Tekil Mesaj gösterimi
  #1 (permalink)  
Alt 16-02-2007, 23:53
detays detays isimli Üye şimdilik offline konumundadır
...Dengesiz...
 
Üyelik Tarihi: 01-02-2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 2,260
Standart Mısır'da Kutsal Hayvanlar

Mısır'da Kutsal Hayvanlar

Mısır dininin tek tanrıcılığı gözlerinize tamamen fetişizm gibi görünebilir. Bununla birlikte Mısır dininin sayısız tanrısının Yüce Varoluşun kendini farklı rollerle ifade etmesinden başka bir şey olmadığı da kabul edilmektedir, tanrısallığın evrensel temsilcileridir. Mısır’ın çeşitli yerlerinde görülen güneş mezhebinin ve bazı hayvanların kutsal sayılmasının nedeni budur. Gerçekten Tanrıların insan görünüşüne bürünmesi daha çok geç dönemlere rastlar.Başlangıçta tanrılar bitkilerde ve hayvanlarda ortaya çıkmaktaydılar. Tanrıça Hathor çınar ağacında, tanrıça Neith (bakire kalıp aynı zamanda doğumu veren; koruyucu kalkanı ve iki çapraz okuyla yunanlılardaki Athena’nın yerine geçer), Nefertum(Yunan Mitolojisindeki Prometheus) lotusla (nilüfer) temsil edilir.

Mısır Tanrıları, hayvan şeklinin içindeki baskın simgedir. Birkaç örnek verecek olursak: Horus şahin, Toth bir ibis, Bastet kedi, Khnum ise bir koç olarak temsil edilir. Bu tanrılar insan vücutlarının üstünde kendilerini temsil eden hayvanların kafalarını taşımaktadırlar. Fakat hayvan şeklinde temsil edilen Tanrılardan bağımsız olarak kutsal olduğuna inanılan bazı hayvanlara da tapınılmaktaydı. Bu tür adetlerin en önemli örneklerinden biri “Apis” mezhebidir. Apis, Memphis’te kendisine tapınılan kutsal boğadır. Kutsal hayvan, sadece rahiplerin bildiği bazı özellikleri sayesinde tanınır. Bir Apis’in ölümünün ardından; rahipler hızla yeni Apis’i aramaya koyulurlar. Bu hayvanın alnında beyaz bir üçgen, boynunda kartal şeklinde bir işaret ve göğsünde de hilal şeklinde bir işaret olması gerekmektedir. Kutsal boğa, Memphis’te özel bir ahırda tutulur ve burada kendisine tapanların sunduğu adakları kabul ederek güçlü öğütlerde bulunur. 19.hanedan zamanına kadar her boğanın kendine ait bir gömülme yeri vardı. II.Ramses zamanında ise “Serapeum”adı verilen toplu bir anıt mezar inşa edildi. Apis öldükten sonra tanrılaşarak “Osor-Apis” adını almaktaydı.

1851’de Sakkarada Fransız arkeolog Auguste Mariette yönetiminde bir “Serapeum” bulundu. Geniş bir yeraltı yapısı olan anıt mezarda uzun bir koridordan geçilerek defin odalarına ulaşılmaktaydı. Burada tek parçadan oyulmuş, granit, kireçtaşı veya bazalttan yapılmış yaklaşık 70 ton ağırlığında, içinde kutsal boğaların mumyaları olan sarkofajlar(lahitler)vardı.

