el koyan sınıftır dersek en kaba tahlille eskinin burjuva devrimiyle şimdinin burjuvasını Marksist bakışla değerlendirmek gerekecek, emekçileri de yazıda açıkladığı üzre; "Sanayi proletaryası, kırdaki yoksul köylüler ve tarım işçileri, daha küçük işletmelerde (atölyelerde ve hizmet sektöründe) çalışan emekçiler, hizmet sektöründe ve kamu kurumlarında çalışan ve giderek emekçileşen geleneksel meslek sahipleri (memurlar, öğretmenler, mühendisler, doktorlar, teknik elemanlar, genç akademisyenler vb.)… Bunlar aynı zamanda Türkiye'nin aydınlık yüzüdür de. Bir adım sonra küçük esnaf, üniversite öğrencileri ve ev kadınları gelecektir. Bu kesimlerin bir eli küçük burjuvazinin üst tabakalarına bir eli de varoşların işsiz kitlelerine uzanır..." tahlilinden , yalnızca "yüksek sınıf memur elitler"in sömürünün dümenini devralacaklarını çıkarsadınız ya bu biraz niyetlice bir algılama olmuş. Hani kentli memurların sömürüden pay alabilmeleri değil, kırıntılarla yetinmeleri gerekecektir; meraklanmayınız büyük sermaye sahipleri dururken sömürünün memurlaca yapılması -hayal etseler de kimi kesimler- mümkün gözükmemektedir, yazıda bahsi geçen "hizmet sektöründe ve kamu kurumlarında çalışan ve giderek emekçileşen geleneksel meslek sahipleri"nden bu kötü niyetli azınlıkları cımbızlayarak çıkarmanız ve genellemeye vurmanız elim...)
Bir hususta size katılıyorum, devrimci eski düzeni yıkıp yerine kendi yeni düzenini getirip bunun da muhafızı olandır; bu anlamda da "emekçi bağımsız cumhuriyetçiler" tamlaması yeni nesile inandırıcı gelmiyor olabilir, diğer cumhuriyetçiler muhafızı olamadılar ki...(
Velakin hâlâ kemalist devrimcilerin de idealist olanlarının varlığına inancımı yitirmek istemiyorum ve "karşı devrime" karşı yapılabileceğin kemalist devrimin gereklerini yerine getirdikten sonra -belki- geliştirici anlamda yeni bir devrim anlayışının gerekliliğine inancımı. Kendi yeni düzeninin de sizin baktığınız karamsarlıkla bakmayıp, halkı emekçiyi gözeten bir devrim olabilme ihtimalindeki umudumu da. Olaganüstü bir değişim/geçiş döneminde olduğumuzu varsayarsak başka bir dünyanın var olabileceğine inancımı yitirmeksizin...( Benim de inançlarım/umutlarım var gördüğünüz gibi, sizinkinden birazcık farklı da olsa...))

Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Zamanın kralcılığı yıkan burjuva devrimcileri , şimdi burjuvaya karşı karşı-devrimci !
Sanıyorum burada da eskinin devrimcilerinin şimdinin Ilımlı islam modelindeki burjuvaları olduğundan dem vurmuşsunuz. Eskinin devrimcilerinden mücadeleyi bırakmamış on isim sayabilir miyiz artık, bu hususta haklısınız. Bu da sanıyorum içselleştirilememiş kemalizmin dönemindeki u dönüşçülerini açıklıyor, onlar her dönemde dönmeye müsait zihinlerdir. Velakin yeni sinik, pasifize edilmiş, an'ı yaşayıp düzene uyum sağlayan, gözlerinde avro işareti yanıp sönen, eğitim görmeyi daha çok para kazanma hırsına alet eden gençliği daha onurlu da buluyor sayılmam.

Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Etnikçilik ulusçuluğun arkaik bilinç altıdır
Etnisiteyi ulusçulukla ziyadesiyle karıştırmanıza eleştirim olacaktır "kafa göz" yarmaksızın...)
Yurt duyguları bir olanlarla din(mezhep), dil, ırk ayrımı yapmaksızın bir arada yaşamak en kaba tanımıyla "uluşçuluksa" nasıl "etnikçiliğin" ardılı olarak gördüğünüzü anlayamadım. Ulusçuluk tanımınızı sizden alsam diyorum, içi boşaltılmış kadavralaşmış "milliyetçilik" kavramıyla ulusçuluğu bir tutmanızı yeni moda bir başka iç boşaltmaca denemesi olarak görsem darılmazsınız umarım...?. (velakin bazı sosyolojik "tanımlar"ın mutlak karşılıkları yoksa da, bu denli öznel karşılıklar uyduruklandırıvermek de bana son derece sakıncalı geliyor...)

