Bu sloganı ilk duyduğumda sanırım 9 yaşındaydım, köhne bir kasaba sinemasının salonunda tanıştım ben devrimle, orda duydum ilk devrimci sloganları...
Alıntı:
|
50 yıldır halka karşı çok büyük suçlar işlediler ve son derece elit ve yukardan bir görüntüleri var.
|
Alıntı:
|
Türkiye'de I. Cumhuriyet bitmiştir. Zaten yaşanan yapısal krizin nedeni de bu.
|
Alıntı:
|
Kemalist Cumhuriyet, özellikle gençlik döneminde Türkiye'ye (hatta dünyaya) büyük katkılar yaptı, esin kaynakları oluşturdu ve miras bıraktı. Ama 1940'lardan sonra devrimci barutunu tüketti, dinamizmini yitirdi, halktan koptu, hatta giderek halk düşmanı bir karaktere büründü ve özellikle son 30 yıldır içi boşalmış bir kabuğa dönüştü. Bu kabuğun içini, son on yıllarda, 12 Martçılık, 12 Eylülcülük, Türk-İslam sentezleri, ırkçı milliyetçilikler, kontrgerillalar, gladyolar doldurdu.
|
Yazıda sn. ender helvacıoğlu'na katılmadığım tezleri aldım birincil olarak, 1940'larda devrimci barutunu değil ama gücünü kaybetti, bu yüzden Cumhuriyet kutuplaşan yeni dünya'da taraf olmalıydı ve olduda. Cumhuriyet kurucularının siyasi görüşü yön değiştirdi ve liberal ekonomiye meyletti. Eğer numaraları varsa, 1. Cumhuriyet Demokrat parti ile başlayan süreçte bitmiştir, devamında Türkiye'nin Emperyalist sisteme entegrasyonu, yavaş ve emin yöntemlerle olmuştur. 1946 seçimlerinden bu güne kadar, bu ülkede sol bir kaç defa oda koalisyonla (Ecevitin kısa ikdidarını sağlayan % 47'lik seçim hariç) ikdidarı paylaşmış fakat, Türk solu karekter ve zihniyet itibarı ile sağcı bir sosyal demokrat yapıda olduğu için, bilinen anlamdaki sol ile karıştırılmamalıdır. Yani 1946 seçimlerinden bu güne kadar bu ülkede, sağcı ikdidarlar ve onların politikaları hüküm sürmüştür. Liberal ekonomiye entegrasyon dönemlerinde ki geçiş sancıları, zaman zaman iç dinamiklerin zorlaması ile rotasyona uğramış ama hız kesmemiştir. Günümüze gelene kadar uygulanan tüm politik, ekonomik ve diğer ülkeyi ilgilendiren olaylarda ki buna darbelerde dahildir hep sağcı zihniyet vardır. Yani günümüzdeki zihniyetin öncülleridirler onlar. Siyasetçiler, arkalarına aldıkları Emperyalizmin yerli uşşakları ve sermayedarları ile, Atatürk Cumhuriyetini 60 yıllık bir geçiş döneminden sonra yıkmak üzere İrticacı Faşist bir siyasete teslim etmiştir. Bu daha önce niye yapılmadı diye soranlara ise soğuk savaş dönemini hatırlatmakta yarar vardır, Yukardaki tez eksik ve yalnışları içinde barındırmaktadır o yüzden. Yaşanan yapısal kriz ise, gerçekleşen karşı devrimin siyasi yapısının doğurduğu sancılardır sadece.
Alıntı:
|
Yazının tamamına sinmiş yeni bir devrim önerisini şu açıdan havada bir söylem olarak görüyorum; henüz Atatürk'ün devrimi içselleştirilememiş, uygulanamamış iken onu aşan bir yeni oluşumdan bahsetmek nicesi mantıklı oluyor ki? Aydınlığa giden yolda yapı taşlarının öncesi uygulanamamışken, sonrasını daha sağlam tesis etmek mümkün müdür?
|
Bana bir makaleden çok bildiri gibi geldi ama katılmak lazım ki, yeni bir devrim önerisi tamamına sinmiş bu yazının muhakkak, bana kalırsa bir örgüt içi argüman havasında tanımlanmış çözümler yüzünden olsa gerek ama havada kaldığı kesin. Atatürk'ün devriminin içselleştirilememiş, uygulanamamış olmasının nedenini yukarda anlattım zaten. Sanırım herkesin devrim beklentisi farklılaşıyor okuma bitince.
Karşı devrim, anayasasını onadığı zaman bu işe son noktayı koymuş olacak ve tıpkı Atatürkçü cumhuriyet gibi, kendi devrimlerini sağlamlaştırma yoluna giderken eski sistemide tasviye edecektir. Sn. ender helvacıoğlu'nun yaptığı analiz ve önerdiği yöntemlerde ise, son aşamasına gelmiş olan karşı devrim'in kendi devrimlerini yerleştirirken uygulayacağı politikalar göz ardı edilerek, mevcut sistem devam edecekmiş gibi kesin hükme girmesi inandırıcılığını ve uygulanabilirliğini kaybetmiştir.