Diğer önemli hayvanlara gelince, Antik Mısırlılar bazı kuşları da kutsal hayvanlar arasında saymaktaydılar. Yine Sakkara’da bugün nesli tükenen türler arasında olan, çok kıymetli, kutsal “ibis” kuşu için bir ölüler şehri inşa edilmişti. Çıplak kafalı ve boyunlu bir balıkçıl kuş olan ibisin kanatlarında mavi–siyah tüyler vardır. İçindeki yapılar ev şeklinde olan bu anıt mezar Mısırlılar’ın bilgelik tanrısı “Toth”a adanmıştı (Yunan Mitolojisindeki Hermes). Hayvan öldükten sonra mumyalanarak kilden bir vazoya yerleştirilmişti. Toth cehaleti simgeleyen timsah tanrı Sobekh’in baş düşmanı olarak kabul edilirdi. Gerçek hayatta da ibis kuşu timsah yumurtalarını yiyerek bu hayvanın nesline zarar vermektedir. Bu da Mısırlılar’ın gözlem yeteneği açısından ilginç bir örnektir.

Thebai de ise çok özel bir timsah mezhebi vardı. Epeyce evcilleştirilmiş kutsal timsahın gözlerine küpeler ayak parmaklarına ise altın yüzükler takılırdı. Bu durum bütün şehirlerde geçerli değildi, tarihçi Herodot’un anlattığına göre “Elephantine” şehrinin sakinleri timsahı kutsal saymazlar ve onu yemekte de herhangi bir sakınca görmezlerdi. Mısırlılar çoğu için timsahın oldukça korku verici bir varlık olması ve tanrılaştırılması avlanmasını da engellememiştir. Bazı mısırlılar kendilerine zarar veren timsahtan kurtulmaya çalışmışlardır.

Gelelim Antik Mısır’da hem dinsel hem de estetik çok önemli olan bir hayvana, yani kediye. Kedi, fare ve yılanları yiyerek Mısırlılara faydalı olmasının dışında estetik ve mistik özellikleriyle de Mısır’da saygı görmekteydi. Kedi Savaşçı kişiliği, güzelliği ve gizemliliğiyle hayranlık uyandırmaktaydı. Saraylarda ve tapınaklarda kedi beslenir kadınlar kedinin zarif ve ahenkli yürüyüşünü taklit etmeye çalışırlardı. Buralarda beslenen kedilerin kutsal timsahlar gibi özel takıları vardı ama onlar çok daha süslüydü. Kedilere alınlık, kolye ve küpe takarlardı. Bu takılar neredeyse insanlarınki kadar ince işlenmiş olurdu. Kedi türleri arasında siyam kedisi özellikle kutsal kabul ediliyor bu türe değer veriliyordu.

Kedinin öteki dünya ile bu dünya arasında görev yapan bir varlık olduğuna ve ruhlar alemine açılan kapıyı koruduğuna, kötü ruhları uzak tuttuğuna inanılırdı. Kedinin mistik özellikleri bunlarla sınırlı değildi. Aynı zamanda dişi kediler evin ve kedi severlerin koruyucusu, bereket getiren aslan başlı tanrıça “Bastet” ve güneşin yararlı sıcaklığıyla özdeşleştirilirdi. Bastet neşenin, müziğin ve kıvrak dansların da temsilcisiydi. İnanışa göre kedi miyavladıkça evin içi tanrıçanın insanlara hediyesi sayılan neşeyle dolardı. Tüm bu nedenlerle kedi öldüren birinin cezası kazayla öldürmüş olsa bile ölümdü.

Kedi kültü özellikle aşağı Mısır’da Budbaste şehrinde yaygındı. Burada tanrıça Bastet’in adına bir tapınak inşa edilmişti. Kediyi kutsallaştıran Mısırlılar, yaşamdan sonraki hayatta tekrar beraber olabilmek için kedileri de mumyalamışlar. Yapılan kazılarda birçok kedi mumyasına rastlandı. Ayrıca, kedilerin hayranlık uyandıracak güzellikte heykelleri bulundu. Bu heykellerin dışında Vatikan'ın eski Yunan ve Roma salonlarında bronz ve mermer, Napoli müzesinde mozaik kedi heykelleri sergilenmektedir.

En fazla sayıdaki kedi mumyası ise Beni Hassan’da bulunmuştur.
Alıntı ile Cevapla