Alıntı:
Ender Helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
'Çokluk'lar, 'İmparatorluk' adına 'devrim' yaptılar.
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
O çokluklara halk deniyor sanırım . Ve halk çıkarını nerede görüyorsa oraya gider. Ama tabi "halkın çıkarını halktan iyi bilenler", yan gelip yatmış ve halkı yeterince "bilinçlendirme"miş olacaklar ki halklar pardon "çoğunluklar" böyle esmiş kafasına "imparator" adına devrim yapmış. Vallahi bunu yazıda bahsi geçen " Rusya'da, Doğu Avrupa'da, Yugoslavya'da, Balkanlar'da, Kafkasya'da, Orta Asya'da " yaşayan halka söyle bakalım ne oluyor !
Ne yazık ki "çokluk" kavramını da burada karıştırmışsınız; halklar aynı çeşit bütünlerdir. Buradaki "çokluk" kavramı benzer özelliklere sahip halklardan bahsetmiyor kanımca. Çokluğun tasarısı her tür egemenliği yok etmek: ulusu da...!
(Bknz: yazıda "örgütsüz kalabalıklar" tamlaması kullanılmış; sizin "halk" dediğiniz hayli örgütlü ve türdeş kalabalıklardır tanım olarak, eleştirilen de halklıktan çıkmış çokluklardır...)

Bu ülkede bir çoğulculuk değil de çoğunlukçuluk olduğunu biliyoruz, imparatorluk ( ki amerika odaklı imf, gatt, dünya bankası gibi örgütler ve G-8 gibi yapılanmalar ki Negri de bunu kabul eder, 11 eylul girmiştir araya çünkü) adına yapılan karşı-devrimleri de biliyoruz velakin yığınlar kendi çıkarını öngeremeyecek denli eğitimsizleşip, pasifize edildiyse; bunu onların yüzüne söylemenin de hiçbir şey değiştirmeyeceğinden emin olun, ya da Aziz Nesinin o meşhur sözü için bir zamanlar yaftalanan "vatan haini" benzetmesi yapılacaktır, ama meraklanmayınız o yüzlerine söylemekten korkuttuğunuz çokluklar çok çabuk unutuyor; Orhan Pamuk'a veryansın edenlerin bir on yıl sonra onu baştacı edeceklerinden kuşkum olmadığı gibi belleksiz bir "kalabalığın" yüzüne ne söyleseniz değişmeyecektir. Hafızaları güçlü olmadığı için oralarda yaşayan topluluklarda da benzer elastik bellek işleyecektir; oysa benim bildiğim "halk" başka bir örgütlenmiş bütündür, ulus da ama Sovyetlerin yıkılmasından sonra İmparatorluk çokluklara fazlasıyla bölünmeleri adına yardımcı olmuştur; balkanlarda füze konuşlanma pastasında pay alma yarışındaki erkler karşılarında halk değil "çokluk" görmektedirler, böylece de "menfaatlerinin peşinden koşan" örgütlü kalabalıklardan bahsetmek yerine sindirilmiş çokluklardan bahsetmek yerinde bir tesbit olacaktır, uzun dönemde neyin çıkarlarına uygun olduğunu kestiremeyen terliği yemiş sivri sinekler gibilerdir.

Alıntı:
Ender Helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Ulus-devletler ortadan kaldırılacaktır. Nasıl? " (...) "Emeğin özgürleşmesi yönünde değil
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Kemalist devlet kapitalizmi mi emeği özgürleştirecek , uluşçuluk mu ?
...

Alıntı:
Ender Helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Kemalist Cumhuriyet, özellikle gençlik döneminde Türkiye'ye (hatta dünyaya) büyük katkılar yaptı, esin kaynakları oluşturdu ve miras bıraktı. Ama 1940'lardan sonra devrimci barutunu tüketti, dinamizmini yitirdi, halktan koptu, hatta giderek halk düşmanı bir karaktere büründü ve özellikle son 30 yıldır içi boşalmış bir kabuğa dönüştü. Bu kabuğun içini, son on yıllarda, 12 Martçılık, 12 Eylülcülük, Türk-İslam sentezleri, ırkçı milliyetçilikler, kontrgerillalar, gladyolar doldurdu.
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Haklı ancak eğer o barut tükenmeseydi , dinamik devrimler devam etseydi biz şimdi çoktan küresel sisteme tam entegre olup ona yön veren, yeniliğe yenilik katan güçlerden biriydik. Günün sıkıntısı değişime direnmenin yanlış şekilleri değil değişimin gerisinde kalmanın , bir gecikmişliğin sıkıntısıdır.
Kemalist devlet'i kapitalizmle ("küresel sisteme tam entegre") emperyalizmle de eş tuttunuz ya daha ne diyeyim artık size...! Anti-emparyalist, tam bağımsız, devletçi ve halkçı kemalist ideolojinin; kapitalizmle bağını bir zahmet siz açıklayınız (bu kez bir ay sürmesin ama lütfen). En basit yorumla kapitalizm özel mülkiyeti, kar amaçlı ekonomiyi ve liberal sistemleri onarken, Atatürk'ün devletçiliği (ki "devletçiliği" bir başka forumda ayrıca tartışırız, hele ki Atatürk'ün devletçilik anlayışının bilinen klasik devletçiliklerden farkını) kapitalizmin önünde tıkaçtır ekonomik anlamda cılız uluslar adına, emekçiler adına.(oysa birçok başka ülkede kanlı savaşlardan sonra işçi sınıfı ancak grev, sendika vs türü haklarını elde etmişlerdir)
Ulusçuluk ve kemalizm kavramlarını daha doğru kaynaklardan bir daha okumaya ne dersiniz, örneğin: Nutuk'tan.
Sizin şu kavramsal kargaşa yaratarak postmodern eleştirileriniz beni eğlendiriyor açıkçası; kızmayınız. Pek yazıktır ki cumhuriyeti siyasal erklere değil gençlere emanet etmiş Atamızın kemikleri sızlayacaktır.(Kabul bu sonuncusu fazla duygusal kıvamda oldu, eh o ironik bir dille eleştirdiğiniz Kemalist Cumhuriyetin yad günü ya bugün, ona veriniz...))

