|
Nesnelere (bizim dışımızdaki şey'lere) "hastalıklı bir tutku"dan bahsediyorsanız; ben konuyu sondan başa okuyacağım; hiçbir "şey" benim tutkuyla esir olabileceğim kadar yaşamıma giremedi; keşke girseydi dediğim de olmadı değil; hem insanî bulduğumdan hem de -patolojik dahi olsa- tutkuyu önemsediğimden...
Belki de aksi -bahsettiğinizin diğer ucunda olan, marjinali- daha büyük esarettir, sorumluluktan/özgürlükten kaçıştır, çekilmez kılıyordur yaşamı, sahadan uzaklaştırıp kıyıcıklarda bekleten pasifize olmuşluğumuzun "hastalığıdır" hakiki kölelik, kim bilir...?
Aklıma bu tesirde yaşamımı ele geçirecek "şey"in bir "çocuk" olabileceği geliyor, şimdilik.
Konu devam etsin bakalım; tam olarak ne tür bir "çıkar"dan bahsediliyor, anlayayım...
|