Alıntı:
Ender Helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Köylü ortadan kaldırılacaktır. Nasıl? Burjuva demokratik devrim anlamında toprağa ve beye bağımlılıktan kurtulup, sanayi devrimleri ile proleterleştirilerek değil; işsizleştirilerek, büyük kentlerin kenarlarındaki varoşlara tıkılmış eli ekmek tutmayan dilenci kalabalıklara dönüştürülerek.
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Kara sabana "ilerleyerek" köylü istihdamında bir patlama yapma önerisi var sanırım. Sorabilsek söyleyecek de söyleyemiyor.
Sanırım siz ülkemizin emek-yoğun kaynaklara sahip olduğunu unutmuş gibisiniz. Onun söyleyemediklerine kehanette bulunma şansımız burada yoksa da, sizin söyleyemediklerinize de tahmin gücümü kullanmak istemiyorum ama; sermaye-yoğun teknolojilerin bu ülkeye girmesi mi sizce en sağlıklısı, zaten giriyor efendim giriyor, o yüzden de (fındık dışında ki o da tekelci zihniyetle fiyatlandırmada üreticinin canını çok defa yakıyor ki bu da devletçiliğin kemalist çizgiden çıkışıyla yanlış ellere geçmesiyle açıklanabilir) henüz dünyada lider olabildiğimiz bir sektör yok, kara sabana özendirilmesin ama iftar çadırlarında dilenen, oyunu kömür ve gıda paketleri karşılığı satan "çokluklar"a dönüşsün ama değil mi.

Alıntı:
Ender Helvacıoğlu´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Ulus, vatan, sınır, devlet, üretim, bilim, bilinç, kuram, plan, örgüt, kanun, kural, ahlak, vicdan… bütün bu "zincir"lerden kurtulmuş, ipini koparmış bir sermaye
Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
"kural,ahlak,vicdan" bunlara en çok dindarlar sahip çıkıyor
Ahlak,vicdan deyince aklınıza yalnızca din gelmesi pek vahim. Dinsiz ama öyle ahlaklı vicdanlı kişiler tanıyorum ki...!

Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Türkiye'nin aydınlık yüzüymüş aydınlatılacak olan .
Sonuna da izninizle bir de "pehhh!" ekleyebilir miyim...)
Yahu metaforik düşünün biraz da. Ben hala el değmemiş bu aydınlık yüzün var olduğuna da inanıyorum, bakınız yine "inançlarım".

Alıntı:
Berk Taçyıldız´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Mesela küçük burjuvanın üst tabakalarında biri dizüstü bilgisayarından ve diğer küreselleşmenin nimetlerinden internetten bu yazıyı okur ve birden aydınlık yüzünde daha da bir aydınlanma olur . "Hadi devrim yapalım"
Aaaa ama unuttum siz; post-yapısalcılardan devşirdiğiniz düşüncelerle yeni dünyayı postmodern, enformatik devrimin de yardımıyla dizüstü bilgisayarından "haydi devrim yapalım"cılara da dokundurarak eleştiriyordunuz değil mi...? Yok yok biz iyisi mi zayıf ve karamsar muhalifler olalım...! Belki de yalnızca muhalif olmanın hazzı içindir tüm bu karşı söylemlerimiz, bir nevi lükse kaçsa da hele ki ülkenin mevcut dinamikleri söz konusuyken, gayet gösterişsiz başkaldırma, isyan ve anarşi zevklerini araç edinelim...

İlkesizliği ilke edinmek son derece sakıncalı göründü gözüme; her ne kadar postmordenizm topiğinde bunu olumlama-yerme kavramlarına aynı mesafede yaklaşsam da.
Hayır bu forumu okuduktan sonra "hiçbir şey yapmayalım, kaşına kaşına her şeye muhalif olup henüz algılayamadığımızı öngördüğüm Kemalist Cumhuriyete inceden yergiler düzelim"....?
Sizin bu hiçci hiciv tavrınızdansa (ki ûslubunuzu seviyorum eleştiridiğim başka bir şey anlamışsınızdır), E. Helvacıoğlunun kendince manifesto kıvamındaki (kimi yerde kemalist devrimi iyi tahlil edemediğini de düşünerek) reçeteler sunan yazısını tercih ederim açıkçası...

Ve günaydınlar sabah sabah epey bir yazdırdınız bana sağ olasınız...
Alıntı ile Cevapla